Nereden nereye…

Zeynep GÜRCANLI
Zeynep GÜRCANLI Yedi Düvel zeynep.gurcanli@dunya.com

Ortadoğu’da sürpriz olmaz; Bir gün düşman olanların, ikinci gün ittifak kurmasına, birlikte hareket etmesine kimse şaşırmaz. Ortadoğu’dan bahsederken en çok kullanılan ifadelerin “kaygan zemin” ya da “değişen ittifaklar” olması da zaten bundandır.             

Kuzey Irak; Türkiye’nin Ortadoğu’ya açılan kapısı oldu

Türkiye’nin Kuzey Irak’taki Kürt Özerk Bölgesi ile kurduğu ilişkiler de tam bu tarife uyuyor; Bir dönem Iraklı Kürt liderlere kolay seyahat edebilsinler diye Türkiye Cumhuriyeti’nin kırmızı pasaportu sunan Ankara’nın sonraları, PKK terör örgütüne destek verdikleri gerekçesiyle aynı liderlerle kanlı/bıçaklı hale geldiği, “terörist” olarak nitelendirdikleri dönemleri de oldu.               

Sürekli iniş-çıkışlar yaşayan Ankara-Erbil ilişkileri, bugünlerde “ittifak” diye tanımlanabilecek düzeye gelmiş durumda. O kadar ki, Kuzey Irak adeta Türkiye’nin Ortadoğu’nun diğer bölgeleriyle olan ilişkilerinde “anahtar” olarak kullanılıyor.            

Barzani, Türkiye ile BAE arasında arabulucu mu?

Al Monitor’da yazan Amberin Zaman’ın son haberinde bunun somut işaretleri var; Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) arasındaki gerginliğin çözümünde, Irak Kürt Bölgesel yönetiminin başındaki Neçirvan Barzani’nin “arabulucu rolü” oynadığını yazdı Zaman.          

Nitekim gerçekleşen ziyaretler de bunu destekler nitelikte; Barzani’nin BAE’yi ziyaret edip, Veliaht Prens Muhammed Bin Zayed’le görüştüğü 12 Haziran’dan tam bir gün sonra, ifşaatlarıyla Ankara’da AK Parti hükümetinin “büyük başağrısı” haline gelen suç örgütü lideri Sedat Peker Emirlik polisleri tarafından karakola “davet edilip”, video çekmesinin engellenmesi tesadüf olabilir mi?          

Nitekim o videolar sona erdikten sonra, BAE ile Türkiye artık aracısız da görüşebilir hale gelmediler mi? Geçen hafta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, AK Parti yetkilileri ya da hükümet yanlısı basın tarafından “şeytan” bile ilan edilen Veliaht Prens Bin Zayed’le telefon görüşmesi yapması, ardından iki ülke dışişleri bakanlarının görüşmesi, bu arada Sedat Peker’in artık tweet bile atmaz hale gelmesi, iki ülke ilişkilerinin “normalleşmesi” yolunda kritik adımlar oldu.              

PKK’ya karşı Barzani yönetimi ile işbirliği

Sadece bu kadar da değil; Ankara son iki yıldır PKK terör örgütünün Irak’taki yapılanmasına karşı Barzani yönetimiyle tam bir işbirliğinde hareket ediyor. TSK sınır ötesi harekatlarla PKK’nın etkinliğini gün be gün kırarken, Barzani’ye bağlı peşmergeler de PKK teröristlerinin bölgedeki hareket kabiliyetine yönelik kısıtlamalarını sürekli arttırıyor. O kadar ki, PKK artık peşmergeleri tehdit etmeye başlamış durumda.            

Ancak Kuzey Irak’ta, daha çok Batı’ya, Erbil bölgesine hakim Barzani ailesiyle kurulmuş olan bu işbirliğinin aynısı henüz bölgenin doğusunda hakim Talabani ailesi kontrolündeki alanlarda da geçerli olduğunu söylemek mümkün değil.              

Ankara ile Talabani aşireti arasında, PKK’ya hala güvenli alan sağlanması özelindeki gerginlik devam ediyor.- Bu arada, Talabani ailesi içinde de güç savaşları yaşanıyor. Kuzey Iraklı gazeteciler bu güç savaşının arkasında Ankara’nın olduğunu yazıp çiziyorlar. -            

CHP’den Kuzey Irak’a ziyaret

Ankara’da Barzani ile temasta olan sadece iktidardaki AK Parti değil; CHP’den de Erbil’e sürpriz bir ziyaret yapıldı hafta sonu. Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kağan Salıcı liderliğindeki, Genel Başkan’ın Dış Politika Başdanışmanı Ünal Çeviköz’ün de dahil olduğu CHP heyeti hem bölgesel Başbakan Mesrur Barzani ile, hem de Barzani ailesinin reisi ve Kürdistan Demokrat Partisi Lideri Mesud Barzani ile biraraya geldiler.               

CHP’nin bu ziyareti hem iç politika, hem de uluslararası ilişkiler açısından kritik önemde;

Yıllardır dış politika konusunda hep “hükümetin arkasında hizalanmakla” eleştirilen CHP’de bir açılım başlamıştı zaten; Erdoğan hükümetinin ısrarla Mehmetçiğe Afganistan’da görev bulma çabasına karşılık, CHP son derece eleştirel bir tavır alarak, “Mehmetçiği yurda döndürün” mesajını yüksek sesle, net şekilde verdi. Bu mesaj Türk halkında da karşılık bulunca, Mehmetçik sağ salim Afganistan görevini tamamlayarak, ülkeye döndü. CHP’nin, büyük şehirlerde zaferi getiren “dostlarla iktidara” söyleminin en önemli muhatapları arasında Türkiye’deki Kürt seçmenlerin olduğu da bir sır değil. Nitekim            

CHP heyetinin Kuzey Irak’ı ziyaret edip, en üst düzeyde Barzani yönetimi ile temasa geçmesi de yine bu söylemi güçlendireceğini düşünmek yanlış olmaz.               

CHP heyetinin Erbil ziyaretinin uluslararası arenaya mesajı da açık; Türkiye’de seçimlerin ardından iktidarın değişmesi halinde bile, Ankara’nın Ortadoğu’ya açılımı Barzani yönetimi üzerinden sürdürmeye kararlı olduğunun göstergesi adeta.         

Barzani yönetimi PKK ile mücadeleye destek verdikçe, Türkiye’yi –iktidarda kim olursa olsun- yanında görecek, bu belli oldu.            

Fransız Total’den Irak’la 27 milyar dolarlık anlaşma

Bağdat’ta düzenlenen “işbirliği ve ortaklık” zirvesine, bölge ülkeleri dışında bir de Fransa’dan Cumhurbaşkanı Macron’un katılması dikkat çekmişti. Nitekim o ziyaretin anlamı da yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Macron’un önce Bağdat’a, sonra da Erbil ve Musul’a gitmesinin hemen ardından sonuç geldi; Fransız petrol şirketi Total, Irak merkezi hükümeti ile tam 27 milyar dolarlık petrol ve doğal işbirliği anlaşması imzalandı.         

Türkiye’nin, Ortadoğu’da “arabulucu” rolünden, “arası bulunan ülke” konumuna gerilemesinin sonuçları bunlar; AK Parti hükümetinin bir dönem övündüğü “değerli yalnızlığının” sonuçları...

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
ABD ile zorlu süreç 16 Ekim 2021
ABD seyahati bilançosu 28 Eylül 2021