Ne başlangıç ama!

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

2025’in en son yazısında 2026’nın steroidli bir 2025 gibi olacağını ve böyle bir yı­la başlayacağımızı yazmıştım. Doğrusu bu kadar hızlı bekle­miyordum ama daha senenin ilk haftasında Trump yine ya­pacağını yaptı ve bir ülkenin başkanını cımbız bir operas­yonla kendi ülkesinden çekip aldı. Olayın üzerinde tartışıla­cak o kadar çok yönü var ki, in­san neresinden başlayacağını şaşırıyor.

Eh! Bir yerden başlamak la­zım. Öncelikle bu olay bir dev­let başkanının arada savaş ol­madan başka bir devletin si­lahlı kuvvetleri tarafından tutuklanması olarak tarihe geçti. Sanki Venezuela diye bir devlet yokmuş gibi. Ardından Trump’ın yaptığı açıklamalar başta Küba olmak üzere diğer Orta ve Güney Amerika devlet­lerini titretmiş olmalı.

Olayın bir başka cephesi ise uyuşturucu vs. trafiği nedeniy­le askeri bir operasyon sonu­cu tutuklanan bir devlet baş­kanının yanında karısıyla bir­likte alınması. Bir düşünmek gerek; siz ABD’li yetkililerin yerinde olsaydınız adamı karı­sıyla birlikte mi alırdınız yoksa sadece suçlamala­rın odağındaki adamı mı alırdınız? Sorular soru­lar…

“Sadece petrol işi de değil”

Buradaki sebep sonuç ilişkisinin bahsedildiği üzere uyuşturucu mese­lesi olmadığını anlamak için çok zeki olmaya gerek yok. Buradaki hikâye ilk başta düşü­nüldüğü gibi sadece petrol işi de değil. Evet petrol piyasası da bu işten çok etkilenecektir ama uzun vadede. Ve ana konu sade­ce petrol değil.

Önce petrolü aradan çıkara­lım; öncelikle Venezuela pet­rolü kolay işlenen Amerikan ham petrolünden çok daha ka­lın, işlenmesi daha maliyetli ve her rafinerinin işleyemediği bir petrol. Dolayısıyla oldukça spesifik bir iş. Bununla birlik­te senelerdir yaptırımlar altın­da ezilen ülkenin petrol rafine­rilerine yatırım yapacak eko­nomik gücü yoktu. Bu nedenle rafineriler eski ve bakımsız. Bu nedenle tam kapasite çalışa­mıyorlar. Buna karşılık Trump Amerikan şirketlerinin Vene­zuela’ya yatırım yapacaklarını söyledi. Ne var ki bu iş o kadar kolay değil. Amerikalı petrol şirketleri için Permian havza­sı en büyük kazançların elde edildiği bir bölge ve büyümeye devam etmek isteyen bir pet­rol şirketi doğal olarak bu böl­geye yatırım yapmak ister. Ora­da değerlendireceği sermayeyi Venezuela’da kullanmak ister mi? İki ucu tartışmaya açık bir değnek…

Bu sabah bütün raporlarda yazılan şey şuydu; Venezue­la yaklaşık 300 milyar varillik bir rezervin üzerinde oturu­yor. Genle kanı petrol arzının çok artacağı ve fiyatların dü­şeceği yönünde. Ama o iş öyle değil tabi. Öncelikle yukarıda bahsettiğim yatırım yapılsa bi­le rafinerilerin tam kapa­site işler hale gelmesi bir­kaç sene alacak bir hikâye deniyor ki bence doğru­dur. Ayrıca fiziksel olarak bölgede bulunmuş petrol piyasası stratejistlerinin bahsettiğine göre Vene­zuela’nın petrol havzaları petrole oldukça maliyet­li erişim imkanının oldu­ğu yerler. Bu nedenle de o petrolü çıkarmanın ekonomik anlamda ne kadar doğru olup olmadığını da değerlendirmek gerekir. Sonuçta petrol piyasa­sına baktığımızda konuşulan birçok konunun havada kav­ramlar olduğunu unutmamak gerekir.

Havada olmayan bir başka bakış açısı ise Venezuela pet­rolünün en büyük alıcısı olan Çin’in bu kanalını artık ABD elinde tutuyor. Şimdilik sevki­yatın aksamayacağı konusun­da Çinli yetkililere bilgi veril­diği konuşuluyor ama Başkan Trump her an bu durumu bir koza çevirmeye çalışabilir.

Nadir elementler

Venezuela pek verimli top­raklara sahip olmalı. Öyle ki çok ciddi büyüklüklerde lit­yum ve nadir element kay­nakları olduğunu okuyoruz. ABD’nin bu kaynakları kont­rolü altına almış olması, dün­yanın en büyük kaynakları­nın olduğu söylenen Çin’e karşı ABD’nin ciddi bir edi­nim sağladığını gösteriyor. Burada ciddi oranda bilgi kir­liliği ve eksikliği vardır mut­laka ama görünen o ki Trump Grönland’ı almadan ilk adım olarak bir başka yeraltı kay­nağı ülkesini kontrol altına aldı ve böylece Çin’e karşı koz elde etmiş oldu.

Venezuela yer altı zengin­liklerinin yanında önem­li miktarda tatlı su rezerv­lerine sahip bir ülke. Henüz su savaşları gündemde değil. Ama ilerleyen yıllarda gün­deme gelecek gibi gözüküyor ve ABD şimdiden bu konuyla ilgili önemli bir yer üstü kay­nağını da ele geçirmiş oldu.

Steroidli 2025 dediğim 2026 yılında Küba, belki baş­ka Güney Amerika ülkeleri, Grönland, belki Kanada çe­şitli zamanlarda tartışacağı­mız konulardan bazıları ola­cak gibi gözüküyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.421,15 -0,50 %
Dolar 46,4391 0,18 %
Euro 53,4357 0,22 %
Euro/Dolar 1,1505 0,03 %
Altın (GR) 6.551,89 -0,24 %
Altın (ONS) 4.266,32 0,20 %
Brent 78,5060 -0,95 %