Otomotiv sektöründe elektrikli araçlar ve sürdürülebilir tüketici finansmanı

Serbest Kürsü
Serbest Kürsü

Koray Öztopçu

Garanti BBVA Tüketici Finansmanı Direktörü

Sürdürülebilirlik kapsamında, otomotiv sektöründeki ekosistem değişimini hızlandıran elektrikli araçların doğuşu için 1800'lere kadar gidebiliyoruz. O yıllarda pille çalışan araç denemeleri sonrasında 1900’lerin başında İngiliz mucit Robert Anderson, ilk elektrikli arabayı geliştirirken, ABD'de ise başarılı ilk elektrikli otomobil, 1890’da, saatte 22 km azami hıza sahip olarak çıktı. Ardından, farklı otomobil üreticileri New York sokaklarında yerini almaya başladı.1900 yılına gelindiğinde ABD’de yoldaki tüm araçların yaklaşık üçte birini elektrikliler oluşturuyordu.

Sanayinin gelişimiyle 1910'larda daha fazla insan elektriğe eriştikçe, elektrikli arabaları şarj etmek daha kolay hale geldi. Diğer yandan Ferdinand Porsche, 1898'de P1 adında bir elektrikli otomobili ve dünyanın ilk hibrit elektrikli otomobilini ortaya çıkardı. Thomas Edison daha iyi bir elektrikli araç aküsü oluşturmak için çalıştı.

Otomotiv sektöründe en önemli devrim ise 1908'de tanıtılan Henry Ford'un seri üretilen Model T'si oldu. Model T, benzinle çalışan arabaları geniş çapta erişilebilir ve uygun fiyatlı hale getirdi. 1920'lerde ABD’de şehirleri birbirine bağlayan otoyolların genişlemesi, ham petrolünün keşfi, ucuz benzin ve ülke genelinde dolum istasyonlarının ortaya çıkmasıyla elektrikli araçlar 1935'te neredeyse ortadan kayboldu. Sonrasında artan petrol fiyatları ve benzin kıtlığıyla - 1973 petrol ambargosu nedeniyle- beraber geliştirilen ve üretilen araçlar, benzinle çalışanlara kıyasla elektrikli araçların performans sıkıntıları, genellikle saatte 28 km hıza ulaşmaları, şarj menzillerinin 65 km ile sınırlı olması dezavantajını yaşadılar.

Karbon nötr dünya ve daha yaşanılabilir dünya isteği, elektrikli araçları ileriye taşıdı. Elektrikli otomobiller için yeni bir başlangıç 1997 yılında Japonya'da piyasaya sürülen dünyanın ilk seri üretilen hibrit elektrikli aracı oldu. Yükselen benzin fiyatları ve karbon kirliliği konusundaki artan endişe, dünya çapında hibrit araçlara ilgiyi artırdı. Sonrasında başka bir Japon otomotiv markasının ABD’de 1999'da piyasaya sürdüğü ilk hibrit model geldi. 2006’da Silikon Vadisi'ndeki küçük bir girişimin tek şarjla 320 km’den fazla gidebilen lüks bir elektrikli spor otomobil üretmeye başlayacağını duyurması, 2010 yılında tesis kurması ve başka markaların da piyasaya elektrikli araçlarını sürmesiyle ABD ve Avrupa’da otomotiv sektöründe bu alanda ülkelerin teşvik ve yatırımların arttığını görüyoruz.

Araç şarj istasyonları alt yapı çalışmaları ile yeni pil teknolojileri, tak-çıkar piller, pil performans geliştirmeleri daha da öne çıktı. Araç pil maliyetlerindeki yüzde 50 düşüş, pil performans artışı, elektrikli araçların maliyetlerini düşürmeye yardımcı olarak onları tüketiciler için daha uygun fiyatlı hale getirdi.

Benzin fiyatları artmaya ve elektrikli araç fiyatları düşmeye devam ettikçe, bugün elektrikli araçlar popülerlik kazanıyor. Elektrikli arabaların geleceği daha sürdürülebilir bir gelecek yaratmak için çok fazla potansiyele sahip durumda. Dünya ekosistemdeki bu değişikliğe bağlı olarak petrole olan bağımlılığı yüzde 30-60 oranında, ulaşım sektöründen kaynaklanan karbon kirliliğini de yüzde 20 kadar azaltacak.

2025'te küresel otomobil endüstrisinin, bu yılki 6,6 milyona kıyasla 20,6 milyon elektrikli araç satması bekleniyor. Tamamen içten yanmalı araçların satışları, 2025 yılında toplam otomobil satışlarının çoğunluğunu oluştursa da, düşme eğiliminde olacak.

Elektrikli araçların 2025’e kadar Çin ve Avrupa'da %39 pazar payına ulaşması beklenirken, İngiltere, Almanya ve Fransa'da binek araç satışlarının %40 ila %50'sini oluşturacak.

Çin ve Avrupa'nın 2025'te küresel olarak tüm elektrikli araç satışlarının %80'ini oluşturacağını ve ABD'nin dünyadaki elektrikli araç satışlarının yalnızca %15'ini temsil edeceği tahmin ediyor. ABD'deki satışlar, önümüzdeki on yılda, büyük otomobil üreticileri ve başlangıç şirketleri, tüketicilerin satın almayı sevdiği araçların elektrikli versiyonlarını üretmeye başladıkça, keskin bir şekilde yükselmeye başlayacak.

Otomobil üreticileri ve tedarikçileri, fabrika ağlarını ve tedarik zincirlerini yükseltmek için 2026 yılına kadar dünya çapında 500 milyar dolardan fazla yatırım yapmayı planladıklarını açıkladı. Kamuya açık şarj cihazlarının artması özellikle sitelerde, müstakil evlerde garajlarda veya site otoparklarında şarj imkanının oluşturulması çok önemli olacak.

Ülkemizde elektrikli araçların yaygınlaşması için yeni ÖTV düzenlemesiyle, motor gücü 160 kW’ı geçmeyen ve matrahı 700 bin TL altında olan araçlarda ÖTV yüzde 10 olarak uygulanacak.160 kW altı, ancak matrahı 700 bin TL ve üstü olan araçlarda yüzde 40; 160 kW üstü ve matrahı 750 bin TL’yi geçmeyenlerde yüzde 50, geçenlerde ise yüzde 60 olarak belirlendi.

Elektrikli araçların gelişiminde en önemli unsurlardan birisi de tüketicilerin elektrikli araçları daha kolay benimsemelerini sağlamak için ülkelerinin şarj altyapısını hızlandırması gerekliliği. Elektrikli araç filosuyla uyumlu şarj altyapısı oluşturmak, önümüzdeki yıllarda en önemli konu olacak. Şu an elektrikli araçlarının gelişiminde en büyük engel olan şarj istasyonlarının azlığı şehirlerarası yollarda da yaygınlaşarak bu gelişmeyi hızlandıracak.

Bu anlamda ülkemizde özel sektör tarafından hayata geçirilecek elektrikli şarj istasyonları konusunda da öncü uygulamalar ve teşvikler verilmeye devam ediyor. Daha önce 1500'den fazla yüksek hızlı şarj istasyonunun kurulacağı, 300 milyon lira bütçeli şarj istasyonları destek programı açıklandı. 200'den fazla firmanın başvuruda bulunduğu bu programla bir yılda 1 milyar liraya yakın şarj istasyonunun devreye alınması bekleniyor. Böylelikle yakın zamanda 81 ilimizin tamamında 1500'den fazla yüksek hızlı şarj istasyonu devreye girecek. Programla asgari 90 kWs'lik hızlı şarj imkânı sunulacak 1572 istasyon ile 180 MW'dan fazla kurulu gücün sektöre kazandırılmasın hedefleniyor. Bu sayede, Türkiye hızlı şarj kapasitesini en hızlı artıran ülkelerden biri haline gelecek.

Şehirlerimizde hareket etme özgürlüğü, tüketici davranışlarını gelecek yıllar için şekillendirirken, bu dönüşüm için teknoloji ve yasal düzenlemeler aynı hızda geliyor. Mobilite, mikromobilite ve sürdürülebilir mobilite daha fazla gündemde yer alacak. Tüketiciler de elektrikli araçlarla birlikte mikrobilite finansmanı için farklı arayışlarda olacak.

Elektrikli araç üreticileri ve tedarikçilerinden finansörlere, bayilere, enerji sağlayıcılarına ve şarj istasyonu operatörlerine kadar tüm mobilite ekosisteminin dönüşümü başarıyla gerçekleştirdiğinde yeni gelecek, otomotiv sektörünü daha hızlı dönüştürecek.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar