Nanoksia, Boeing’leri gümüşle steril edecek

Handan Sema CEYLAN
Handan Sema CEYLAN YERELDEN KÜRESELE handan.ceylan@dunya.com

Pandemide yerli aşı da dahil olmak üzere pek çok alanda öne çıkan Erciyes Üniversitesi’nden dünya çapında bir işe daha imza atıldı. Geliştirilen nano gümüş biyolojik dezenfektan, Boeing ve Airbus uçaklarında kullanılabilmek için uygunluk aldı. Prof. Dr. Dilek Demirezen Yılmaz, Nanoksia adıyla ticarileştirdikleri ürünü DÜNYA’ya anlattı.

Pandemi öncesi ve pandemi sonrası “uçuş güvenliği” kavramı farklı anlamlara geliyor. Havacılık sektör sınırların açılmasını beklerken bir taraftan da bilim, uçuşların virüslere karşı daha güvenli olması için yeni ürünler geliştirme peşinde. Bunlardan biri de Erciyes Üniversitesi’nde geliştirilen, bitkisel sentez nano gümüş içeren ve yüzde 99,95’i saf sudan oluşan “biyolojik dezenfektan”; Nanoksia.

Nanoksia, Miami’deki testlerden geçerek Boeing ve Airbus’ların kullanılmasına uygunluk alan dünyanın 3-4 dezenfektan markasından biri oldu. Şimdiden Brezilya, Suudi Arabistan, Dubai ve Almanya’ya ihraç edilmiş durumda. Sırada bağlantısı kurulan Belçika, Azerbaycan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) var.

Nanobiotech Ar-Ge İnovasyon Sağlık Ürünleri Yönetim Kurulu Üyesi ve Erciyes Üniversitesi Fen Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dilek Demirezen Yılmaz, önümüzdeki dönemin nanoteknoloji çağı olacağını anımsatıyor. Demirezen Yılmaz, şirketlerini 2017’de kurduklarını belirtiyor ve “Bitkisel Sentez Nano Gümüş dezenfektan projemizle, UNIDO- TÜ- BİTAK işbirliği ile düzenlenen Küresel Temiz Teknolojiler Programı’na (GCIP) katıldık. 200’den fazla proje arasından seçilerek finale kadar gelen projemizi ticarileştirdik. Böylece Nanoksia’nın markalaşma ve patentleme süreci başladı. Nanoksia Biyoteknoloji AŞ’nin kurulması ile ürün satışına başladık” diyor.

O sadece bir bitki ekstrakı…

Demirezen Yılmaz, Nanoksia’nın diğer dezenfektanlardan farkını şöyle anlatıyor: “Etkin maddemiz nano gümüş. Karışımın içinde gümüşü stabil tutan madde sadece ve sadece bitki ekstrakı. Yani bitki çayı diyebiliriz buna. Solüsyonun ana karışımı da distile su yani saf su. 11 yıldan fazla süren bir inovasyon çalışması sonrasında üretildi. Nanoksia gibi ürünlere ihtiyaç olacağını çok önceden gördük. Ürünün ulusal patent süreci tamamlandı. PCT patent süreci devam ediyor. Kimyasal olmadığı için alerjik ve hassas bağışıklık sistemine sahip kişiler için uygun.”

Nanoksia’nın İtalya’da testlerden geçtiğini de kaydediyor Demirezen Yılmaz, “Nanoksia, 30 saniye ila 5 dakika arasında yüzde 99,9 oranında giderim sağlıyor. COVID-19 dahil virüs etkenlik testleri İtalya’da yapıldı. Solunması sağlığa zararlı değil. Üstelik. Tip 2 ve Tip 4 Sağlık Bakanlığı Biyosidal Üretim Ruhsatı’na sahibiz. Miami’de çok ciddi testlerden geçtik. SMI sertifikamızı aldık. Bu Boeing’te ve Airbus’ta kullanılabilirlik alan dünya çapında 3-4 firmadan biri olduğumuz anlamına geliyor. Biliyorsunuz, uçuş güvenliği küresel olarak denetim altında tutulan hassas bir konu. Biz bu alanda en tepe noktasından onay almış ender ürünlerden birini ürettik” şeklinde konuşuyor.

Tekstili de geliyor

Prof. Dr. Dilek Demirezen Yılmaz, Türkiye’nin önemli tekstil firmalarından biriyle de ortak Ar- Ge çalışması yürüttüklerini belirtiyor. Demirezen Yılmaz, “Çok yakın bir zamanda bu tekstil firması, 40 yıkama sonrasında bile dezenfektan özelliğini sürdüren kumaş imalatına başlayacaktır. Böylece Nanoksia Dezenfektan; kıyafetlerinizden tutun, çarşaf ve nevresime kadar evimizde hayatımıza girecek. Fedakarca çalışan sağlık personelimizde bu dezenfektandan elde edilmiş önlük ve kıyafetlerle hastalarla bir araya gelebilecek. Hastalarımızın yataklarında bu kumaşlar kullanılabilecek. ‘Kalkan’ özelliği sunan bu formülü tüm insanlığın hizmetine sunacağız” diyor.

Virüs, bakteri ve mantara karşı “Vegan” ve “Helal” ürün

Prof. Dr. Dilek Demirezen Yılmaz, “Nanoteknoloji, maddenin atomik, moleküler ayrıca supramoleküler seviyede kontrolüdür” diyerek, ürünlerinin hassasiyetine vurgu yapıyor. Demirezen Yılmaz, şunları söylüyor: “Nanoksia ortama hiçbir koruyucu giysi olmadan, hiçbir önlem alınmadan uygulanabiliyor. Ayrıca diğer dezenfektanlar gibi ellerimize ya da yüzeylere sıkmıyoruz. Ortama sıkıyoruz. Mesela gittiğiniz restoranlarda; oturduğunuz masanın üzerine ve bulunduğunuz ortama Nanoksia’yı püskürterek; masanın üzerinde açılmış olan servis takımı, tabak kaşık, çatal, bıçak ve bardağınız hatta bardağınızın içerisinde bulunan suyu da dezenfekte etmiş oluyorsunuz. Odamızdaki kesme çiçeklerin üstüne sıkarsak daha geç solacaklardır. Dezenfektanı sıktığımız açıktaki sebzelerimiz daha geç çürür. Banyodaki giderlerden pis koku gelmez. Mantarı engeller. Kimyasal değil, biyolojik. Alkol yok, hidrojenperoksit yok, klor yok, flor yok, SLS-BPA içermiyor. En güzel özelliklerimizden biri vegan sertifikamız olması. Helal, TÜR ve Yerli Malı belgelerine sahibiz. Büyüklüğünün 5-10 nanometre olması ile ortama yayılma ve askıda kalma özelliği diğer dezenfektanlara nazaran çok daha yüksek.”

Romalılar mataralarında kullandı 1938’e kadar yaraları sardı

Konumuz gümüş, ama son dönemde GameStop’ta toplanıp gümüş piyasalarının altüst edilmesi değil. Maden olarak gümüşün bilinen en eski evrensel ‘antibiyotik’lerinden biri olması! Öyle ki Romalı askerler, savaşta içecekleri suyu gümüş güğümlerde taşımış, gümüş mataralarla içmişler, yaralarının temizlenmesinde ve tedavisinde gümüşlü su kullanmışlar. Hatta bazı kaynaklarda gümüşün 1938 yılına kadar ‘antibiyotik’miş gibi kullanıldığı bilgisi de yer alıyor. “Ağzında gümüş kaşıkla doğmak” zenginliğe olduğu kadar bebek ölümü yaşamadan hayatta kalmaya vurgu yapan bir atasözü. Nanoksia, işte bu kadim formülü, modern hayata adapte ediyor.

Prof. Dr. Dilek Demirezen Yılmaz, ürünlerinin dezenfeksiyon için kullanılabilecek alanlarını şöyle sıralıyor: “Yoğun bakım ünitelerinden ameliyathanelere, tatil köylerinden, hayvancılık tesislerine, uçak kabin içlerinden havalimanlarına, tüm toplu taşıma araçlarından kamu binalarına, tekstile ve cam endüstrisine kadar geniş bir alanda kullanım sağlayabiliyoruz.”

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar