Ömür dediğin…
Avrupa Birliği (AB) verilerine göre Madrid ve Milano’da yaşam süresinin daha uzun olduğu ve AB ülkelerinde kadınların erkeklerden beş yıl daha uzun yaşadığını ortaya koydu.
AB istatistik bürosu Eurostat’ın açıkladığı 2024 yılı verileri, AB’de kadınların ortalama yaşam süresi 84,1 yıl, erkeklerin ise 78,9 yıl. AB’de ortalama ömür yaşam süresi 81,5 olarak açıklandı. Eurostat verileri, dünyanın Covid-19 korona pandemisi ile başlayan düşüş trendinden tamamen kurtularak, yaşam süresi pandemi öncesi 2019 yılındaki beklentinin de üzerine çıkmış olduğunu ortaya koyuyor. İstatistiksel olarak, AB ülkelerinde 2024 yılında doğan bir bebeğin ortalama 81,5 yaşına kadar yaşayacağı öngörülüyor. Bu rakam 2023 doğumlulara kıyasla bir ay daha uzun bir ömür…
AB ülkelerinde, yaşam süresi oranı ülkeden ülkeye önemli ölçüde değişiklik gösteriyor. Letonya’da kadınlar erkeklerden neredeyse on yıl daha uzun yaşarken, Hollanda’da bu fark yaklaşık üç yıl ile sınırlı kalıyor. Almanya ise Avrupa ortalamasına yakın. Almanya’da kadınların yaşam süresi 83,5 yıl, erkeklerin ise 78,9 yıl. Almanya’da ortalama yaşam süresi ise 81,2. AB’de dört bölge 85 yıl veya üzerinde yaşam süresi ortalamasına sahip. Zirvede 85,7 yıl ile İspanya’nın başkenti Madrid ve çevresi yer alıyor.
Madrid’i 85 yıl ile Kuzey İtalya’nın Trento ve Bolzano kentleri ve İsveç’in başkenti Stockholm takip ediyor. AB’de en düşük ortalama yaşam süresine sahip bölgeler ise Bulgaristan’ın kuzeyinde, Roman ve Türk azınlıkların da yoğun olarak yaşadıkları Severozapaden’de yaşam süresi 73,9. AB verilerine göre, aday ülke olan Türkiye’de ortalama yaşam süresi 79 yıl olarak tespit edildi. Eurostat verilerine göre, Türkiye’de ortalama yaşam süresi erkeklerde 76,4 ve kadınlarda 81,7 yıl olduğu belirtiliyor…
Sağlıklı yaşamın sırrı
Sağlıklı yaşamın sırrının “düzenli spor”, “sebze” ve “dost edinmek” olduğu ileri sürüldü. Ömür süresi ve yaşam kalitesini araştıran Science dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, yaşlanmak istemeyenlerin haftada beş kez spor yapması, her gün sebze tüketmesi ve çok sayıda arkadaşa sahip olması gerektiğini ileri sürüldü.
Science makalesine göre yaşam beklentimiz “dış etkenlere” bağlı olsa da genlerimizin de ömür süremizi belirleyici olduğu ifade edildi. Danimarkalı yaşlanma araştırmacısı Morten Scheibye-Knudsen, yaşlanmaya dair anlayışımız üzerindeki genlerimizin etkisini “ne kadar yaşadığımız, ebeveynlerimizin ne kadar yaşadığına bağlı” olarak nitelendiriyor. Genlerimiz nasıl olursa olsun, “yaşam tarzımızın yaşam süresini yaklaşık 20 yıl etkileyebileceği” de yadsınamaz bir gerçek. Araştırmaya göre, “sigara içmek” ömrümüzden yedi yıl, “sağlıksız beslenme” on yıl, “spor yapmamak” yedi yıl kaybettirebilir insanoğluna.
“Dışsal ölümcüllük”
Bilim insanları, yaşam süresinde “dışsal ölümcüllük” kavramının da önemine vurgu yapıyor. Bilim insanları, kaza veya bulaşıcı bir hastalık gibi ölüm nedenini dışarıdan gelen etkenler görmezden gelirseniz, genetik açıdan benzer iki kardeşin yaşam süreleri tamamen farklı olabileceğine ve genlerin yaşam beklentisi üzerindeki etkisinin yanlış biçimde düşük hesaplanmasına yol açabileceğine dikkat çekiyor.
Science dergisinde yayımlanan makalenin yaşlanma araştırmaları açısından bir dönüm noktası olabileceğini belirten araştırmacı Ben Shenhar, “Yüz yaşını geçenlerin yarısının ağır bir hastalığı yok. Bu çılgınca! Bu insanları koruyan genler olmalı ve artık bunları daha hedefli araştırabiliriz. Özellikle de dışsal etkenlerin yaşam beklentisi üzerindeki etkisinin giderek azaldığı bir dönemde araştırmalar sürdürülmeli” diye konuştu.
Sonuçta, düzenli spor yaparsak, her gün sebze tüketirsek, iyi dostlar edinirsek, sigara içmezsek, “ömür dediğimiz”in şeyin neredeyse yüzde 50 oranında her şey insanın kendi elinde…