Orta vadeli programlarda amaçlar, hedefler ve gerçekleşmeler

Erhan ASLANOĞLU
Erhan ASLANOĞLU Ekonomi ve Piyasalar erhanaslanoglu@superonline.com

Bizlerin ekonomiyle ilgili bireysel ve kurumsal anlamda doğru kararlar verebilmemiz için nasıl bir ekonomi politikası çerçevesi oluşturulduğunu, önümüzdeki dönemde ne tür politikaların uygulanacağını bilmemiz büyük önem taşıyor. Bu nedenle ekonomi politikalarına ilişkin planlar, programlar, üst düzey açıklamalar büyük önem taşır. AB ile müzakerelere başladığımız 2000’li yılların başından bu yana her yıl Eylül ayında gelecek üç yıla yönelik bir perspektifle yayınlanan Orta Vadeli Programlar ne tür bir politika perspektifi olduğunu anlamamız için önemli bir belgedir. Bu programların kredibilitesi programların uygulanması ve hedeflere ne kadar ulaşıldığı ile ölçülür.

Maalesef, özellikle son yıllarda hedeflerle gerçekleşmeler arasında ciddi farklar oluştuğunu ve kredibilitenin ciddi biçimde sarsıldığını izliyoruz. Dünya gazetesinde Alaattin Aktaş’ın dün yayınlanan yazısı enflasyon, kişi başına gelir, döviz kurları gibi tahminlerde nasıl sapmalar olduğunu çok net bir şekilde ortaya koyuyor. Raporun içinde olan bir örneği hatırlayalım. Geçen yıl, 2020 Eylül ayında yayınlanan raporda 2020 yılı sonu TÜFE tahmini yüzde 10,5 olarak açıklandı. Yılsonunda gerçekleşme yüzde 14,6 oldu. Bu kadar kısa sürede bu kadar sapma ciddi bir sıkıntı anlamına geliyor.

Öncelikle OVP’nin pazar akşamı geç saatte önceden duyuru yapılmadan yayınlanmasının kredibilite açısından çok doğru olmadığını düşünüyoruz. 3 ya da 6 aylık dönemlerde performans kriterleri ile izlenen, soru-cevap bölümlerinin olduğu toplantılarla detaylı tartışılan bir program, ekonomik birimler için çok daha önemli bir rehber niteliği taşıyabilir. Diğer bir nokta, bu programlarda 40-50 sayfalık metinlerin ötesinde, tahminlerin hangi varsayımlara, hangi teknik modellere dayandığının da açıklanması gerekiyor. Konuyla ilgili analiz yapacak ekonomistlerin doğru yorumlar yapabilmesine ancak böyle katkı sağlanabilir.  

Bu tür programların temel amaçlarına baktığımızda muhtemelen çoğumuzun destekleyeceği noktalar bulabiliriz. Örneğin son açıklanan OVP’de temel amaçlar başlığında “…enflasyon ve cari açık yaratmayan, ağırlıklı olarak yurtiçi tasarruflar ve doğrudan yabancı yatırımlar ile finanse edilen, verimli alanlara yönlendirilmiş yatırımlara ve ihracata dayalı, yeşil dönüşümü dikkate alan, istikrarlı, dengeli ve gelir dağılımı adaletini gözeten bir büyüme yapısının tesis edilmesi temel amaçtır” şeklinde bir cümle var. Geçmiş programlara baktığımızda benzer amaçların hemen her raporda olduğunu görebiliriz. Bu durum, amaçlara pek ulaşılamadığını gösteriyor. Bu programda yeni olan, yeşil dönüşüm ve gelir dağılımı vurgusudur. Bu vurguların olmasını, özellikle iklim ile alakalı yeni yeşil mutabakata yönelik adımların planlanmasını olumlu karşılıyoruz. Bununla birlikte, bu konuya yönelik çok daha kapsamlı plan ve programlara ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. İlk yapılması gerekenlerden birisi de Paris İklim Anlaşması’nı imzalamak olmalıdır.

Makroekonomik tahminlere baktığımızda büyümenin öncelikli olduğunu görüyoruz. Bu yılki yüzde 9 büyüme hedefi gerçekçi. Güçlü bir baz etkisi var. Baz etkisi çıkınca büyüme yüzde 3-4 civarı görünüyor. Önceki 5 yılın ortalaması yüzde 3,2. Son üç yılın ortalaması yüzde 1,8. Programda gelecek üç yılın büyüme tahmini yüzde 5 üzerinde yapılıyor. Önemli bir yapısal değişim olmadığına göre bunun nasıl başarılacağı açık değil. Üstelik bu süreçte enflasyon ve cari açığın önemli oranda düşeceği de öngörülmüş durumda.  2022’de pandemi sonrası yine kısmen pandemiye özgü baz etkisi ve kredi genişlemesi çabalarıyla büyüme yüzde 5’lere doğru yaklaşabilir. Fakat bu tür kredi genişleme dönemlerinin mevcut yapıda cari açık ve enflasyonu olumsuz etkilediğini biliyoruz. Bu durum faizlere baskı yaparak büyümeyi zaten aşağı çekiyor.

Programda enflasyon ile mücadele bir sayfayı bile bulmayan bir yer kaplıyor. Enflasyon ağırlıklı olarak gıda enflasyonu olarak değerlendiriliyor. Konunun gıdanın gibi başka önemli boyutları da var. Ülkemizin sürdürülebilir büyümeye geçebilmesi için gerekli koşullardan birisi, enflasyonu kalıcı olarak önce yüzde 5, sonra yüzde 2’lere indirmesidir. Bunun için de kapsamlı bir dezenflasyon programına ihtiyaç bulunuyor. Programda uzun yıllardır olan yüzde 5 enflasyon hedefinin 2024 yılına kadar kalktığını görüyoruz. TCMB’nin 2024’de yüzde 5 olarak belirttiği hedef yüzde 7,6’ya çıkmış durumda. Burada da koordinasyon sorununu görüyoruz. Enflasyon hedefinin merkez bankası ile koordineli bir şekilde belirlenmesi ve ortak açıklanması çok daha doğru olur. Güçlü bir dezenflasyon programı olmadığına göre hedefin yükseltilmesi gerçekçi görünüyor fakat bu hedef bile iyimser kalıyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Stagflasyon geliyor mu? 29 Eylül 2021
Fed, COVID ve piyasalar 01 Eylül 2021