Örgütsel Sağlık (Organizational Health)

Hakan OKAY
Hakan OKAY Helikopter Bakışı hakanokay@hakanokay.com

Bir örgütün (İşletmenin) gelecekte var olabilmesi açısından, sağlıklı bir yapıya sahip olması çok önemlidir.  

“Örgütsel Sağlık” kavramı, ilk olarak M.B. Miles tarafından 1965 yılında yayınladığı bir makalede okulların doğasının analizi için kullanılmıştır. Bu kavramın okullarda kullanması iki nedene dayanmaktadır. 

İlk neden, okulun yöneticilerin, öğretmenlerin ve öğrencilerin rol aldığı bir sosyal sistem olarak kabul edilmesidir. Böylelikle “Örgütsel Sağlık” bu beşeri unsurlar arasındaki sosyal etkileşimin sağlıklı ve etkili olması gerekliliğidir.

İkinci neden ise,  okulun,  öğretim vermek olan temel işlevi yerine getirebilmesi için, gerekli bilgisayar ve laboratuvar donanımını sağlamak,  sınıfları donatmak ve diğer fonksiyonlar için yeterli finans gücüne sahip olması gerekliliğidir. Böylelikle temel fonksiyonlar sağlanmış olacaktır.

Bu fikirden hareketle, “Örgütsel Sağlık” kavramını günümüz örgütlerine uyarlayacak olursak, değişen pazar ve rekabet koşulları, kurumsal ve bireysel müşterilerin beklentileri karşısında, örgütlerin hem iç iletişim açısından, hem de finans performansları açısından son derece sağlıklı olmaları gerekmektedir. Başka sözcüklerle ifade etmek gerekirse, hem içeride ne olup, ne bittiğini, hem de performanslarını ölçüp değerlendirmek zorundadırlar.

Yakın bir döneme kadar, bir örgütün performansını ölçmek için, örgütün varlıkları (Aktifleri), sermaye ve borçları (Pasifleri) arasındaki ilişkiler, döner ve duran varlıklarının öz sermaye ve kredileri arasındaki denge ve örgütün gelir yaratma gücü değerlendirilmekteydi. Bu anlamda bir örgüt, işletmenin özellikle kısa vadeli borçlarını ödeyebilme gücü, nakit akışı, sabir varlıklarının uzun vadeli borçları karşılayabilmesi, kârlılığı, yatırım gücü, ürünlerinin veya hizmetlerinin pazardaki rekabet gücü ile “Sağlıklı” olarak tanımlanmaktaydı.

Bazı yönetim bilimciler finansal ölçütlerin performansın ölçümünde en uygun kriter olarak vurgularken (2), bazıları da finansal ölçülerin yetersiz kalacağını belirtmişlerdir (3).

O halde, bir örgütün “Sağlıklı” olarak değerlendirilebilmesi için finansal ölçütlere ek olarak başka unsurların da değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu unsurların başında kuşkusuz etkin yönetimi, entelektüel sermayesi, örgüt içi iletişimi ve motivasyonu gelmektedir. Maddi olmayan bu kavramları daha fazla listelemek mümkündür. Zaten bir süredir, bu kavramlarla ilgili epey yazı kaleme almıştım. Önceki yazılarıma bir göz atarsanız detaylıca okuyabilirsiniz.

Bu kapsamda, “Örgütsel Sağlık" kavramı, bir örgütün performansını değerlendirilirken, hem maddi, hem manevi değerleri bir arada düşünülmesi gerekliliğini ifade etmektedir.

Ancak bu şekilde bir örgüt, sürdürülebilir rekabet avantajını yakalayabilir, ortalamanın üzerinde kâr edebilir ve gelecekte var olabilir.

Şimdi birkaç cümleyle de, günümüz ortamı ile “Örgütsel Sağlık” kavramını birleştirmek isterim.

Tabii, “Sağlık” diye yazınca, aklımıza kuşkusuz bu yıl yaşadığımız Covid Pandemisi gelmektedir.

İşte tam bu noktada, çalışanlar (Beyaz Yakalılar) uzunca bir süredir uzaktan veya evden çalıştıkları için, ofis ortamından ve diğer çalışanlarla iletişimden uzakta kalmışlardır. Bilindiği gibi, çalışanları bir arada tutan, işe bağlılıklarını  ve motivasyonlarını artıran sadece “İş ve gelir” değildir. Kahve makinesi başında veya yemekhanedeki sohbetler, doğum günü kutlamaları veya benzer ritüeller, çalışanları birbirine bağlar.

Uzaktan veya evden çalışma süresi uzadıkça, çalışanlarda “İşe Yabancılaşma”, “İşten ve İş arkadaşlarından Kopma”, “Örgüte Bağlılıkta Azalma” veya bunlara benzer bazı olumsuzluklar oluşmaya başlamıştır.

Bu durumda “Örgütsel Sağlık” kavramının temel unsurlarından biri olan “İç İletişim”i sağlamak zorlaşmıştır, ancak buna rağmen örgüt yöneticilerinin bu konuya eğilmeleri ve bir takım çözüm yolları bulmaları da kaçınılmazdır.

Kaynakça

(1)   Miles, M. B. (1965). “Planned Change and Organizational Health: Figure and Ground”, in R. O. Carlson, A. Gallaher, M. B. Miles, R. J. Pellegrin ve E. M. Rogers (der.), Change Processes in the Public Schools, The Center of the Advanced Study of Educational Administration, Oregon, ss.11 35.

(2)   Fisher, F. M. & McGowam, J. J. (1983). “On the Issues of Accounting Rates of Return to Infer Monopoly Profits”, American Economic Review, March, pp.82- 97.

(3)   McHugh, M., Humphreys, P. & Mclvor, R. (2003). “Buyer- Supplier Relationships And Organizaional Health”, Journal Of Supply Chain Management, 39(2), pp.15- 25.

 

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
D-Medya 04 Ekim 2021
M-ticaret 27 Eylül 2021
Kariyer Maratonu 16 Ağustos 2021