Mevduatın krediye dönüşümünde artış var

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Ekonomide büyüme-ya­vaşlama bağlamında önemli bir makroeko­nomik sinyal niteliğindeki kre­di/mevduat oranı (KMO) yük­selmeye devam ediyor. Yurt içi KMO, ilk çeyrekte 3,7 puan yük­selerek yüzde 95,5’e kadar çıktı. Ancak son bir yılda ciddi oran­da reel büyüme kaydetmesine karşılık kredi hacminin bu yıl ilk çeyrekte reel olarak daral­masına rağmen KMO’da yaşa­nan artışta, mevduatta daha da yüksek oranda reel daralma gerçekleşmesi etkili oldu.

Bankacılık sektörünün topladığı mevduatı ne ölçü­de krediye çevirdiğini gös­teren KMO’nun yükselmesi banka kredilerinin mevdua­ta göre daha fazla arttığı, sis­temin “risk alan/genişleyici fazda” olduğunu gösteriyor. KMO’nun düşmesi ise banka­ların daha temkinli davrandı­ğı, likiditenin ya tutulduğu ya da daha güvenli alanlara pla­se edildiği, mevduatın kredi­ye dönüşümünün gerilediği­ne işaret ediyor. Yüksek KMO, kredi genişlemesi, iç talep bas­kısı, enflasyonist eğilim, cari açık baskısı; düşük KMO ise kredi kanallarının daralması, iç talebin zayıflaması, ekono­mide yavaşlama, parasal sıkı­laşma göstergesi olarak değer­lendiriliyor.

İlk çeyrekte krediler daha hızlı arttı

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BD­DK) İnteraktif Aylık Bülteni ve iller bazında finansal istatis­tikleri toplulaştırarak üçer ay­lık dönemler itibarıyla yayım­ladığı “FİNTÜRK” veri setine göre mart sonu itibarıyla ban­kacılık sektörünün yurt içine kullandırdığı nakdi kredilerin bakiyesi 25 trilyon 295,2 mil­yar, yurt içi yerleşiklerin top­lam mevduat hacmi ise 26 tril­yon 478,5 milyar TL oldu. Top­lam yurt içi mevduat hacminin 14 trilyon 771,2 milyarını ta­sarruf mevduatları, 11 trilyon 707,3 milyarını ise ticari ve resmi mevduat oluşturdu.

İlk çeyrekte toplam yurt içi mev­duat yüzde 3,6 oranında 928,6 milyar lira, yurt içi kredi hac­mi ise yüzde 7,9 oranında net 1 trilyon 843,3 milyar lira bü­yüdü. Mart itibarıyla son bir yılda ise toplam yurt içi mev­duat hacmindeki büyüme yüz­de 34,3 oranında net 6 trilyon 767 milyar lira olurken, banka­ların yurt içi kredi hacmi yüz­de 42,3 oranında net 7 trilyon 516,5 milyar liralık bir genişle­me kaydetti.

Mart sonu itibarıyla tüketici fiyatları (TÜFE) bazında yüz­de 30,87 olan yıllık enflasyon­la indirgendiğinde reel baz­da mevduat hacmindeki yüzde 2,6’lık artışa karşılık reel kredi genişlemesinin yüzde 8,7’le bu­nun çok üzerinde olduğu belir­lendi. Ancak yılın ilk çeyreğin­deki harekete bakıldığında ise mevduat hacmi nominal artışı yüzde 3,6 ile bu dönemde yüzde 10,04 olan enflasyonun çok al­tında kalarak reel bazda yüzde 5,9 daralırken, kredi hacminde de yüzde 1,9’luk bir daralma ya­şandığı görülüyor.

Bu gelişmelerle; Mart 2025 sonu itibarıyla yüzde 90,2 olan, 2025 sonunda yüzde 91,8’e yük­selen yurt içi kredilerin yurt içi mevduat hacmine oranı (Yurt içi KMO), bu yıl mart sonunda yüzde 95,5’e kadar çıktı.

Kredi/mevduat oranında yükselişin ana nedeni

Veriler, KMO’da yıllık bazda yükselişin bu dönemde kredilerin reel olarak mevduata göre daha hızlı artmasından; bu yıl ilk çeyrekteki yükselişin ise mevduatta kredilere göre daha fazla reel daralma yaşanmasından kaynaklandığını gösteriyor. Özellikle bu yıl ilk çeyrekteki KMO artışında kredi iştahından çok mevduat artışının hız kesmesinin etkili olduğu görülüyor. Mevduattaki artışın kredilere göre çok daha düşük olmasında ise tasarrufların altın başta diğer finansal araçlara kaymasının etkisi bulunuyor.

Yurt içi mevduat hacminde bankalarda açılan altın mevduatı hesapları ile dolar, euro ve diğer dövizler üzerinden açılan birikimler dahil ancak yastık altına giden fiziki altınlar ve dövizler bu tutarda yer almıyor. Özellikle faiz indirim sürecinde TL mevduatın cazibesinin azalmasının tasarrufların sistem dışına kaymasına yol açtığı görülüyor. Hane halkı birikimlerinin önemli bölümünün fiziki altın, yastık altı döviz ve gayrimenkul gibi alanlara kayması, kredi/mevduat oranını yükselten faktörler arasında.

Türkiye için ideal aralık ve kritik eşik ne?

Uzmanlar, bankaların fonlama yapısını gösteren KMO’da Türkiye için yüzde 70-90 aralığının sağlıklı ve dengeli bant olduğu görüşünde. Bu aralıkta, mevduat tabanının kredi büyümesini rahat karşılayacağı, bankaların dış fonlamaya fazla ihtiyaç duymayacağı, likidite yönetiminin dengeli, kredi büyümesinin dengeli olacağı belirtiliyor.

İç talebin büyüyeceği ancak aşırı ısınma üretmeyeceği, cari açık baskısının sınırlı kalacağı belirtilen bu aralıkta, finansal kırılganlığın düşük olacağı vurgulanıyor. KMO’da yüzde 90-105 bandı “kritik” olarak değerlendiriliyor. Bu aralıkta mevduatın krediye sınırda yetebileceği, bankaların swap, sendikasyon, dış borçlanma ile denge kurmaya çalışacağı, faiz ve kur şoklarına duyarlılığın artacağı belirtiliyor.

Bu aralığın, büyümenin hızlandığı ama finansal stresin biriktiği alan olduğunu belirten uzmanlar, Türkiye’de kriz öncesi sıkışma evrelerinin çoğu zaman bu aralıkta oluştuğuna dikkat çekiyor. Yüzde 105- 120 aralığında bir KMO ise Türkiye için açık “kırılganlık alanı” olarak nitelendiriliyor. Mevduat krediye yetmez olduğu bu aralık için uzmanlar, “Bankacılık sistemi dış fonlamaya bağımlı hale gelir, döviz likiditesi baskılanır, kur şokları bankacılık bilançolarına hızlı yansır, Merkez Bankası politikası kritik hale gelir” görüşünde.

KMO’nun yüzde 120’lere gelmesi durumunda batık kredi oranının yükseleceği, ekonominin yüksek büyüme ancak kırılganlık birikimi üreteceği belirtiliyor. Aşırı yüksek KMO durumunda, kredi büyümesi mevduatla finanse edilemediği için bankaları dış kaynak bağımlısı olacağı için, bunun kur şoklarına ve sermaye çıkışlarına karşı kırılganlık yaratacağı vurgulanıyor.

KMO yüzde 135’ten 85’e düşmüştü

Bankaların yurtdışı sendikasyon, Euro Bond, swap fonlama gibi kaynak kullanımına hız vererek topladığı mevduattan çok daha fazla kredi kullandırdığı, kredi teşvikleri ile iç talep patlaması ve hızlı büyüme yaşanan 2017 yılında yurt içi KMO yüzde 134,6’ya kadar yükselmiş, ancak sistem kırılgan hale gelmişti. 2018 sonunda yüzde 129,6’ya, 2019 sonunda yüzde 115 dolayına gerileyen yurt içi KMO, ekonomide yavaşlamanın damga vurduğu pandemi döneminde de düşüşe devam ederek 2021 sonunda yüzde 100 dolayında dengeye geldi, 2022 sonunda da yüzde 92,6’ya indi.

Bu düşüşte kurlar baskılanırken, cazip faizli KKM ile mevduat cephesinin tahkim edilmesi etkili oldu. 2023’ün ikinci yarısında yönetimi değişimi ile ekonomi politikası kökten değişti. Haziran 2023 itibarıyla yüzde 8,5’e kadar düşürülmüş olan politika faizi kademeli olarak artırılırken, kredi büyümesi idari olarak baskılandı.

Özellikle ticari kredilerde büyüme sınırları, seçici kredi politikaları sonucunda, bankalar kredi veremediği için bilanço büyümesi mevduat tarafında “birikti”. Yani kredi talebi olmasına rağmen kredi arzı regülasyonla sıkıştırıldı. Sıkılaştırma önlemleri devam ederken hızla yükselen faizlerin etkisiyle TL mevduat hacminin büyümesi sonucu KMO, 2023 sonunda yüzde 85 dolayına kadar indi.

Aralık 2024 itibarıyla yüzde 50’ye kadar yükselmiş olan politika faizinde bu tarihten itibaren başlatılan indirim süreci ise dünyadaki güçlü trendin de etkisiyle tasarrufları TL mevduattan, altın yatırımına yöneltti. Bu eğilim 2025’te daha da güçlendi. Bunun etkisiyle 2024 sonunda yüzde 92’ye yükselen KMO, 2025 sonunda da bu düzeyini korudu. Faiz indirim sürecinde kararlık algısının henüz güçlü olduğu bu yılın ilk çeyreğinde söz konusu oran 3,7 puan daha yükseldi.

Mevduatın krediye dönüşümünde artış var - Resim : 1

Yazara Ait Diğer Yazılar