Nasıl toparlanır?

Dr. Hakan ÇINAR
Dr. Hakan ÇINAR SIRADIŞI hakan.cinar@mentorgumruk.com.tr

Herkesin kafasındaki soru bu; COVID-19’un yarattığı etki ve açtığı yaralar nasıl kapanır, piyasalar tam anlamı ile ne zaman ve nasıl toparlanır. Tabi bunu düşünürken, her sektör içinde bulunduğu duruma farklı cepheden ve göz ile bakıyor ki bu da gayet doğal. Geçtiğimiz gün kırtasiye sektöründen bir büyüğümüz ile konuştuğumuzda; sektörün bu süreçte zor günler geçirdiğinden söz etti. Yanı sıra öğrencileri taşıyan servis firmalarının, onların şoför ve hosteslerinin, okulların kantinlerini işleten küçük esnafın da aynı şekilde belirsizlikle birlikte gizli işsizler ordusuna katıldığını dile getirdi ki ne yazık ki tahmin ettiğimiz bir durum. Malum korona sürecinde eğitimin nasıl devam edeceğine dair belirsizlik devam ediyor. Açılır mı, açılmaz mı, online mi olur, yarı zamanlı mı; velilerin dahil herkesin aklı karışmış durumda. En kötü karar bile kararsızlıktan iyidir deyip, net bir kararın verilmesi; eminim her şeyi daha kolay hale getirecektir.

Her sektörün derdi farklı; görmediğimiz, bilmediğimiz pek çok esnaf da bu süreçten olumsuz etkilenmeye devam etmekte. Elbette Kısa Çalışma Ödeneği ve vergilerin ertelenmesi gibi enstrümanlar fayda sağlamış olsa da, sürecin uzaması ile birlikte bunların da artık çözüm olamayacağını öngörebilmek pek de zor değil. Aslında farklı bakılıyor olsa da, tüm iş dünyasının aynı taraftan baktığı ve beklenti içerisinde olduğu ortak noktalar da var. Bunların başında belki de vergi ve SGK borçlarına ilişkin yapılandırma; yani diğer bir deyişle SGK ve vergi affı gelmekte.

Süreç sadece bizde değil, tüm dünyada sıkıntıya sebebiyet vermekte. En önemlisi ne zaman sona ereceği bilinmediği için daha da zor hale geldiği tartışılmaz. İşte bu dönemlerde devletlerin tüm işletmeler için rahatlatacak projeler üretmesinden öte de yapacak bir şey kalmıyor. Daha önce de yapılan, başta küçük ve orta ölçekli işletmeler olmak üzere tüm işletmeler için can suyu niteliğinde olan, vergi ve SGK borçlarının yapılandırması, geri ödemesiz dönemin de sona ermesi ile birlikte, büyük önem taşır hale gelecek. Zira firmalar bu vergileri, mevcut cari dönem vergileri ile eş zamanlı ödemek durumundalar. Üstelik böyle bir hamle, Hazine açısından da önemli bir girdi teşkil eder; zira bu kez eskiye nazaran çok daha fazla firma uygulamadan yararlanmak ister ki, bu da Hazine’ye sıcak para kaynağı yaratmış olur.

Burada beklenti, bilinenin aksine vergi ve sigorta affı yahut barışı ile kamuya olan borçların silinmesi değil, daha çok ödeme kolaylığı ile borç yapılandırması. Buna ilave olarak matrah artırımı, kasa affı, stok affı, kayıtlarda yer aldığı halde işletmede mevcut olmayan malların gayrisafi kâr oranı eklenmek suretiyle fatura kesilerek kayıtlara alınması gibi düzenlemelerle de kamu ciddi tutarda tahsilat yapma şansı elde edebilir.

Hazine ve Maliye başta olmak üzere tüm kamu kurumlarının alacaklarının ve idari para cezalarının yapılandırılması, ekonominin çarklarının durmaması açısından önemli. Malum Kısa Çalışma Ödeneği uygulaması bir süre sona erecek ve sonrasında işten çıkartmaların yaşanmaması, ekonominin geleceği açısından son derece önemli. Şirketlerin geçmişiyle barışarak yeni bir beyaz sayfa açması sağlanırken; bir yıl veya daha fazla süreli geri ödemesiz ve gecikme zamları ile faiz yükü olmaksızın tahsiline yönelik bir uygulamanın piyasalar üzerinde önemli bir olumlu etki yaratacağını düşündüğümü belirtmeliyim. Yanı sıra erken ödeme yapma durumunda anapara borcundan da indirim yapan düzenlemeler de Hazine’ye önemli bir gelir yaratacaktır.

Nasıl toparlarız sorusunun cevabında bahsettiğim konu kadar önemli bir diğer konu da; dış ticaretin işleyişine dair. Hazine şu anda döviz açığını kapatmaya ve daha fazla döviz rezervi yaratmaya kilitlenmiş durumda. Bunu yapmak için de izlenilen en temel yol; ithalatı azaltacak tedbirlerin sayısını her geçen gün arttırmak. Dış ticaret açığını azaltmak ve yerlileşmeyi arttırmak her zaman desteklediğimiz ve destekleyeceğimiz bir görüş elbette. Ancak bu dönem, bu uygulama için doğru zaman mı derseniz, bence değil derim. Zira ithalatı zorlaştırmak; uluslararası anlaşmalar sebebiyle bir kısıtlama ile mümkün olamayacağından; ancak ilave vergiler ile sağlanabilir durumda. Bu da dış ticaret yapanlar ile birlikte, tüm yan sektörleri de ve tüm piyasayı da olumsuz etkilemekte; içerideki fiyatları yükseltip enflasyonu körüklemekte. Peki, ne yapmalı; bu proje ileriye ötelenip, ucuz yurt dışı krediler ile döviz açığı kapatılmalı ve piyasaya fiyatlarının ve dövizin artışını engelleyerek ekonomiye reel hareket getirilmeli. COVID-19’un yarattığı olumsuz etkilerin, turizm geliri olmayışı ile ortaya çıkan döviz problemlerinin bu dönemi geride bırakana kadar borçlanmak suretiyle giderilmesi, çok daha doğru bir yol olacaktır. Aksi halde sonra kapatılması çok daha güç yaraları sarmak için uğraşmak durumunda olacağız.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Hangi ambargo daha iyi? 12 Şubat 2021
Aldık mı mesajı? 08 Ocak 2021