Metaverse yolculuğunda yeni parkur: televizyon ve oyun platformları

Kerem Özdemir
Kerem Özdemir KEREM İLE İŞİN ASLI elfkerem@gmail.com

Video oyunlarının merkezi olmayan sanal dünyası. The Sandbox’ın Kurucu Ortağı ve COO’su Sebastien Borget ile sohbetimizin başında bu kısa tanımlama, Metaverse’ün nelere ve nerelere uzandığını gösteriyor. Borget’in anlattığı iş modeli, al sat emlakçığından çok master plan ile sıfırdan akıllı şehir inşa etmeye benziyor.

Toplam 166 bin 464 parça toprak parçası ya da arsadan oluşan Sandbox Metaverse’ünün yüzde 74’ü satışa açıkken yüzde 10’u Sandbox’ın özel etkinlikleri için ayrılmış durumda. Yüzde 16’lık bölüm ise, iş ortakları, oyun yaratıcılara ve oyunculara dağıtılmak üzere bir kenarda tutuluyor. Borget, arsalarının yaklaşık yüzde 70’ini sattıklarını söylüyor ve arsayı “bir kere sahip olduğunuzda oyun yayınlayıp deneyim yaratacağınız ve oyuncuların avatarları ile içinde yer almalarına izin verebileceğiniz dijital bir gayrimenkul parçası” diye tanımlıyor.

Borget’ın anlattığı model, bir platform ve ekosistem kurmaya odaklanıyor ve çalışabilecek bir model haline geliyor. The Sandbox’ın modelinde bir harita ile başlayan ve dolayısıyla sınırları ve kapsamı belli olan yapılar, sürdürülebilirlik potansiyelini taşıyor. Tarihte, bizim cumhuriyetimiz de bu şekilde kuruluyor ve hızlı bir kalkınma süreci gerçekleştirmeyi başarıyor. Borget, “bizim haritamız belli ve buna yeni arsa eklenmeyecek” güvencesini vererek benzerliği ortaya koyuyor.

Eğlence ve akıllı mutabakat

Şu noktaya kadar adını vermesem de anlatılanlar aslında Bitcoin’in yaratılışındaki manifestodan da farklı değil. Biz borsa değerine ve hızlı yoldan zengin olma aracı görünümüne odaklansak da Bitcoin aslında insanların üzerinde anlaştığı bir para birimi olarak değer taşıyordu. Belirli sayıda üretileceğinin güvencesinin verilmesi devalüasyon riskinin ortadan kaldırılması anlamına geliyordu ve arkasına toplumu almasından güç buluyordu. Ancak sistem kırıldı. Merkez bankalarını yok sayan bu sistem karşısında devletler ve merkez bankalarının geleneksel değerlerini koruması ile Bitcoin bir yatırım aracına dönüşürken değerinin çok artması ile kullanılabilir olmaktan uzaklaştı.

Değeri, aristokrasinin asaletinden insanların kazanarak sahip olabildiği paraya taşıyan burjuva devrimlerinin açtığı yolun tersine olarak Bitcoin, değerine tapılan ve ne olursa olsun kazandırmasıyla kutsallaşan bir sisteme dönüştü. Son dalgalanmalar ile değeri daha makul yerlere gelse de, akıllı sözleşmesi ile heyecan verdiği dönemdeki kimliğinden hala çok uzak. Deneyim ile yatırım arasındaki çatışmada, yatırım aracı olarak lanetlenmiş durumda. Bu nedenle Borget’ın “şirketler burada iş kurarak para kazanmaktan çok eğlence ile etki yaratmaya odaklanmalı” tavsiyesini çok değerli buluyorum. Son dönemde Türkiye’de yine şirketlerin ve holdinglerin finansal gelirlerinin faaliyet gelirlerinin üzerine çıkmaya başlaması bu önemi daha da artırıyor.

Metaverse dünyasında bir şey olmanız ve bir işe yaramanız gerekiyor. Borget’ın kullanığı “entertainment” sözcüğünü eğlence olarak çevirsem de bunun için deneyim sözcüğünü kullanmanın daha iyi olduğunu düşünüyorum. Metaverse’te değer yaratmanın ve sadakati sağlamanın yolu buradan geçiyor. Bu, finansalları gözardı eden bir yaklaşım değil. 2012 yılında Pixowl tarafından oluşturulan The Sandbox’ın yedi ülkede ofisi ve 300’den fazla çalışanı bulunuyor. Borget, “2 yıl gibi bir süre sonunda Türkiye’nin, metaverse dünyasının en değerli 3 ülkesinden biri haline gelmesini hedefliyoruz” sözleriyle ciddi iş plan ve hedefleri olduğunu da ortaya koyuyor. Bunun da ötesinde The Sandbox Metaverse’ünde Opensea üzerinden ether ile satışa sunulan bir arsanın fiyatı 4 bin 800 dolar civarında. Şirket, pazar hacmini 3,9 milyar dolar olarak açıklıyor. Ancak işin merkezinde, eğlence ve deneyim bulunuyor.

Eğlence platformlarının savaşı

Bütün bu anlattıklarımın diğer yanında eğlence platformlarının billboard reklamları ile şiddetlenen savaşı yer alıyor. Disney+’ın 14 Haziran’da açılacak olması, yeni dalganın en önemli adımı. Toplu taşımadan bina duvarlarına kadar her yerde kendisini gösteren marka, Yasak Elma dizisine kendisini yerleştirmesi ile de başarılı bir tanıtım yapıyor. Satın aldığı çok sayıda marka ile (benim için en çarpıcı yanı, Star Wars’un yapımcısı Lucasfilm’i satın alması olmuştu) izleyiciye doğrudan ulaştırmaktan kârlı çıkacağı geniş bir portföyü bulunan Disney, Disney+ reklamlarında kendi ürünlerine güçlü bir vurgu yaparak niyetini gösteriyor.

Bu, Netflix ile aralarında ciddi bir ayrım noktası olacak. Netflix, giderek artan ölçüde kendi dışındaki ürünlere ya da kendisi için ürettirdiği ürünlere yer veriyor gibi görüyorum. Bunlar, farklı zevklere ve renklere hitap ediyor.

Netflix’in CEO’sunun yıllar önce Financial Times gazetesine verdiği ropörtajda Hindistan pazarı için yaptığı internet kullanıcısı sayısının bu kadar arttığını zamanında fark edemediği için üzgün olduğu yorumu, oyunun kurallarından biri. Diğeri ise tabii ki orta sınıfın tüketim alışkanlıklarını yakalamak. Oyunun kuralı bu ve kazananı da bu belirleyecek.

The Sandbox, Disney+ ve Netflix, bizi Metaverse’e taşıyacak yolculuğun sürücüleri olarak aynı oyunu oynamak zorunda: eğlence ve alışkanlık yaratmak. Çünkü Monopol tahtası kapandığında, Nispetiye’deki otelinizin değeri sıfıra düşer. Buna devam edeceğiz.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Şimdi reklamlar... 11 Ağustos 2022
Felsefenin sefaleti 18 Temmuz 2022