Ormanlar genişliyor, ama güç kaybediyor, ormanlarda büyük risk

Ülkeler ormanla­rını büyütmeye çalışırken bilim in­sanları yeni bir riski ortaya çıkardı. Natu­re Plants’de yayınla­nan yeni bir araştır­maya göre, ormanlar hızlı büyüyor ancak daha zayıf, daha ba­sit ve korunmasız­lar.

Dünya genelin­de 31 binden fazla ağaç türünü kapsayan mega bir analize gö­re, “ormanlar giderek daha tek düze hale geliyor, hızlı büyüyen sprinter ağaçların hakimiyeti­ne giriyor, yavaş büyüyen uzun ömürlü türler yok oluyor. Oy­sa yavaş büyüyen türlerin odun yoğunluğu daha yüksek, kök sistemleri daha derin ve ekolo­jik performansı yüksek, orman ekosistemlerinin omurgasını oluşturuyor.

Hızlı büyüyen ağaçlar güçlü ve köklü ağaçları evinden ediyor

Hızlı büyüyen ağaçlar tara­fından domine edilen orman­ların direnci kırılıyor, gezegeni koruma yeteneği bozuluyor. Or­manlar sadece karbon depola­mıyor, hayvanları besliyor, yer altındaki miselyum evrenini ayakta tutup, su döngüsü ve bö­cek popülasyonunu dengeliyor.

Orman krizi değil, kalite kaybı krizi

Araştırmacılara göre, “özel­likle biyoçeşitliliğin yük­sek olduğu ve ekosistemlerin birbirine sıkıca bağlı olduğu alanlarda benzersiz türler var. Orman varlığında uzmanlaş­mış kalın yapraklı yavaş bü­yüyen ağaç türleri kaybolduk­ça ormanların mukavemeti zayıflıyor. Ekosistem daya­nıklılığı yalnızca biyokütle miktarına değil, tür çeşitlili­ğine, fonksiyonel farklılığa ve yapısal benzersizliğe bağlı.

Daha çok ağaç daha iyi orman anlamına gelmiyor

Orman yönetimleri kısa sü­rede ağaçlandırma başarısı elde etmek için okaliptüs, ka­vak ve çam türü hızlı büyüyen küçük yapraklı ağaç türlerine öncelik veriyor. Orman mü­hendisi Christian Svenning’e göre, “bu türler büyüseler de kuraklığa, fırtınalara, zararlı­lara ve iklimsel şoklara karşı daha savunmasızlar.” Görü­nüşte orman olan alanlar, eko­lojik işlev bakımından düşük kapasiteli plantasyon sistem­lerinden başka bir şey değil.

Başka coğrafyaların ağaçları ormanın asıl sahibi türleri evinden ediyor

Araştırmacılar farklı coğ­rafyaların taşınan ve o bölge­ye adapte olmuş türler için de uyarıyor. “Bu türlerin yüzde 41’i restorasyon yapılan or­manlar da hayatta kalsalar da bölgenin asıl türlerinin eko­lojik rollerini üstlenemiyor­lar. Mekânına asıl sahipleri­nin ışık, su, besin maddelerini çalıyor. Yerli ağaçların hayat­ta kalmasını engelliyorlar.

En büyük kayıp tropikal ormanlarda yaşanıyor

Kaybolan her yavaş büyü­yen tür, yalnızca bir ağaç de­ğil, binlerce mikroorganizma, böcek ve kuş türü için yaşam ağının kopmasına neden olu­yor. Araştırmaya göre Kuzey Yarımküre ormanları da hızlı büyüyen ağaç türlerinin isti­lasına uğruyor.

Ormanlardaki bozulmanın temel sebepleri; insan kay­naklı iklim bozulması, alt­yapı için ormansızlaştırma, küresel ağaç ticareti. Hızlı büyüyen ağaçlar küresel or­mancılık ticaretinin gözdesi olsalar da ekolojik olarak kı­rılganlar ve hastalıklara daha yatkınlar.

Azotlu topraklarda ağaçlar hızlı büyüyor

Zayıflayan orman yapıları, yangınlara karşı direnci azal­tırken, yangın sonrası resto­rasyon politikaları da aynı kı­rılgan kompozisyonu yeniden üretme riski taşıyor. Natu­re’de yayınlanan bir çalışma­ya göre, “tropikal ormanların toprağında yeterince azot bu­lunduğunda ağaçlar iki kat da­ha hızlı büyüyor. Leeds Üni­versitesi bilim insanları Orta Amerika’da 76 ormanlık alanı 20 yıl izledi. Ormanın çeşit­li bölgelerine azotlu, fosfor­lu gübre bazılarına da her iki gübreden uyguladılar. Doğru azot döngüsü sağlanan toprak­lar diğerlerinin iki katı hızla büyüdü. Tarımsal ormancılı­ğın arttığı son yıllarda orman­lar artık yalnızca estetik unsur ya da mobilya hammaddesi değil tarımın koruyucusu, bi­yoçeşitliliğin sigortası.

Orman yangınları en yıkıcı afetler arasında

Hızlı büyüyen türler genel­likle daha düşük odun yoğun­luğuna ve daha homojen yapı­ya sahip oldukları için yangın­ların yayılım hızını artırıyor ve yanma dinamiklerini hız­landırıyor. BM Küresel Afet Risk Azaltma Değerlendirme Raporu’na göre, 2025’de dün­yada 390 milyon hektar alan yangınlarda tahrip oldu. Sa­dece Los Angeles yangınları­nın zararı 53 milyar. Muni­ch Re’nin Doğal Afet Rapo­runa göre 2025 yılında doğal afetlerin yol açtığı hasarların maliyeti 224 milyar dolar. 108 milyar doları sigorta kapsa­mında. Sigorta şirketlerinin risk modelleri artık sadece yangının çıkma olasılığını de­ğil, ormanın kompozisyonu­nu da hesaba katıyor. Ekosis­tem kalitesi düştükçe sigorta primleri yükseliyor.

Yangın riski yüksek bölge­lerde yaşayan insan sayısı son 20 yılda yüzde 40 arttı

Rapora göre, 2017 ile 2023 yılları arasındaki orman yan­gınlarının küresel zararı 106 milyar dolar. Önceki yıllara göre kat be kat fazla. Avust­ralya Victoria’da aşırı yangın riski nedeniyle olağanüstü hal ilan edildi.

Orman yangınları alevler söndüğünde bitmiyor etkisi onlarca yıl süren bir ekolojik tahribata neden oluyor. Bonn Challenge 2030’a kadar 350 milyon hektar, BM’nin Deca­de on Ecosystem Restoration programı 1 milyar hektar bo­zulmuş orman alanını restore etmeyi hedefleyen küresel or­ganizasyonlar olarak dikkat çe­kiyor. Swiss Re’nin 2025 Ra­poruna göre dünyada görülen en maliyetli on orman yangının sekizi 2015’den sonra yaşandı. Yangınlar orman kayıplarının yüzde 75’inden sorumlu.

Velhasıl, restorasyon başa­rısı artık dikilen fidan sayı­sıyla değil, 30 yıl sonra ayakta kalacak ekosistem bütünlü­ğüyle, şoklara dayanma ka­pasitesiyle ölçülüyor. Orman politikaları hektar yarışından çıkıp dayanıklılık ekonomisi­ne girmedikçe, büyüyen ama zayıflayan ormanlar, iklim krizinin en derin kırılganlığı olmaya devam edecek.

Yazara Ait Diğer Yazılar