Neden en çok TL dayak yiyor?

Emrah LAFÇI
Emrah LAFÇI Ekonominin Doğası dunya@dunya.com

Son bir haftada TL dolar karşısında yaklaşık %7 değer kaybederek 6.95’ten 7.44’e kadar yükseldi. Bu yükselişin küresel olduğu gibi yerel sebepleri de var. Finansal piyasalarda herhangi bir enstrümanın değeri belirli bir yönde hareket ediyorsa ve bu hareket yön değiştirmişse yani piyasa tabiriyle trend kırılmışsa ilk bakılması gereken şey basittir. Fiyatı bir yöne doğru götüren sebep neyse terse döndüren de o sebepteki değişiklik olabilir. 6 Kasım 2020’de dolar 8.52’ydi. Bu tarihin öneminin ne olduğunu “11 Kasım Kararları” yazımda paylaşmıştım. Yine “Ekonomide çift forvet devri kısa mı sürdü?” yazımda alınan bu kararlardan geri dönülmesine ilişkin emareler olduğunu da yazmıştım.

Son dönemde özellikle muhalefet partilerinin doğru bir politika izleyerek; “128 milyar dolar rezerv nerede?” sorusunu ısrarla sorduklarını izliyoruz. Bu soru başlarda iktidar tarafından görmezden gelinmişti. Fakat konu çok uzun süre gündemde kalınca cevap vermek durumunda kalındı. Politikanın doğruluğu şuradan geliyor; yukarıda bahsettiğim 6 Kasım sürecinden sonra görev alan Lütfi Elvan ve Naci Ağbal bir önceki dönem uygulamalarının tamamını terse çevirdiler. Zımni olarak, hatta Naci Ağbal bazen açıktan, önceki dönemki uygulamaların yanlış olduğunu beyan etti. Rezerv düşüşüne sebep olan uygulamalar da bunların içindeydi. Fakat muhalefet çok bastırınca iki seçenekle karşı karşıya kalındı; ya önceki dönemi inkar eden yaklaşım devam edecekti, ya da “ne yapıldıysa doğru yapıldı” aşamasına geçilecekti. Bu seçeneklerden ikisi de pek hoş sayılmaz haliyle. Bir nevi “Kırk katır mı kırk satır mı?” ikilemi oluştu. Velhasıl iktidar partisi dayanamayıp önceki dönemki politikaları savunma yoluna gitti. Başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere, Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan da dahil; Berat Albayrak ve onun dönemindeki pollitikaların arkasında duran açıklamalar yapıldı.

Şimdi en başta yazdığım önermeyi ve yaşananları birleştirebiliriz. 6 Kasım öncesi uygulanan politikalar terse çevrildiği için ve bunda da kararlı duruş sergilendiği için 8.52’den 6.95’e gerileyen dolar, bu duruşun bozulduğuna ilişkin emareler artınca yükselmeye başladı. Bunun üzerine bir de küresel anlamda bütün gelişmekte olan ülkelerin paralarına satış gelince 7.44’e kadar gelmiş olduk.

Ne kadar yüksek faiz o kadar değer kaybı!

Her ne kadar TL’deki değer değişimi gelişen ülke kurlarıyla ve zaman zaman da dolar endeksiyle kıyaslansa da ben bu yaklaşımı eksik buluyorum. Çünkü teorik olarak enflasyonu ve buna bağlı olarak da nominal faizi yüksek olan ülkenin para birimi nominal faizi düşük olan ülkenin para birimine karşı zaman içinde aradaki faiz farkı kadar değer kaybeder. Bizim enflasyonumuz yaklaşık %15, gelişen ülkeler enflasyon ortalaması %3 ile %4 arasında gezinirken TL’nin zaten uzun vadede her yıl muadil ülke para birimlerine göre ortalama yaklaşık %10 daha fazla değer kaybetmesi beklenir. Neden böyle olduğunu bir örnekle anlatayım;

ABD enflasyonu %0, Türkiye enflasyonu %15, 1 dolar da 7.5 TL olsun. ABD’den bir ithalatçı bu yıl 100 USD karşılığı, yani 750 TL değerinde mal alsın Türkiye’den. Bir yıl sonra ülkede enflasyon %15 olduğu için aynı malların değeri 863 TL olacak. Amerikan ithalatçının aynı malları aynı şekilde 100 dolarla alabilmesi için kurun da 1 dolar = 8.63 TL olması gerekecek. Aksi takdirde ya TL reel olarak değerlenmiş ya da değer kaybetmiş olacak ve bu da ticaret dengelerini değiştirecektir. Benzer hesap ticaret yapan değil yatırım yapan yabancı üzerinden de yapılabilir. Yüksek faiz veren ülkenin parası daha çok değer kaybetmeli ki ülkeler arası reel getiri farkları çok açılmasın.

Hesabın bu şekilde olması her yıl her ülkenin parasının diğer ülke paralarına karşı tam da aradaki faiz kadar değişmesini gerektirmez. Ama uzun vadede bakıldığında reel değerler üzerinden yaptığımız hesap nominal değerler üzerinden yaptığımız hesaba göre daha fazla fikir verir. Örneğin EUR/USD paritesindeki hareketi de benzer bir mantıkla açıklamak mümkün olabilir. Amerika’daki faizlerin daha yüksek olması doların euroya karşı nominal değer kaybının önemli nedenlerinden biridir. Bu reel hesaplama mantığının uzun vadede çalışması beklenir, ama kısa vadede bunun dışında fiyatlamaları etkileyen diğer birçok faktörün de dikkate alınması gerekir.

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar