Merkez stilettoları da çıkardı attı!

Emrah LAFÇI
Emrah LAFÇI Ekonominin Doğası dunya@dunya.com

18 Mart 2021’den bu yana toplam 8 Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı yapıldı. Mart’taki toplantıda başkan Naci Ağbal’dı, zaten bir sonraki gün de görevden alındı. Ondan sonraki bütün toplantılarda başkan Şahap Kavcıoğlu’ydu. Bu arada, Nisan ve Temmuz’da 2 enflasyon raporu yayımlandı. 2021’in dördüncü raporu da önümüzdeki hafta yayımlanacak. Bildiğiniz gibi her PPK toplantısı sonrasında da bir basın duyurusu yayımlanıyor. Şimdi bu dönemdeki basın duyuruları ve enflasyon raporlarına biraz daha yakından bakalım.

2021’de dünya ekonomisi bir toparlanma yılını yaşıyor. 2020’de baskılanan talebin bu yıl itibariyle ertelenmiş talebin de devreye girmesiyle ivmelenmesi, gevşek maliye politikasının getirdiği ekonomik canlandırma paketleri, gevşek para politikaları, düşük faizler ve varlık alımlarının devam etmesi bütün dünyada ülke üretimlerinin artmasını sağladı. Bunun yanında bir de baz etkisini dikkate aldığımızda görülmemiş büyüme oranlarıyla karşı karşıya kaldık. Diğer taraftansa bu talebin yukarı ittiği fiyatlar, arz sıkıntılarıyla birleşince enflasyon da kaçınılmaz oldu. Navlun fiyatlarının yüksek olması, enerji, temel gıda ve endüstriyel metallerdeki fiyat artışı, özellikle gelişmiş ülkelerdeki ücretlerdeki artış enflasyona ekstra katkı yapan unsurlar oldu. Tabii ki biz de dünyadan kopuk olmadığımız için bütün bu etmenlerden etkilendik. Türkiye de yüksek büyüme ve yüksek enflasyon yılını yaşıyor. Çok basit bir kural vardır, eğer hem büyümeniz hem de enflasyonunuz yüksekse işin ucu kaçıyor demektir. Merkez bankalarının da böyle durumlarda döngü karşıtı pozisyon almaları, sıkılaştırıcı önlemler almaları gerekir. Zaten birçok merkez bankası da faiz artırmak suretiyle bu önlemleri alıyor. Gelişmiş ülkelerde de benzer bir eğilim var. Mesela ABD; Fed, varlık alımlarını azaltma takvimi açıklayıp, 2022’de faiz artırım sinyali veriyor. Diğer taraftan İngiiltere Merkez Bankası 2021 bitmeden faiz artırımı olabileceğini konuşmaya başladı. İktisadi büyümemiz ve enflasyonumuz diğer ülkelere göre daha yüksek olmasına ragmen bizse tam tersi bir politika uyguluyoruz 2 aydır. Ve merkez bankamız faizleri 2 ayda 300 bps indirdi. Ya diğer ülkeler bir şeyleri yanlış yapıyor, ya da biz. Tek yönlü bir yolda bütün arabalar aynı yönde giderken siz ters yönde gitmeye çalışıyorsanız kimin hatalı gittiğini söylemeye gerek yok herhalde.

Genel olarak durumu ortaya koyduktan sonra yukarıda bahsettiğim Merkez bankası metinlerine dönebiliriz. Metinlere bakarken de o tarihteki dolar kuruna, 2 yıllık gösterge tahvil faizine ve en son açıklanan enflasyon rakamlarına beraber bakalım. Merkez bankalarının aldıkları kararların özellikle enflayson üzerindeki etkileri gecikmeli olarak görülüyor ama yine bütün resmi göstermesi açısından ilgili dönemdeki enflasyona bakmak bize yardımcı olacaktır. 

Notlar, toplantılar

200 bps faiz artırımı gerçekleştirilen ve hemen ertesi günü Başkan Naci Ağbal’ın görevden alındığı Mart toplantısının yapıldığı gün dolar kuru 7.46 TL ve gösterge tahvil faizi %16.37 seviyesindeydi. Son açıklanan Şubat ayı yıllık enflasyon rakamı da %15.61’ydi. Bu arada da 2021’in 28 Ocak tarihli ilk enflasyon raporuna göre 2021 yıl sonu enflasyon tahmini %9.4 ve 2022 yıl sonu tahminiyse %7. Bir ara hatırlatma yapayım, bahsettiğim raporun üzerinden sadece 9 ay geçti ve ülkenin son açıklanan yıllık enflasyonu %19.58. Enflasyonu tahmin etme ve enflasyonla mücadele etme konularında ne kadar başarılı(!) olduğumuzu sadece buradan bile görebilirsiniz. Mart PPK notundaki faiz indirimiyle birlikte özellikle; 2020’deki kredi genişlemesinin birikimli etkileri, cari dengeye ilişkin riskler gibi ülkemize özgü konuların yanında yukarıda bahsettiğim küresel enflasyonu yukarı iten unsurlar sayılmıştı. Ve bu risklere karşılık da enflasyonla mücadele için önden yüklemeli olarak faiz artırımına gidildiği belirtilmişti. Zaten küresel enflasyon riskleri o tarihten sonraki bütün PPK metinlerinde yer alıyor. Bu metindeki önemli konulardan biri de gerekirse ek bir sıkılaştırmanın da yapılabileceğiydi. Bu metinden ve karardan kaynaklı mı bilinmez, Cumhurbaşkanı ertesi gün Başkan’ı görevden aldı.

15 Nisan tarihli toplantıda artık başkan kelimesinin yanında Şahap Kavcıoğlu yazıyordu. PPK metni de tamamen değişmişti. En dikkat çeken değişiklik ise gerekirse ilave sıkılaştırma yapılabilir ibaresinin çıkarılmasııydı. Peki bu toplantı tarihinde rakamlar ne durumdaydı? Dolar kuru 8.06, gösterge tahvil faizi %18.24 ve son açıklanan yıllık enflasyonsa %16.19’du. Bu toplantı dahil Eylül PPK toplantısına kadar Merkez Bankası faize hiç dokunmadı ve metinde de sıkı politikaya devam edilmektedir ibaresi tutuldu. Burada kurdaki ve faizdeki harekete dikkatiniz çekmek isterim. Kur 1 ayda %8 yukarı giderken tahvil faizlerinde yaklaşık 2 puanlık artış gördük. Bu hareketlerin başkan değişkliği kaynaklı olduğunu da belirtelim hemen.

Nisan sonunda ikinci enflasyon raporu yayımlandı. Merkez Bankası yıl sonu tahminini %12.2’ye, 2022 sonu tahminini de %7.5’e yükseltti. Hem bu toplantı sonrası soru cevap seansında hem de Başkan’ın katıldığı televizyon programlarında kamuoyunu ikna etmekten çok uzak olduğunu gördük.

Mayıs PPK’sı da mutedil geçtikten sonra Haziran başında Cumhurbaşkanı bir TV programında Merkez Bankası Başkanı’yla görüştüğünü Temmuz – Ağustos gibi faizlerin ineceğini söyledi. İki ay gecikmeyle de olsa gerçekten Sayın Erdoğan’ın dediği gibi gerçekleşti olaylar. Ki bu da hiç kimse için sanıyorum şaşırtıcı değildir. Burada şaşırtıcı olay olsa olsa 2 aylık gecikmedir. Mayıs PPK zamanında, yani 6 Mayıs’ta rakamlarımızsa şöyleydi. Dolar 8.31, faiz %17.94 ve son açıklanan enflasyon %17.14 oldu. Gördüğünüz gibi dolar ve enflasyonda özellikle sürekli bir kötüye gidiş durumu söz konusu.

Haziran, Temmuz ve Ağustos toplantıları da Mayıs toplantısı gibi sakin geçti. Ekonomi kamuoyu metnin içindeki küçük değişikliklerle yetinmek durumunda kaldı. Temmuz’da ayrıca üçüncü enflasyon raporu yayımlandı. Yıl sonu enflasyon tahmini %14.1’e, 2022 yıl sonu tahminiyse %7.8’e yükseldi. Bu arada enflasyon Temmuz’da yıllık %17.53 olarak gerçekleşti. Merkez Bankası Başkanı’nın politka faizi enflasyonun üstünde olacak açıklaması haklı olrak “ya olmazsa?” sorularını beraberinde getirdi. Fakat Başkan bu soruları yanıtlamaktan kaçındı.

Yerim dar, oynayamıyorum

Eylül toplantısına doğru yaklaşırken belli ki siyasi baskıdaki artışla birlikte, söylem de değişmeye başladı. Bu arada enflasyon %19.25’e yükseldi. Başkan şapkadan çekirdek enflasyonu çıkardı. “Yerim dar, ben bu manşet enflasyonla oynayamıyorum, çekirdekle şöyle bir yerimi genişletin” dedi. Ve Eylül toplantısında da olan oldu, enflasyon politika faizinin üstünde olmasına ragmen 100 bps faiz indirimi geldi. Metne baktığımızda ilginç bir şekilde enflasyona ilişkin birçok risk sayılmasına ragmen faiz indirimine gidildiğini gördük. Zaten bu karardan sonra alınan kararlarda bir rasyonalite bekleyen de pek kalmadı. Nitekim Ekim toplantısında da gönlünce oynayamadığını düşünen Merkez topuklu ayakkabılarını da bir kenara attı ve 200 bps indirime gitti, böylece çekirdeğin de altına inilmiş oldu.

Kimsenin anlamadığı bir takım kararların alındığı bir dönem

Tabii bu kadar sorumsuzca alınan kararlar sonucunda piyasanın tepkisi de sert oldu. Son rakamlara da bakalım. Kur 9.60’a geldi, son açıklanan enflasyon %19.58 ve tahvil faiziyse %18.50’lere yaklaştı. Artık işin ucu kaçmıştır. Bu saatten sonra Merkez Bankası’nın rasyonel bir karar almasını beklemek kolay değil. Böyle bir karar alınacak olsa bile etkisi olmayacaktır. Çünkü ilk fırsatta yine garip kararların alınacağına ilişkin genel bir kanı oluşmuştur. Tarih bu dönemi, “kimsenin anlamadığı bir takım kararların alındığı bir dönem” olarak anacaktır.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Birinci Şahsın Şiiri 20 Kasım 2021