Müdahaleler dönemi
Son dönemde küresel ekonomilerde piyasa fiyatlamalarına müdahale haberlerini daha fazla duymaya başladık. Piyasa fiyatlamalarına müdahale aslında 2008 krizinden sonra sıklıkla karşılaştığımız bir durumda.
ABD ve Japonya gibi ekonomiler uzun vadeli faizleri istedikleri seviyede tutabilmek için piyasaya müdahale ediyorlardı. Amaç uzun vadeli faizleri düşük tutarak ekonomik aktiviteye destek olmaktı. Kriz ortamında bu tür müdahalelerin olması anlaşılabilir. Fakat son dönemde bir kriz ortamı yok. Buna ragmen ABD Hazinesi ve Japon Merkez Bankası birlikte Japon yenini güçlendirmek için müdahalede bulundular. Son açıklanan haberlere göre ABD Hazinesi 10 yıldan 30 yıla kadar olan vadelerdeki tahvillerde geri alım programının iki katı kadar alım yapacak.
Bu hamleler ne anlama geliyor?
Öncelikle Japon yeninden başlayalım. 2025’in nisan ayında 140 civarında olan yen/dolar paritesi son dönemde 164’e kadar düştü. Bu gelişme yenin %17 civarında değer kaybına işaret ediyor. Bu durum Japon üretimi ve ihracatı açısından olumsu sayılabilir. Fakat enflasyon ve faizler açısından kötü haber. Japonya’da uzun yıllar boyunca enflasyon çok düşük seviyelerde kaldı. Hatta deflasyon yaşanan dönemler oldu. Fakat son yıllarda durum değişiyor. Şu anda enflasyon %1.6 ve artış eğiliminde. Japonya’nın 10 yıl vadeli devlet tahvilinin faizi %2.8 seviyesine yükselmiş vaziyette. Bu seviyeleri en son 1996 yılında görmüştük.
Japonya’nın borcunun milli gelire oranı ise %215 seviyesinde. Bir başka deyişle Japonya’nın artık önemli bir mali baskınlık sorunu var. Piyasalar Japon merkez bankasının enflasyon ve zayıf yen ile mücadele için politika faizini yükseltmesi gerektiğini düşünüyor. Fakat merkez bankası bı konuda pek istekli değil. Bu durum Japon yeninden kaçışı tetikliyor. Peki ABD Hazinesi müdahalede neden devreye girdi? Çünkü Japonya zayıf yene müdahale etmek istiyor. Bunun için dólar satıp yen alması lazım. Dólar elde edebilmesinin yolu ise ABD Hazine tahvili satmaktan geçiyor.
ABD’de zaten faizi yükselme eğiliminde olan uzun vadeli tahvillere satış gelirse faizlerin daha da artması kaçınılmaz. Konut kredisi faizlerinin belirleyicisi olan uzun vadeli faizlerin kasım ayında yapıacak ara seçimler öncesinde daha da artması istenen bir durum değil ABD yönetimi için. Bu nedenle ABD yönetimi Japonya ile ortak bir müdahale ile yen/dolar paritesini 157’ye kadar artırdılar. Peki bu hamle yen/dolar paritesinin yönünü kalıcı bir şekilde değiştirebilir mi? Bizim tecrübelerimiz değiştirmeyeceğini söylüyor. Ekonomik sebepler ortadan kalkmadan yenin dolar karşısındaki değer kaybını tersine çevirmek mümkün görünmüyor.
ABD Hazinesi’nin uzun vadeli tahvil geri alım programını iki katına çıkartması da yine uzun vadeli tahvil faizlerini düşürmek amaçlı bir hamle. Yukarıda bahsettiğimiz üzere uzun vadeli faizler konut kredisi faizlerini doğrudan etkiliyor. Otuz yıllık konut kredisi faizleri %6.67’ye yükselmiş vaziyette. En son 2008’de bu seviyelerdeydi. 2020 yılında ise %2.6’ya kadar gerilemişti. Diğer taraftan ABD Hazinesi’nin borç yükü milli gelirin %114’ü kadar ve artmaya devam ediyor. Artan faizler borç yükünün daha hızlı artmasına neden oluyor. Başkan Trump bu nedenlerle ABD Merkez Bankası’na faizleri düşük tutması yönünde telkinlerde bulunuyor.
Sonuç değişir mi?
Görüldüğü gibi mali baskınlık hem Japonya hem de ABD’deki politika yapıcıların karar alma süreçlerini zorlaştırıyor. Kısa vadeli çözüm olarak politika yapıcılar piyasa fiyatlamalarına müdahale etmeyi tercih ediyorlar. Fakat geçmiş deneyimler gösteriyor ki bu tür hamleler mevcut trendleri değiştirmiyor. Sadece geçici çözümler üretiyor. ABD ve Japonya’da politika yapıcıların temel sorunlara dair geliştirebilecekleri çözümler piyasalar tarafından takip edilecek. ABD şimdilik yapay zeka gibi gündemler ile çıkış arıyor. Biz bu ihtimali düşük görüyoruz.