Odaklanabilmenin gücü

Serbest Kürsü
Serbest Kürsü

Tunç DİPTAŞ -tunch@tunchdiptas.com

Ferrari’yi dünya çapında en ünlü spor araba markası yapan nedir? Apple denince aklınıza ilk ne geliyor? Neden IKEA dünya çapında başarılı oldu? Bu soruların ortak bir tek cevabı var: Bu markalar, herkesi mutlu etmeye çalışmak, her alanda başarılı olmaya çalışmak yerine tek bir konuda uzmanlaşma yolunu seçtiler. Ferrari, el ile yapılan, en yaratıcı tasarıma sahip spor arabası olmaya odaklandı. Apple farklı düşünenlerin markası olmayı, yaratıcı tasarımı olan teknolojik ürünler ortaya çıkarmayı hedefledi. IKEA ise kolayca monte edilebilen, ucuz mobilyalar üzerine ustalaştı. Dünyada başarılı olmuş, adını herkesin bildiği markaların ortak özelliği bir nişlerinin olması ve bu niş üzerinde uzmanlaşmaları.

MARKALAR İÇİN OLDUĞU GİBİ LİDERLER İÇİN DE USTALAŞMAK ÖNEMLİ

Liderlerin, yöneticilerin başarılı olanları da tıpkı markalar gibi tek bir konu üzerinde uzmanlaşıp başka hiçbir şey ile dikkatlerinin dağılmasına izin vermiyorlar. Amaçlarını biliyor, ona odaklanıyor ve kendi alanlarında uzmanlaşıyorlar. Bu yüzden de teknoloji alanında yeniliklerle yepyeni bir dönemin açılmasını sağlayan Steve Jobs’a “Nasıl başarılı oldunuz?” diye sorulduğunda “Başarıya odaklanmak için ‘Hayır’ diyebilmeyi bilmek gerekir. Hayır diyebilmek için de ne istediğinizi, amacınızın ne olduğunu net olarak bilmeniz önemlidir” yanıtını vermiştir.

Beyin üzerinde yapılan araştırmaların bulguları da bu gerçeği doğruluyor. Eskiden çoklu işlem (multi-tasking) bir meziyet gibi söyleniyor herkes birden fazla şeyi aynı anda yapmaya çalışıyordu. Öyle ki iş görüşmelerinde aranılan özelliklerden biriydi. Yeni bulgular gösteriyor ki gerçek aslında öyle değil. Beyin aynı anda birden fazla şeye odaklanmaya çalıştığında çabuk yoruluyor ve üretkenliği düşüyor.

Nörobilim uzmanlarının araştırmalarına göre tek bir şeye odaklanmak insanın üretkenliğini yüzde 20 oranında artırıyor. Beyin tek bir şeye odaklandıkça daha verimli çalışıyor ve herhangi bir konuda uzmanlaşma süresinin kısalmasını sağlıyor. Birçok yeni araştırma, dikkat dağılmaksızın odaklanılarak yapılan günde 3-4 saatlik çalışmanın 8-9 saatlik çalışmanın yerini tuttuğunu gösteriyor. Daha az saat çalışarak, daha çok verim elde edebiliyorsak, odaklanma üzerine daha fazla zaman ayırmamız gerekiyor.

DAHA FAZLA ODAKLANABİLMEK İÇİN 6 PÜF NOKTA:

  1.  Profesyonel ve kişisel hayatınızdaki hedefleri sınırlandırın. Amacınıza yönelik en fazla üç hedefe odaklanın. Ne kadar fazla hedefe odaklanırsanız o kadar dikkatiniz dağılır ve hedefe giden yoldan uzaklaşırsınız.
  2. Doğal yeteneklerinizin farkına varın ve zaten güçlü olan yönlerinize odaklanın.
  3. Çok sayıda kitap okumak yerine uzmanlaşmak istediğiniz alandaki kitapları defalarca okuyun ve altını çizerek çalışın.
  4. Facebook’ta, Instagram’da çok sayıda arkadaş biriktirmeye çalışmak yerine derin, anlamlı ve sizi ileriye götürecek ilişkileri tercih edin.
  5. Enerjinizi ne için kullandığınıza çok dikkat edin. Amacınıza hizmet etmeyen aktivitelere hayır diyebilmenin keyfini yaşayın. Dünyanın en zengin iş insanlarının başında gelen Warren Buffet’ın da söylediği gibi “Başarılı ve çok başarılı insanlar arasındaki en büyük fark; çok başarılı insanların amaçlarına hizmet etmeyen her şeye “hayır” diyebilme cesaretini ve bilincini gösterebilmeleridir.”
  6. Planlarınızı sonuç odaklı yapın. Eğer sürekli meşgul olduğunuzu söylüyor ancak istediğiniz hedeflere ulaşamıyorsanız, sonuç odaklı plan yapmıyorsunuz demektir. Herhangi bir aktiviteye başlamadan önce istediğiniz hedefi ve bu hedefe neden ulaşmak istediğinizi netleştirin. Ne kadar meşgul olduğunuz değil hangi hedefe en kısa zamanda nasıl ulaşabileceğiniz üzerine odaklanın. 

ODAKLANMANIN GÜCÜNE İNANIN!

Eğer ürününüzün, markanızın ya da kendinizin birçok alanda başarılı olup birçok kişiye hitap edeceğinizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Konfüçyus’un da söylediği gibi “Eğer bir kişi iki tavşanı aynı anda yakalamaya çalışırsa, bir tavşan bile yakalaması mümkün değildir.” Odaklanmanın değerini kavramak çok önemli. Eğer daha kısa sürede daha başarılı olmak istiyorsanız, daha kaliteli bir hayat arzu ediyorsanız tek bir konuya odaklanın, tek bir konuda uzmanlaşın.

Karar vermenin kökeni

İngilizcede “decide” yani “karar vermek” filinin kelime kökeni, diğer seçenekler ortadan kaldırarak (keserek, öldürerek) bir sonuca varmak anlamından ve “öldürmek, kesp atmak” eylemlerinden geliyor. Karar vermek zor bir eylemdir. Bazen önemli kararları alırken günlerce, haftalarca üzerine düşünürüz. Sonrasında da acaba doğru kararı verdik mi diye endişeleniriz. Bu hem zamanı hem de enerjimizi kötü kullanmamıza yol açar. Karar verme konusuna daha farklı perspektiften bakacak olursak günlük hayata dar her kararımız aslında birilerini veya bir şeyler kesp atmak, öldürmek anlamına geliyor. Bir karar verirken diğer seçenekler ortadan kaldırıyoruz. Günlük ya da profesyonel hayatta bir karar verirken bu bilgiyi hatırlamak odaklanmanızı ve üreticiliğinizi artıracaktır.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Hayat çizgisi 31 Temmuz 2021