Otomotiv sektöründe firmalar varlıklarını sürdürebilmek için finansal açıdan neler yapmalı? 

Serbest Kürsü
Serbest Kürsü

Süheyl BAYBALI - Innoway Danışmanlık Kurucusu 

Öncelikle küresel otomotiv sektöründeki gelişmeleri hızlıca değerlendirmemiz gerekiyor.

Küresel hafif araç COVID-19 ile birlikte farklı bir boyuta geldi. 2020’deki toplam üretimin 77 milyon olması beklenirken, 2021 üretim rakamlarının Çin haricinde tüm pazarlarda 2019’un altında kalması bekleniyor. 2021’de, 2019 rakamlarını yakalayarak aşması beklenen Çin pazarı toplam pazar beklentisini 85 milyonun üzerine çekiyor.

Diğer taraftan otomotiv sektöründe yaşanmakta olan yıkıcı değişim CASE (Connected, Autonomous, Shared Mobility, Electrified - Bağlantılı, Otonom, Paylaşımlı, Elektrikli) sektörü derinden etkilemektedir.

2025’te AB ve ABD’de araç parkının tamamının, Çin’de ise %90’ından fazlasının ‘bağlantılı’ olması beklenirken, 2035’te ‘elektrikli araçların’ (xEV) araç parkı içinde AB’de %67’den, Çin’de ise %54’ten daha fazla olması beklenmektedir. 2025 ve 2030’da devreye girecek AB emisyon normları xEV araştırma ve yatırımlarını doğal olarak hızlandırmıştır. Otonom araçların ise araç parkı içinde göreceli olarak daha düşük bir yüzdeye sahip olacağı anlaşılmaktadır. (AB ve Çin’de sırası ile yaklaşık %17 ve %16). Kâr havuzu dağılımı için yapılan çalışmalar 2030’lara geldiğimiz zaman mikro hareketlilik, bağlantılı araç hizmetleri, teknoloji tedarikçileri vb. ait payın %25’lere kadar yükseleceğini ve geleneksel hizmetlere (geleneksel tedarikçiler, yeni araç satışı, satış sonrası) ait payın ise %50’lere düşeceğini göstermektedir.

CASE, tüm otomotiv ana ve tedarik sanayi şirketlerinin, son kullanıcıya yakın durarak ve kullanıcı deneyimlerini anlayarak başarılı olmaları için, yeni yetkinlikler geliştirmesine neden olmaktadır. Bu yetkinliklere sahip olmak, bağlantılı, elektrikli, araç sahipliği yerine paylaşımlı araç kullanmayı tercih eden son kullanıcıların iyi analiz edilmesi ve beklentilerine uygun tasarımların sunulması anlamına gelmektedir.

CASE aynı zamanda ürünlerin de değişmesine neden olmuştur. Elektrik/elektronik parçaların, yazılımın, sensörler ile algılamayı yapay zeka ile birleştiren ekipmanların (radar, lidar, kamera vb.) kullanımı ve araç maliyeti içindeki payı artacaktır.

2030’a kadar otomotiv yazılım ve elektrik/elektronik pazarı her yıl %7’lik bileşik büyüme ile 10 yıl içinde 2 kat büyümüş olacaktır. Unutmayalım ki, teknoloji geliştirmek için gerektiğinde otomotiv ana sanayi şirketleri birlikte araştırma yapmakta, teknoloji üreten start-up’lar ile çalışmakta veya teknolojiye sahip olmak için start-uplara yatırım yapmaktadır.

Ülkemizde otomotiv sektörü, AB ülkeleri ile yakın iş birliği içinde çalışmaktadır. İhracatının %80’den fazlasını da AB ülkelerine yapmaktadır. Bu tesadüf değildir. Coğrafi yakınlık, kültürler arasındaki uyum, Türkiye’nin tam AB üyeliği için çıktığı yolda AB ile gerçekleştirdiği Gümrük Birliği Anlaşması, bu sonuca etki eden en önemli etmenlerdir. Otomotiv ana sanayi, ağırlıklı olarak yabancı ortakları ile birlikte politikalarını oluşturmakta, üretilecek modellere karar vermekte ve üretilen araçları önemli oranda AB ülkelerine ihraç etmekte ve AB’deki son kullanıcı beklentilerini karşılamayı hedeflemektedir.

Çok iyi bildiğimiz üzere, Türk otomotiv tedarik sanayi, metal şekillendirme, dövme, döküm, plastik enjeksiyon, metal enjeksiyon, plastik şekillendirme vb. konularda gelişmiş teknolojileri ve üretim ekipmanlarını kullanmakta ve çok başarılı sonuçlar elde etmektedir. Ancak ‘Değişim (CASE)’ Türk otomotiv tedarik sanayini kökten tehdit etmektedir.

Bir taraftan elektrik/elektronik, yazılım ve dijital teknolojilerin (güvenlik, konfor, haberleşme, görsel) kullanımının artması, diğer taraftan Elektrikli Araç (xEV) payının AB araç parkı içinde %50’lilerin üzerine çıkacak olması en önemi tehdit olarak karşımıza çıkmaktadır.

Tüm bu gelişmelerle beraber COVID-19 son kullanıcı davranışlarının değişmesine neden olmuştur. Dijital hizmet ve fonksiyonlar ile bağlantılı kalarak izlenebilirlik, konfor, sağlık ve güvenlik beklentilerine yönelik endişelerin giderilmeye çalışıldığı da görülmektedir.

Türk otomotiv tedarik sanayi bu gelişmeleri ve ‘Değişimi (CASE)’ dikkate alarak dönüşmek, ürün planlamasını, stratejilerini, teknoloji yol haritalarını gözden geçirerek bugün üretime devam ederken, gelecekteki teknolojilere, teknoloji geliştiren star-up’lara yurt içinde ve dışında yatırım yapmak zorundadır. Tabi ki geleneksel araç üretimi 2030 ve sonrasında devam edecektir. Ancak pazar önemli oranda daralacak, rekabet artacak, birleşmeler ve satın almalar da hızlanacaktır. Unutmayalım ki sadece Türkiye’de değil, Çin’de, Uzak Doğu’da ve Hindistan’da talebi karşılamak için yatırımlar yapılmıştır.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
MUTFAĞIN TARİHİ 06 Mart 2021