Normalde, tüketim/ fiyat artışı, üretimi de tetikler…
Tüketim eğilimi artarken, sanayi üretimi yerinde sayıyor…
Aradaki makas, 4 yıldır “ara vermeden” açılıyor…
Oysa: Yükselen tüketim eğilimi de, yüksek fiyatlar da “üretimin/yatırımların artırılması” için en önemli nedenler arasında başı çekiyor…
***
Çünkü: “Pazar varsa” yatırım anlam kazanıyor…
“Talep varsa” sunulan arz para kazandırabiliyor, yatırımların/istihdamın artmasında rol oynayabiliyor…
***
Tersi durumda:
Furya şeklinde yapılmış yatırımlar “atıl kalıyor”…
***
Ayrıca…
Bir mal veya hizmette:
Fiyatların aşırı yükselmesi ve dolayısıyla kâr oranının artması da, mevcut üreticinin, arzı (üretimi) artırması için neden sayılıyor…
Ve…Yeni yatırımların yapılması zorunluluğunun/gerekliliğinin de habercisi olarak biliniyor…
***
Bir mal veya hizmette:
Arzın artması veya artacağı beklentisi ise (normal şartlarda) fiyatların düşmesi için “neden” olarak öne çıkıyor…
Dolayısıyla:
Aşırı (fahiş) yüksek fiyatlar, yüksek fiyat sorununun ilacı olarak da tarif ediliyor…
***
Bu ortamda üretimin yerinde sayması, yanlışlarımızı açığa çıkarıyor…
VELHASIL
Yatırımlarda da, üretimde de, desteklerde de, teşviklerde de ayrıntılı/analizli planlamalar gerekiyor… Tüm sektörlerde doğru envanter bilgilerine sahip olabilmenin ise “zorunluluğumuz olan bu planlamanın” olmazsa olmazı olduğu biliniyor…
Planlama yapılmadan verilen destekler/teşvikler/krediler ise: Kıt olan kaynaklarımızı daha da kıtlaştıracak atıl/verimsiz yatırımları artırdı/artırıyor…
***
Bir örnek: 1999 yılında, benim de bulunduğum toplantıda, dönemin Devlet Bakanı Salih Yıldırım açıklamıştı:
“GAP Projesi yavaşladı…
Finansman sağlamaz ve bu hızla gidersek sulama projelerini 20 yılda bitirebileceğiz…
Oysa, sulama projelerini tamamladığımızda bırakın kendine yeterliliği, 40-50 milyar dolarlık ihracatın da önünü açabiliriz… Yaklaşık 4-5 milyon kişiye de iş imkanı sağlayabiliriz…” Sonuç mu?!