22 °C
Güven SAK
Güven SAK DÜNYA İŞLERİ

Neuralink projesi ve tıpta hızlanan dijital dönüşüm

Geçen haftanın üzerinde konuşmaya değer tek iktisadi haberi cuma günü geldi. Elon Musk iyi ki Neuralink projesinde gelinen aşamayı anlatmak için geçen haftayı seçmiş. Konuşacak bir sürü konu çıktı. Doğrusu ben, Elon Musk’ın Youtube videosunu cumartesi sabahı izlerken, güncel iktisadi analiz açısından son derece değerli buldum. Ne düşündüğümü anlatmak isterim.

Siz hala COVID-19 sürecine nasıl intibak edeceğinizi düşünmediniz mi?

COVID-19 ile birlikte uzaktan çalışma, tele-seyahat birden gündemimize girdi. Aslında uzaktan çalışma ve tele seyahat için teknik altyapı uzun bir süredir zaten vardı, şimdi yoğun bir biçimde kullanmaya başladık. Şimdi öyle anlaşılıyor ki, bir aşı ya da tedavi bulununcaya kadar insanın insandan kaçmasını temin edecek tedbirlere devam edeceğiz. Peki, buna nasıl intibak edeceğiz?

Yöneticilerimizin COVID-19 sürecinde bir aşamadan ötekine geçmeye hala intibak edemediği ortada. O nedenle, aktif vaka sayısı yalnızca ağustos ayı içinde şimdilik yüzde 79 artmış görünüyor. Yöneticilerimiz hala her yerde maske-mesafe-temizlik (MMT) diyorlar mesela. Halbuki bundan bir kaç ay önce ekonomiyi yeniden açarken aynı zamanda test-takip-karantina (TTK) dönemine geçmiş olmamız lazımdı. Geçemedik. COVID-19 meydanı boş buldu, devletimiz MMT’den TTK’ya düzenli bir geçişi organize edemeyince.

Peki ne vakte kadar sürecek bu hal? En az 2022 sonuna kadar. Ne ediyor? 2,5 yıl filan. Fed guvernörü Powell’ın geçen hafta gelen tarihi açıklamalarına bakarsanız, aslında önümüzdeki beş yılda işler normale dönmeyecek. Bir nevi, “Eski hal muhal. Ya yeni hal ya da izmihlal.” Şimdi yeniyi tarifetme zamanı. Neden?

Beş yıl elbette bir işletme için çok uzun bir süre, önce onu tespit etmekte fayda var. Bu kadar uzun bir süre başka şartlarda faaliyet göstermek üzere organize olmuş bir işletmeyi olduğu gibi yaşatabilmek mümkün değil. Mekanları yeniden tasarlamak, iş sürecini yeniden örgütlemek elzem. Başka çare yok.

Şimdi her bir alanda, her sektörde, her işletmede uzaktan çalışmanın nasıl olabileceğini düşünmemiz gereken bir sürecin içindeyiz. İşletmenin hayatiyetini sağlamak için ne yapmak gerekir? Açıktır ki, bir yandan halk sağlığı ile ilgili tedbirleri alırken, sosyal mesafe kuralına uyarken, öte yandan da işletmenin ve insanların hayatiyetini temin etmek gerekiyor. Hem yeniden organize edeceğiz hayatlarımızı, hem de yerel düzeyde TTK sürecine hızla intibak edeceğiz. Burada devlete düşen TTK süreci için gereken ekipleri örgütlemek ve işletmelerin COVID-19’la birlikte yaşama intibakında kolaylaştırıcı olmak. Onu da ifade edeyim.

TOBB ETÜ Tıp Fakültesi Kardiyoloji Bölümü’nde yeni nesil minyatür holter cihazını gördüğüm için, Neuralink bana çok şaşırtıcı gelmedi.

İşte Neuralink projesi, sağlık hizmetleri alanında yeni normale intibakın nasıl olabileceği üzerinde düşünmemize imkan veriyor. Bu nedenle de son derece değerli bana sorarsanız. Peki, nedir Neuralink projesi?

Cumartesi sabahından beri Neuralink ile ilgili olarak duyduğum yorumlara bakarak öncelikle Neuralink ne değildir diye lafa başlayayım müsaadenizle.

Neuralink insan beynine çip takıp, beyine komutlar göndererek insanları bir nevi robotlaştırma projesi değildir. Tam tersine aynen Elon Musk’ın sunum sırasında söylediği gibi, Neuralink bir nevi “beyine fitbit takma projesi”dir. Ne demek?

Fitbit’i kendimizi iyi hissetmek, ne kadar hareket ettiğimizi görmek, kalbimizin her aşamada ne kadar hızla attığını takip edebilmek için takıyoruz. Neuralink aynı fitbit gibi kendimizi iyi hissetmemize yarayacak, endişelerimizi azaltacak bir tıbbi cihaz geliştirme projesidir. Aynı anda Neuralink bu yeni tıbbi cihaza dayalı bir tele tıp (tele medicine) projesidir. Tıpta dijital dönüşüm artık tıbbi cihazları minyatürleştirmektedir.

Neuralink, nöroloji ile ilgili bir proje. Nöroloji alanında zaten kullanılan tıbbi cihazları, müdahale yollarını minyatürleştiriyor. Aynı durum mesela kardiyoloji alanında da geçerli. Ama onu Neuralink yapmıyor, başka şirketler yapıyor. Siz hiç kalp atışlarınızın gündelik yaşamınızda takip edilebilmesi için holter takıp dolaştınız mı? Çok sıkıcıdır. Kocaman bir aleti belinize takarlar, aletten çıkan kablolar vücudunuzu sarar. Gece üstünüzde, gündüz üstünüzde, bir süre dolaştırır sonra holteri çıkartıp, orada toplanan kalp atışı verisini değerlendirirler. Bu değerlendirme süreci yaşam kalitenizi olumsuz etkiler, kendinizi iyi hissetmezsiniz.

Neuralink ile tıpta öngörünün yerini artık angörü alıyor

Şimdi mesela TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Kardiyoloji bölümünde minyatür bir holter cihazı kullanılıyor. Ben tıpta dijital dönüşümü nasıl düşünmek gerektiğine ilk orada somut olarak şahit oldum doğrusu. O nedenle Neuralink sunumunu büyük bir ilgiyle ama çok şaşırmadan izledim. Belinize kocaman holter cihazı yerine, başparmağınızın ilk boğumu büyüklüğünde ama çok daha ince bir elektronik cihazı kalbinizin üzerine dışarıdan yapıştırıyorlar artık. Aynı Musk’ın madeni para büyüklüğündeki yeni nöroloji tıbbi cihazı gibi. Yakında bunu deri altına yerleştirmek bile düşünülebilir. TOBB ETÜ Tele Tıp Merkezi’ndeki görevliler bu cihaz yerleştirilir yerleştirilmez, anlık olarak, hastanın kalp atışlarını ekrandan takip edebiliyorlar. Doktorlar açısından bakarsanız öngörünün (forecasting) yerini artık angörü (nowcasting) alıyor.

İşte Neuralink projesi ile aynı işi beyindeki gelişmeleri takip edebilmek ve gerektiğinde müdahale edebilmek için yapmak mümkün hale geliyor. Aynı minyatürleştirme burada da var. Halen gerek sara hastaları için gerekse de Parkinson hastaları için kullanılan tıbbi cihazlar minyatürleşiyor bir nevi. Bir ameliyatla kafatasına bir madeni para büyüklüğündeki cihaz takılıyor ve beynin ilgili bölgelerine bağlanıyor. Böylece bir yandan aynı kalp atışlarını izlemek gibi, hastanın gündelik yaşamını olumsuz etkilemeden, beyindeki gelişmeleri yakından takip edip, hastayı ilacını alması konusunda önceden uyarabilmek mümkün hale geliyor. Nasıl? Tele-Tıp Merkezi vasıtasıyla anlık takip sayesinde elbette. Ayrıca beyindeki gelişmeler hakkında yoğun bir biçimde veri toplanacağı için ileride yapay zekaya dayalı analiz ve müdahaleler ile teşhis ve tedavide yeni yöntemlere temel oluşturmak da mümkün hale geliyor. Bu tür minyatür cihazların kablosuz şarjı için gereken teknolojileri artık bildiğimizi de eklemiş olayım.

Şimdi bu tür tıbbi cihazların getireceği yeniliği gözünüzde canlandırabiliyor musunuz? Hem teşhis, hem de tedavi için artık ille de bir doktoru hemen görmeniz gerekmiyor. Hastanede bir dizi test sonucunu doktor görsün diye saatlerce beklemeniz hiç gerekmiyor. Yakında küçük müdahaleler için hastaneye gitmeniz de gerekmeyecek demek bu aynı zamanda. Elon Musk’ın depresyon ve bağımlılık gibi alanlarda Neuralink’in yapabileceklerine verdiği cevaplara bir bakın isterseniz. Hastanelerin tele tıp merkezleri etrafında örgütleneceği, uzaktan sağlık hizmetlerinin yaygınlaşacağı bir dönemin habercisi Neuralink bana sorarsanız.

Uzaktan sağlık hizmetleri sağlanması zaten uzun bir süredir herkesin gündemindeydi şimdi COVID-19 ile birlikte süreç hızlandı. Kimse COVID-19 nedeniyle normal sağlık hizmetleri için artık sağlık merkezlerine, hastanelere gitmek istemiyor. O vakit, sağlık hizmetlerini herkesin evine götürmek gerekiyor. Tıpta dijital dönüşüm tıbbi cihazlarda minyatürleşme ile birlikte ilerleyerek, hastane binalarını acil müdahaleler dışında gereksiz hale getiriyor.

Türkiye’nin tıbbi cihaz alanında yapay zeka temelli projelere yönelmesinde fayda var

Müsaadenizle Neuralink’i neden son derece zamanlı ve faydalı bulduğumu ifade ederek, Türkiye için üç adet sonuç çıkartayım. Birincisi, ben Neuralink sunumunu doğrusu bizim Sarp’tan öğrendim. Sarp artık 15 yaşında, dünyayı daha yakından izliyor. “Hadi Barış Özcan’ın YouTube kanalından Neuralink’i izleyelim, bakalım Elon Musk bu kez ne yapmış” diye o geldi. Ben de öğrendim. Elon Musk’ın doğru konuları doğru zamanda çocuklar dahil herkesin ilgisini çekerek gündeme yerleştirmesi. Bence ilk önemli nokta bu.

İkincisi, Türkiye, tıbbi cihazda mesafe alabilecek altyapıya sahip bir ülke. Olmayacak işlerde büyük müjdeler açıklamak, her cephede aynı anda savaşıyormuş gibi yapıp, enerjimizi boşa israf etmek yerine, Türkiye’nin tıbbi cihaz alanındaki potansiyelini güçlendirmeye yönelmekte fayda var benim gördüğüm. Zaten hastane altyapımız ve tıp alanındaki kapasitemiz iyi, şimdi uzaktan sağlık hizmetlerini uygulanabilir hale getirecek, tıpta dijital dönüşümü destekleyecek tıbbi cihaz-yapay zeka uygulamalarına yönelmek son derece akla mantığa uygun bana sorarsanız.

Üçüncüsü, şimdiden tıp eğitimini yeniden düşünmeye başlamakta fayda var benim gördüğüm. Öyle anlaşılıyor ki, yakın bir gelecekte, tıpta mühendis doktorların gerekeceği bir yeni aşamaya geçeceğiz. Uzaktan sağlık hizmetleri dönüşümünün gerektirdiği yeni nesil doktorları nasıl yetiştireceğimizi şimdiden düşünmeye başlamakta fayda var doğrusu. Hadisenin bugünkü eğitimle de yakın bir ilişkisi var. Ben, tıp eğitiminin yedi-sekiz yıla çıkartılması ve tıp fakültelerinin temel tıp bilimleri ve uygulamalı tıp bilimleri bölümlerinin birbirinden ayrılması ile mühendis doktorlar yetiştirebileceğimizi düşünüyorum doğrusu. Bir ara anlatırım.

Neuralink projesini anlatırken, Elon Musk’ı dinlemek doğrusu bana çok iyi geldi. Çok zamanlı bir tartışma için zemin hazırlıyor yaptıkları. Türkiye’nin bu sunumdan doğru dersleri çıkartması gerekiyor. Bu arada, tıpta dijital dönüşümün seyri düşünülerek değil, bir inşaat projesi olarak tasarlanmış, dev şehir hastanelerini yakın gelecekte ne yapacağımızı şimdiden düşünmeye başlamakta fayda var doğrusu. Onu da ifade edeyim.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap