Nereden geldim nerelere gideceğim?

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Dünya ekonomisine yön ve­ren en önemli gelişme olan ABD-İran savaşında sona geldik. Karşılıklı olarak imzalanan mu­tabakat ile 60 gün boyunca de­vam etmesi beklenen ateşkes ve sonrasında gelecek nihai anlaş­ma jeopolitik risklerin iyice azal­masını sağladı.

İsrail cephesin­den gelen mesajlar risk priminin tam olarak ortadan kalkmadığına işaret etmekle beraber, en azın­dan mart-nisan döneminde geçer­li olan karamsar senaryoların rafa kalktığını söyleyebiliriz. Küresel ticaretin önemi geçiş yollarından biri olan Hürmüz Boğazı’nın ye­niden ticarete açılması ve enerji sevkiyatı başta olmak üzere teda­rik zincirlerindeki sıkıntıyı azal­tacak bir süreç beklenebilir.

Özel­likle kuzey yarımküre için yüksek sezon olarak tabir edilen tatil dö­neminin başladığı ve normalde havacılık şirketlerinin seferlerini artırdığı dönemde enerji kısıntı­ları kaynaklı problemler yaşanma­sı büyük risklerden biri olarak ka­bul ediliyordu. Şimdi özellikle son bir haftada küresel risk iştahının arttığını, petrolde fiyat tahmin­lerinin aşağı revize edildiğini ve sermaye piyasalarının dünya ge­nelinde pozitif bir seyir yaşadığını görmekteyiz. Çoğu ülkenin hisse senedi endeksleri tarihi zirve se­viyelere yakın noktada.

CDS çekilmeye devam ediyor

Ülkemiz gibi enerjide dışa ba­ğımlı ve yine ekonomik olarak dış finansmanın gerekli ol­duğu bir işleyişe sahip olan ülkeler adına kredi piyasalarında yaşanan rahatlama ve enerji fi­yatlarının yeniden nor­mal olarak kabul edile­bilecek seviyelere doğ­ru gerilemesi oldukça önemli. BIST 100 açı­sından bakıldığında ta­rihi zirveye %3 kadar yaklaştık, buradan sonra yabancı yatırımcı­ların TL varlıklara olan ilgisi belir­leyici olacaktır. Özellikle TL tah­vil faizlerinin beklenen enflasyon ile uyumlu bir patikaya doğru ge­rilemesi büyük ölçüde buna bağlı. Riskin barometresi olarak görülen kredi temerrüt risk primi CDS 200 seviyesine doğru geri çekilmeye devam ediyor. Büyük ölçüde savaş öncesi seviyeye gelen CDS, dış fi­nansmanın maliyeti ve bankaların sendikasyon kredileri açısından çok önemli.

Merkez Bankaları açısından ko­nuyu ele alırsak, savaşın etkileri ile enerji fiyatları üzerinden gelen enflasyon dalgasının geldiği hız­la ortadan kalkması zor. Temkin­li olmak adına ABD de dahil olmak üzere faizlerin bir süre daha iste­nen seviyelerin üzerinde kalması muhtemel. Hafta içinde faiz kara­rını açıklayan Fed de, geçen hafta faizleri artıran ECB de açıklama­larında büyük ölçüde bu durumun altını çizdi.

Dünyada 2026 yılının başında öngörülenden daha yük­sek bir enflasyon ve tahvil faizi var. Buna karşın büyüme tarafında tah­minler aşağı yönde güncelleniyor. Bu gelişmelerin ışığında ülkemiz adına yılı %3 büyüme ve %30 düze­yinde bir enflasyon ile tamamlaya­cağımızı tahmin ediyorum. Sekte­ye uğrayan dezenflasyon sürecinin son çeyrekten başlayarak yeniden başlaması için kamu harcamaları da para politikasındaki sıkı duruşu destekleyici seviyede kalmalı.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.172,26 0,28 %
Dolar 47,8818 0,13 %
Euro 55,4009 0,47 %
Euro/Dolar 1,1570 0,36 %
Altın (GR) 6.674,97 -0,44 %
Altın (ONS) 4.376,30 0,58 %
Brent 87,2175 1,58 %