"Orta Vadeli Program: Riskler ve gerçekler..."

Emre ALKİN
Emre ALKİN PAYLAŞMASAK OLMAZDI emre.alkin@dunya.com

Orta Vadeli Program (OVP) Resmi Gazete’de yayımlandı. Merkez Bankası'nın ve piyasanın öngörüleriyle çakışmasa da bazı hedeflerde "mantıklı" diyebileceğimiz bir yaklaşım gözlemledim. Başlamadan önce uyarıyorum, cümlelerim, bir değil iki kere okuyun. Hemen itiraz etmeyin ya da destek vermeyin.

Önce büyüme ile başlayalım: Bu yıl için %9, 2024 yılına kadar da %5 le %5.5 arasındaki bir büyümenin öngörüldüğü anlaşılıyor. Bu yıl için %9 öngörüldüğüne göre, son çeyreklerde %4'ten daha yüksek bir büyüme beklenmiyor. Demek ki yavaşlayacağız. Bunu not etmek lazım.

Enflasyon beklentisi bugüne kadar seslendirilenlerden daha gerçekçi diyebilirim. En azından bu yıl için. OVP 2021 için %16.5 diyor. Bu beklenti Merkez Bankası beklenti anketleri ile çelişiyor. Ancak sonraki yıllarda sırasıyla %9.8, %8.6 ve 2024 için %7.6 olarak seslendirilmiş. Yani, 2024'te bile % 5 'lik hedefe ulaşamıyoruz. Bu da gerçekçi bir yaklaşım. Yine de gelecek yıl enflasyonun tek haneye düşmesi konusunda aklımda soru işaretleri var. Hem kur yükselecek hem de enflasyon düşecek. Bu nasıl olacak, pek çözemedim. 

İşsizlik ile alakalı olarak sürekli tekrar ettiğim gerçek OVP'de de maddeleşmiş durumda: Bu yıl için %12.6, diğer yıllarda ise yavaş yavaş 2024'e kadar %10.9 'a düşeceği öngörülüyor. Hükümetin bu konuda, özellikle bu modelle işsizliği %9.5 'lik platoya kolay kolay indiremeyeceğini kabul ettiği anlaşılıyor. Yani istihdam yaratma konusundaki cesur açıklamalara rağmen, yine de matematiksel olarak tek hane işsizliğe ulaşamıyoruz.

"Mantıklı olmak sadece kabulleniş anlamına gelmez..." 

Bütçe açığının milli gelire oranı açısından, bu yıl için %5 civarındaki seviyeden %3.6 'ya indirildiği, 2024 yılına kadar da kademeli olarak %2.6 'ya indirileceği düşünülüyor. Ancak, plana göre faiz dışı fazla vermemiz için 2024 yılını beklememiz gerekirken bütçe açığının milli gelire oranını düşürmek için yüksek büyümenin yanında kamuda tasarruf da gerekiyor diye düşünüyorum. Belki de vergi tahsilatlarında yükselişe de güveniliyor olabilir. Bütçe disiplini 2018'den önce en önemli parametreyken, son 3-4 yılda patikadan koptuk. Bakalım patikaya tekrar geri dönecek miyiz? 

Son olarak döviz kurları üzerindeki baskının en önemli sebeplerinden cari açığa göz atalım: Bu yıl ihracatın kırdığı rekorlarla %2.6 olarak gerçekleşmesi beklenen cari açık/milli gelir oranı, 2024 yılına kadar %1 gibi düşük bir seviyeye gerileyeceği düşünülüyor. Demek ki, birkaç iş birden yapılacak. Döviz kazandırıcı faaliyetler cesaretlendirilecek, ihracata destek artacak, yerli ara malı üretimi ile ithalat azaltılacak. Başka türlü mümkün değil. 

Bu hedeflere ulaşılabilir mi? Aslında bazıları "olması gereken" bazıları da "bundan iyisi olamaz" tarzında seslendirilmiş. Demek ki, olması gerekenler için çalışıp, bundan iyisi olamaz dediklerimiz için gerçekçi ve sabırlı olmamız gerekiyor. Mantıklı olmak bazen kabulleniş bazen de olması gerekeni yapmaktır diye düşünüyorum.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar