Merkez'in afili yalnızlığı

Emrah LAFÇI
Emrah LAFÇI Ekonominin Doğası dunya@dunya.com

Yılın üçüncü enflasyon raporu yayımlandı. Merkez Bankası Para Politikası Kurulu her ay toplanıyor ve bu toplantıda en çok takip edilen konu faizlerde bir değişikliğe gidilip gidilmediği oluyor. Bunun yanında toplantı sonrası bir de not açıklanıyor. O notta yapılan değişiklikleri de piyasa ileriye yönelik sinyaller olarak algıladığı için çok yakından takip ediyor. Bu notlar dışında Merkez Bankası'nın en önemli raporlarından ve iletişim kanallarından biri enflasyon raporları. Yılda 4 kez, ocak, nisan, temmuz ve ekim aylarında yayımlanıyor bu raporlar. İçeriklerindeki en önemli husus Merkez Bankası'nın yıl sonuna ilişkin paylaştığı enflasyon tahmini. Rapor tabii ki sadece bundan ibaret değil. Dünya ve Türkiye ekonomisi görünümü, son rapordan bu yana yaşanan gelişmeler, enflasyon hedeflerinin neresindeyiz gibi birçok bilgi yer alıyor. Ayrıca çok önemli bilgilerin yer aldığı, entelektüel olarak da faydalı kutular paylaşılıyor. Son raporda da yine güzel çalışmalar var. Bu rapor sadece içerik olarak değil aynı zamanda sunuş yöntemi açısından da önemli. Çünkü her rapor sunumunda Merkez Bankası başkanı basın mensuplarının ve ekonomistlerin sorularını yanıtlıyor. Dün de yine soru cevap kısmında birçok soru soruldu. Bu toplantıda öncekilerden farklı olarak başkan, toplantıdan sonra basın mensuplarını odasında ağırlayıp, bir sohbet gerçekleştirdi. Bu uygulamayı daha önce Murat Uysal’ın başkanlığında görmüştük. Bir diğer fark da Şahap Kavcıoğlu sunumu yaparken yanında başkan yardımcıları yer almadı.

Yine yukarı revizyon

Biz gelelim raporun içeriğine, başkanın sunumuna ve soru cevap kısmındaki önemli bölümlere. Tabii ki en önemli kısım yıl sonu enflasyon tahminindeki revizyon. %12.2 olan yıl sonu tahmini %14.1 olarak revize edildi. Merkez son 5-6 rapordur yıl sonu tahminini yukarı revize etmek durumunda kalıyor. Bu da tahminin diğer paydaşlar nezdindeki inandırıcılığını azaltan bir etken. Bu rapordaki revizyonun en temel sebebi yine kur ve artan enerji fiyatları. Toplam 1.9 puan yukarı yönlü revizenin 0.8 puanı sadece ithalat fiyatlarındaki artıştan kaynaklanıyor. Ayrıca yıl sonu enflasyon tahmininin piyasa beklentisinden yaklaşık 1.5 puan aşağıda olduğunu da unutmayalım.

Sunumun tamamında, soru cevap kısmında ve sonrasındaki sohbette ana mesaj, Merkez Bankası'nın enflasyonla mücadelede yalnız kaldığıydı. Başkan, sıklıkla enflasyonu düşürmek için mutlaka toplumsal mutabakat gerektiğini, ekonominin diğer paydaşları da üzerlerine düşeni yaparlarsa ancak başarılı olunabileceğini söyledi. Bu söylem uzun süredir Merkez Bankası'nca dillendiriliyor ama en fazla bu toplantıda bu kadar ön plana çıkarıldı.

Soru cevap kısmında sorular gerekmesi durumunda merkezin “ilave sıkılaştırma” yapıp yap(a)mayacağı konusu etrafında şekillendi. Başkan da ısrarla bu konuda gerekirse yaparız demekten kaçındı. Oyun planı belli ki yılın ikinci yarısında enflasyonun düşmesi beklentisi üzerine kurulmuş. Şahap Kavcıoğlu’nun göreve geldiğinden beri verdiği en önemli mesaj, politika faizinin beklenen ve gerçekleşen enflasyonun üzerinde olacağı taahhüdüydü. “İlave sıkılaştırma yapabiliriz” cümlesinin Kavcıoğlu’nın ağzından bir türlü çıkmaması, olur da enflasyon %19’un üstüne çıkarsa bu taahhüdün yerine getirilip getirilemeyeceği konusunda soru işaretlerine neden oluyor. Merkez, enflasyon biraz düşmeye başlarsa belli ki ilk fırsatta faiz indirecek. Bunu birçok mesajdan anlayabilmek mümkün. Ama enflasyon yükselirse ne yapılacak konusu düşünülmek dahi istenmiyor.

Dolarizasyon problemi

Merkez bankasının diğer şikayetçi olduğu konu dolarizasyon. Kavcıoğlu, özellikle kurumsal döviz talebinin kurun biraz gevşemesi sonucunda hemen devreye girdiğini, bunun da kurun daha da aşağı gelmesini engellediğini söylüyor. Belli ki Merkez, TL’nin değerlenmesini istiyor. Ama burada da tüzel ve gerçek kişilerin döviz talebini kesecek olan yine Merkez Bankası'nın güven veren sağlam duruşu olacaktır. Son 1 yılda Merkez Bankası etrafında şekillenen birbiriyle tutarsız politikalar olmasaydı, bu kadar sık başkan değişiklikleri yaşanmasaydı kişilerin de döviz talebi bu kadar yüksek olmazdı. Daha önce benzer şekilde düşüşler olduğunda döviz almayan şirketler, ilerleyen dönemde daha yüksek kurlardan almak durumunda kaldılar. Velhasıl merkezin bu konuda yalnız bırakılıyoruz demek yerine kişilerin neden böyle davrandıklarının analizini yapıp, bu sebepleri ortadan kaldırması gerekir.

Enflasyonla mücadelenin sadece Merkez Bankası'nın tek başına yapabileceği bir şey olmadığı aşikar. Ama bunun yanında enflasyonla mücadeleyle sorumlu kuruluş da Merkez Bankası. Toplumsal mutabakat sağlanacaksa bunun sağlanmasının yolunu açacak, öncülük edecek kurum da Merkez Bankası. Merkez, öncelikle istikrarlı politikalarla özellikle son 1 yılda iyice bozulan imajını düzeltmeli. Sonrasında diğer paydaşları ikna etmesi daha kolay olacaktır. Bu da tabii ki biraz zaman gerektirecek. Bu toplumsal mutabakat retoriği de “Enflasyon düştüğünde biz düşürdük, enflasyon yükseldiğinde toplumsal mutabakat olmadığı için yükseldi” söylemine dönüşmemeli.

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar