Ölü Ozanlar Derneği’nden Çanakkale’ye, Tarım Gençlik Konseyi’ne
1915 yılında Tıbbiye’ye kaydolan birinci sınıf öğrencilerinin tamamı Çanakkale’de şehit düştü. Bu yüzden Darülfünun 1921 yılında hiç mezun veremedi. 1887’de eğitime başlayan Sivas Lisesi öğrencileri gönüllü olarak cepheye gitti, 1915’te okul mezun veremedi. Galatasaray, Konya, İzmir liseleri. Onlar da aynı yıl mezun veremedi.
Hepsi hayat, umut doluydu. Anadolu’ya merhem olacaklardı. Hekim olamadılar ama bir ulusun geleceğini iyileştirdiler. Bedenlerine sığmayan koca yürekleriyle bir ulusu ayağa kaldırdılar. Bu hikâyeler aklımdan geçerken Afyon’da, bambaşka bir masada, başka bir yüzyıldaydım. 40 şehirden 42 genç, tarımın geleceğini konuşuyordu. Dertleşmiyor, şikâyet etmiyor, değişimin stratejisini tartışıyorlardı. Cepheler tarlaya, cephaneler teknolojiye dönüşmüş durumda.
Cumhuriyet’in genç çiftçi ordusu, Afyon’da kendi ruhunu yazdı
Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde kurulan Tarım Orman Gençlik Konseyi’nin Afyon’daki İstişare Toplantısı’nı izlerken aklıma en çok Cumhuriyet ve Ölü Ozanlar Derneği geldi. Geniş bir masada sadece yemek yenmedi, gelecek pişirildi, umut servis edildi. Bu gençler yıl boyunca birlikte hareket ediyor, birbirlerinin girişimlerine teknik ve moral destek veriyor, kendi çevrelerinde başka gençlere ilham oluyorlar. Klasik tarım örgütlerinden çok farklılar. Kitaplarda okuduğumuz köklü kulüpler gibi çalışıyorlar, Sessiz, disiplinli, etkili.
Türk tarımının yeşil etki ajanları
Yaş sınırı 35. İkinci, üçüncü kuşak çiftçiler. İyi eğitimli, kültürlü, görgülü. Uzun zamandır hem işine hem hayata bu kadar keyifle tutunan bir topluluk görmemiştim. Farklı disiplinlerden üniversite mezunu bu gençler sadece kendi çiftliklerini değil, bölgelerini ve Türkiye tarımını dönüştürüyor, umut saçıyor. Kentlerdeki plaza hayatı yerine kırsalda fabrika gibi işleyen tarlaları seçmişler. “Tarımda genç kalmıyor” diyenlere inat, yakında küçük bir orduya dönüşecek bir gençliğe şahitlik ettim.
Tarım Bakanı ve gençler, iki tam gün, tek eşit masa
Türkiye’de çoğu tarımsal yapı derdini anlatıp mızmızlanırken, gençler masaya çözüm getiriyor. Koltuk istemiyorlar. Koltukların anlamını değiştirmek istiyorlar. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ve ekibi, Tarım Orman Gençlik Konseyi’nin 1. İstişare Toplantısı’nda iki tam gün gençlerle birlikteydi.
Kırsal kalkınma desteklerinin yüzde 20’sinin kadınlara ve gençlere ayrıldığını anlatmakla kalmadılar, birlikte düşündüler, birlikte tartıştılar. Bu iki gün sembolik değildi, projeye duyulan güvenin ifadesiydi. Konsey üyeleriyle hazırlanan filmlerin TRT’de yayınlanması da bu duruşun bir parçası.
Tarımın yeşil etki ajanları
Konsey Başkanı Enderay Bozbey’in adını daha çok duyacağız. Ama mesele tek bir isim değil. Ankara’dan Recep, Adana’dan Samet, Manisa’dan Esra, Nida. Her biri tarımda teknoloji entegrasyonunun sahadaki karşılığı. Türkiye’nin 74 milyar dolarlık tarımsal hasılası onların aklıyla büyüyecek. İklim krizi, su stresi, karbon baskısı ve küresel rekabet yeni bir eşik yaratıyor. Bu eşiği aşacak teknoloji aklı gençlerde.
Tarım Gençlik Konseyi’ni yürüten Tarım Orman Bakanlığı Eğitim Yayın Dairesi Başkanı Dr. Bülent Kahraman Çolakoğlu değişim hikâyesinin kilit ismi. TKDK Başkanı Dr. Ahmet Antalyalı gençliğin mihmandarı.
42 kişilik Tarım Gençlik Konseyi bir sayı değil. Anadolu’ya atılmış yeni bir tohum. Amaç net, tarımda teknoloji entegrasyonunu gençler aracılığıyla yaymak. Tarımı gençlerin aklı ve motivasyonuyla mayalayarak 2050’ye hazırlamak. Gençlerin tarım teknoloji bilgilerini tüm Türkiye’ye taşımak, diğer gençliğe mentorlük yapmak. Bu bakımdan Afyon’da sadece eğitim verilmedi. Bir gelecek simülasyonu kuruldu. Etkili konuşma, stratejik düşünme, sürdürülebilirlik, liderlik. En önemlisi eşit masa kültürüydü.
Tarımın genç lordlar kamarası
Bu yapı bana şunu düşündürdü, Tarım Gençlik Konseyi, modern Türkiye’nin tarımsal Lordlar Kamarası. Aristokrasinin değil, sahanın lordları. Masaya yumruk değil veri koydular. Ajitasyon yapmadan, gürültü çıkarmadan konuştular. Kimliklerini ideolojilerle değil üretkenlikle kurduklarını gösterdiler. Onay değil, sorumluluk istediklerini ifade edip gülümsemeyi asla ihmal etmediler.
Afyon’da gençler mağaralarını açtı
Ölü Ozanlar Derneği’ni hatırlayanlar bilir. Bir mağarada başlayan cesur bir düşünce yolculuğuydu. Afyon’da da benzer bir ruh vardı. Gençler görüşlerini, eleştirilerini, hayallerini saklamadan paylaştılar. Kozalarını açtılar. Birlikte düşünmenin gücünü gösterdiler. Zorlukların farkındalar ama umutsuz değiller. Doğuştan şanslı olduklarını inkâr etmiyorlar ama sorumluluktan da kaçmıyorlar. Tarımı terk etmiyorlar. Tarımı yeniden anlamlandırıyorlar. 43. kişi olamasam da 41 kere maşallah diyorum.
1915’te bedenini veren gençlik…
1989’da ruhunu özgürleştiren gençlik…
Bugün aklıyla, teknolojisiyle geleceği kuran bir gençlik…
Bu yazı Cemil Meriç’in “gördüm, yaşadım” diline, Tanpınar’ın zaman–mekân–ruh hassasiyetine bir selam olsun.
Geleceğe bırakılmış bir şahitlik belgesi Afyon’da bir masa Birkaç sandalye İki tam gün Bir bakan Dört bakan yardımcısı Kırk iki genç Güçlü bir hikâye Gördüm. İnandım. Heyecanlandım.