Nakit sermaye artışı faiz indiriminde tartışmalı 10 konuda son durum

Recep BIYIK
Recep BIYIK VERGİ PORTALI recep.biyik@tr.pwc.com

Sermaye şirketlerinin nakit sermaye artırımlarında faiz indirimi olanağı sağlayan düzenlemeyle ilgili çok sayıda makale yazdım. Uygulama zorluğu veya ihtilaf yaratan çok konu var. Bu konularda yeni gelişmeler gördükçe son durumu yazamaya çalışıyorum. İşte tartışmalı 10 konuda kısa bir son durum özeti. 

  1. Emisyon primi için indirimden yararlanılması

Yasa gereği, nakit sermaye artırımında faiz indirimi esas olarak, ticaret siciline tescil edilmiş olan, ödenmiş sermaye tutarlarındaki nakdi sermaye artışları üzerinden hesaplanıyor. Bu hüküm, nominal sermayeye eklenen tutarı indirime esas aldığından, emisyon primi tutarı üzerinden faiz indirimi mümkün gözükmüyor.

Konunun benim de katıldığım teknik boyutu bu. Ancak bazı uygulamacılar ve vergi hukukçuları emisyon primi tutarı üzerinden faiz indirimi yapılabileceği görüşünde. Konu yargıya da intikal etmiş. Bölge İdare Mahkemesi, emisyon primi tutarı üzerinden faiz indirimi yapılamayacağına karar vermiş. (İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’nin 11.11.2019 tarih ve E: 2019/1017 K:2019/2799 sayılı kararı) 

  1. Ortaklara borcun sermayeye eklenmesi

Gelir İdaresi, ortaklara olan borcun sermayeye eklenmesi halinde faiz indirimini kabul etmiyor. İdare, ortaklara borcun sermayeye eklenmesini, bilanço içi kalemlerin birbiri içinde mahsubu şeklinde gerçekleşen sermaye artışı olarak niteliyor ve bu gerekçeyle konuya olumsuz bakıyor. (12.01.2018 tarih ve 2836 sayılı özelge)

Konuyla ilgili tespit edebildiğim bir yargı kararı var, Mahkeme İdare gibi düşünmüyor. Kararda, sermaye artırımının tescil edildiği tarihten önce ortak tarafından şirkete verilen borcun sermayeye eklenmesi yoluyla yapılan sermaye artırımının, bilanço içi kalemlerin birbiri içinde mahsubu şeklinde gerçekleştirilen sermaye artışı olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı ve nakit sermaye artırımı olarak kanunda öngörülen indirimden yararlandırılması gerektiği belirtiliyor. (Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nin 08.11.2017 tarih ve E: 2017/1362 K: 2017/1898 sayılı kararı)

Kişisel düşüncemi de söyleyeyim. Yargı kararında olduğu gibi, ortaklara nakden verilen borcun sermayeye eklenmesinden kaynaklanan sermaye artışında, faiz indiriminden yararlanmaya yasal bir engel olmadığını düşünüyorum. 

  1. Sermaye artışından gelen nakitle ortağa/ilişkili kişiye borcun ödenmesi

Gelir İdaresinin, bu konuda bildiğim bir özelgesi yok. İhtirazi kayıtla verilen bir beyannameyi kabul etmediğine göre, sermaye artışından gelen nakitle ortağa/ilişkili kişiye olan borcun ödenmesinde faiz indiriminden yararlanılıp yararlanılamayacağı görüşünde olduğu söylenebilir. İdarenin ortağa/ilişkili kişiye borcun sermayeye eklenmesini teşvik kapsamında görmediği dikkate alınırsa, sorulsa, özünde aynı işlem gibi görüp bu soruya da olumsuz cevap verebilir.

Tespit edebildiğim bir vergi mahkemesi kararında, sermaye artırımından gelen nakdin ortak olmayan ancak ilişkili olan şirkete olan borcun ödenmesinde kullanılmasında, teşvikten yararlanılabileceğine karar verilmiş. Beyanname ihtirazi kayıtla verilmiş, vergi dairesinin teşviki kabul etmemesi üzerine konu yargıya taşınmış, vergi mahkemesi de bu kararı vermiş.

Yargı kararıyla aynı düşüncedeyim. Ortağa veya ilişkili kişiye olan borcun üçüncü bir kişiye olan borçtan bir farkı yok. Sermaye artışından gelen nakitle banka borcunun ödenmesinde neyse, burada da aynı durum var. 

  1. Ortağa olan borcun ödenmesi sonrası yapılan sermaye artırımı

İdarenin bu konudaki görüşünü tahmin etmek zor değil. Olumsuz.

Ortağa olan borcun ödenmesi ve ödenen bu tutarın ortak tarafından sermaye artırımı taahhüdün yerine getirilmesinde kullanması halinde, indirimden yararlanılamayacağı görüşünde. Gerekçesi, işlemin bilanço içi kalemlerin sermayeye eklenmesi niteliğinde olduğu. (27.01.2020 tarih ve 4307 sayılı özelge.)

Buna karşılık İstanbul Bölge İdare Mahkemesi, ortağa olan borcun ödenmesi sonrasında, ortağın kendi öz kaynağından sermaye taahhüt borcunu ödemesi durumunda faiz indirimine hukuken bir engel görmeyen Vergi Mahkemesi kararını aynı gerekçelerle uygun bulmuş (İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’nin 10.11.2020 tarih ve E: 2020/911 K:2020/1906 sayılı kararı.)

Yargı kararıyla aynı düşüncedeyim. Konunun bir önceki konudan bir farkı yok. Burada iki bağımsız işlem var diye düşünüyorum. Kaldı ki kanunun ortağa borç için ödenen faizi gider kabul ederken sermaye artırımı yaparak borcun sonlanması halinde, daha önce gider yazılan tutarın yarısı kadarlık bir tutarı kabul etmemesi nasıl açıklanabilir ki. 

  1. Kâr dağıtımı sonrası sermaye artırımı

Gelir İdaresi, kârın önce ortaklara dağıtılıp daha sonra tekrar şirkete sermaye olarak konulması halinde, dağıtılan kâr payı tutarıyla sınırlı olmak üzere, indirimden yararlanılamayacağı düşüncesinde. (09.05.2017 tarih ve 15256 sayılı özelge.)

Bu görüş, kârı ve nakdi olan kâr dağıtan bir şirketin, daha sonra ihtiyacı olup sermaye artırımı yapması durumunda da faiz indirimi yapılamayacağı noktasına götürüyor ki, bu hiçbir şekilde katılabileceğim bir görüş değil.

Bu konuda yukarıda bahsettiğim özelge dışında tespit edebildiğim bir başka özelge veya yargı kararı yok. 

  1. Devralınan şirkete ait kullanılmayan indirim ve devir sonrası uygulama

Tartışmalı olan bu konuda Gelir İdaresi tarafından verilen özelgede, devralınan şirketin devir öncesi yaptığı sermaye artışı nedeniyle başlayan teşvikin, devir sonrasında devralan şirkette devam edeceği açıklandı ve konu bu yönüyle netleşti. (02.08.2019 tarih ve 66713 sayılı özelge)

Ancak devir sonrası uygulama konusu zor bir konu. Özellikle devralan şirkette yapılacak sermaye artırımının devrolan şirketin sermaye tutarından daha küçük olması halinde nasıl bir uygulama yapılacağı tartışmaya açık.

Bu arada bölünme halinde indirimin devam edip etmeyeceği, edecekse hangi şirkette indirim yapılacağı konusu belirsiz. Bu konuda bir gelişme yok, tartışmaya devam. Uygun bir zamanda bu konuyu ayrıca yazmak isterim. 

  1. Sermaye artırımının borçla/krediyle finanse edilmiş olması

Yasal düzenlemeye göre, ortaklar tarafından kredi kullanılmak veya borç alınmak suretiyle gerçekleştirilen sermaye artırımları, indirim hesaplamasında dikkate alınmıyor. Mükerrer faiz indirimi olmasın diye bu düzenleme yapılmış anlaşılan.

Düşünce belki güzel ama en azından iki konu anlaşılabilir değil. Birincisi, sermaye artıran şirket ortağının parayı nereden bulduğunu tespit ve dokümante etmek çoğu zaman mümkün değil. Şirket örneğin bir de halka açıksa, bu durumu tespit etmek mümkün değil. İkincisi, ortak yurt dışında yerleşikse, bu kurala gerek yok.  Mükerrer indirim de yok, teşvik de mantıklı. Yurt dışında yerleşik bir şirketin borç alıp Türkiye’deki şirkete sermaye koymasını teşvik kapsamı dışında tutmaya gerek yok.

Önemli bir konu ancak konuyu netleştirecek bir gelişme yok. 

  1. Sermaye artırımından gelen nakitle Teşvik Belgeli yatırımların finanse edilmesi

Sermaye artırımından gelen nakdin teşvik belgeli yatırımlarda kullanılması durumunda, faiz indiriminde genel orana 25 puan ilave ediliyor.

Bu düzenleme, sermaye artırımından gelen nakdin teşvik belgeli yatırımlarda kullanıldığının tespitini gerektiriyor. Bu tespitin nasıl yapılabileceği açık değil. Bu konuda bir gelişme de yok. 

  1. Sermaye avansının sermayeye eklenmesinde süre sınırı

Kurumlar Vergisi Kanunu Genel Tebliği’nde sermaye avansının, diğer koşullar yanında, avans tutarının banka hesabına yatırıldığı tarihin içinde bulunduğu hesap döneminin sonuna kadar bu tutarlarla ilgili sermaye artırımına ilişkin kararın ticaret siciline tescil ettirilmesi koşuluyla, faiz indirimi yapılabileceği açıklanmış.

Tebliğ ile böyle bir sınırlama yapılmasına hukuken olanak yok. Sınırlama özellikle yılsonuna yakın zamanda sermaye artıracak şirketler için makul de değil. Ancak bugüne kadar bildiğim bir gelişme de yok. İdarenin görüşünü zaman kaybetmeden yeniden değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum. Mevcut koşullarda da hak kaybına uğrayacak şirketlerin hak arama yollarını kullanmasını öneririm.

  1. İndirimden yararlanılmaması halinde düzeltme

Mali İdare, kazancın yetersiz olması nedeniyle indirim konusu yapılamayan tutarın, indirim olanağı olan dönem geçici vergi ve yıllık kurumlar vergisi beyannamesinde de indirilmemiş olması durumunda, bu beyannamelerin zamanaşımı süresi içinde düzeltme beyannamesi verilerek indirim konusu yapılabileceği görüşünde. Bu konuda yapılmış uygulama var.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Olmayanın ispatı 03 Ağustos 2022