Netanyahu’dan seçim saldırıları

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Gönül isterdi ki bu yazının başlığını “Ne­tanyahu’dan seçim vaatleri” ya da “Ne­tanyahu’dan seçim kampanyaları” gibi nor­mal bir başlık atalım. Ancak söz konusu İsra­il Başbakanı Binyamin Netanyahu olduğunda maalesef hiç bir şey normal olamıyor. Gaz­ze’de Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) ta­rafından “soykırım suçu işlediği” kararı veri­len Netanyahu, İran’dan sonra şimdi de Tür­kiye’ye sataşmaya çalışıyor.

İsrail’de 27 Ekim’de gerçekleştirilecek ge­nel seçimlerin, gerek İsrail gerekse de Orta­doğu için ne kadar kritik olduğunu geçen haf­ta bu köşede yazmıştım. O yazının üzerinden bir hafta geçmeden, İsrail Türkiye'nin bölge­deki askeri varlığı gerekçe göstererek Suri­ye’nin İdlib kırsalındaki Ebu Zuhur Hava Üs­sü'ne saldırdı.

Olayın ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu karşılıklı sert açıklamalar yaptı ve iki lider arasındaki gerilim tırmandı. Ancak Türkiye, İsrail’in pervasız saldırısı karşısın­da askeri bir missilleme yapma yoluna gitme­di, soğukkanlılığını korudu ve israil’e gereken cevabı diplomatik bir şekilde verdi.

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, pazar günü sosyal medya hesabından yaptığı açıkla­mada saldırıları savundu. Katz, İsrail’in Tür­kiye’nin “Suriye’ye yerleşmesine ve İsrail’in güvenliğini tehdit etmesine” izin vermeyece­ğini iddia etti.

“Gereksiz bir tırmanma”

ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barra­ck ise İsrail’in Ebu Zuhur hava üssüne dü­zenlediği saldırıyı “bölgesel istikrara katkı sağlamayan gereksiz bir tırmanma” diye­rek sert bir dille eleştirdi. Barrack’ın Türki­ye'yi destekleyen açıklamaları Tel Aviv'i ra­hatsız etti. İsrail basını tarafından, İsrail’in, Barrack ile istihbarat paylaşımına son ver­diği öne sürüldü.

Daha önce de Barrack, “İsrail’in güvenlik ihtiyaçlarına yeterince duyarlı olmayan bir çizgiyi savunan ve zaman zaman uzaklık, hat­ta düşmanlık hissi uyandıran bir üslupla ko­nuşan biri olarak” tanımlanmıştı. Anlaşılan o ki, İsrail bütün dünyanın kendisinin “güven­lik ihtiyaçları” ekseninde hareket etmesini doğal bir hak olarak görüyor, ayrıca “İsrail’in güvenlik ihtiyaçlarına yeterince duyarlı ol­mak” demek, söz konusu bütün bölgenin ateş çemberine dönüşmesi bile olsa İsrail’in tüm saldırılarını onaylamak anlamına geliyor.

Ancak artık kimse bu güvenlik masalını “yemiyor.” O nedenle de İsrail’deki genel se­çimler öncesinde oyları konsolide etmek iste­yen Netanyahu, artık ne yapacağını ve nereye saldıracağını şaşırmış durumda. Zira İsrail’de şu anda Netanyahu hükümetinin saldırgan politikalarının karşısında duran kesim de, Türkiye’ye yapılan bu saldırının da “gereksiz ve siyasi amaçlı” olduğunu söylüyor.

Netanyahu’nun iktidarını koruma adına İs­rail’in de içinde bulunduğu bölgedeki savaşı veya gerilimi tırmandırma çabaları hız kes­meden artıyor. Anlaşılan İran’la olan savaş, Lübnan’daki Hizbullah güçleriyle olan çatış­malar, canı istedikçe Suriye’yi bombalamalar yetmemiş olacak ki Türkiye’yi bir tehdit gibi gösterip İsrail halkının “sözde güvenliği adı­na” seçmenlerden oy isteme derdine düşmüş.

Anlaşılan seçim öncesi yapılan anketlerde Türkiye’yi bir tehdit gibi gösterme çabası işe yaramamış olacak ki önceki gün kendi kişisel telefon numarasını kamuya açık bir şekilde paylaşarak “Ne derdiniz varsa bana anlatın” çağrısında bulunmuş. Yakında TikTok hesabı açıp dans ederek oy isterse hiç şaşırmam, zira iktidarını kaybettiği anda kendi ülkesinde da­hi savaş suçu işlemekten yargılanacağı aşikâr.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 11.721,72 -2,89 %
Dolar 49,5140 0,10 %
Euro 55,6510 0,25 %
Euro/Dolar 1,1239 0,16 %
Altın (GR) 6.604,45 0,37 %
Altın (ONS) 4.165,55 -0,13 %
Brent 107,64 3,42 %