Otomotivin kaderi

Dr. Hakan ÇINAR
Dr. Hakan ÇINAR SIRADIŞI hakan.cinar@mentorgumruk.com.tr

Geçtiğimiz hafta Cuma günü otomotiv yan sanayi endüstrisinde üst düzey yöneticilik yapan bazı arkadaşlarımla otomotiv sektörünün COVID-19 sonrası yükselişini konuştuk. Özellikle son dönemde yurtiçinde faizlerin de etkisi ile çok ciddi bir otomobil satışı olduğunu, Avrupa’da da canlanmanın sürdüğünü konuşunca; ben de bugünkü yazımı bu önemli sektöre ayırmaya karar vermiştim. Öyle de oldu. Ben köşeyi hesapladım hesaplamasına da, pazar günü yayınlanan ÖTV artışını hesaplayamadım.

Bu artışla Türkiye gümrüğüne; örneğin 170 bin TL karşılığı bir döviz bedeli ile gelen 2000 motor bir araç; %220 ÖTV ve %18 KDV ile plaka ve ruhsat maliyetini de koyduğumuzda 650 bin TL yapıyor. Daha bunda Türkiye’deki ithalatçının kârı da yok üstelik. Hani yuvarlak %10’da oradan bir marj gelse; rakam geldi 715 bin TL’lere. Yani aslında aracın geliş yeri 170 bin TL idi. Yani neredeyse fiyat 4.5 katına ulaştı. Şimdi bu durumun birkaç yönlü etkisine bakmak lazım. Yurtiçi sıfır araç satışına etkisi, ikinci el piyasasına etkileri, ithalata ve dış ticaret açığına etkisi ve son olarak; üzerinde biraz daha ayrıntılı durmak istediğim, otomotiv tedarik sektörüne yansımaları. Biliyoruz ki Türkiye otomotivde önemli bir tedarik ülkesi ve TAYSAD’ta Türkiye’nin çok önemli bir sivil toplum örgütü. Eminim bu hesaplar onların tarafında da yapılıyordur.

Yurtiçine baktığımızda; yüksek motor hacmine sahip araçların fiyatlarındaki önemli artış, bu sınıf araçların satışını hiç şüphesiz düşürürken, daha düşük segmentli yerli araçlara olan talebi ise arttıracak. Bunu kestirmek hiç de zor değil; bu durum bir süre sonra talep arttığı için zaten ciddi oranlarda artan ikinci el araçların fiyatlarını da yukarıya doğru çekecek. Faizlerin etkisi ile araç piyasasında önemli bir yükseliş olduğunu hatırlatmak isterim. 2019 yılı Ağustos ayında satılan araç sayısı 21 bin 544 iken, bu sayı 2020 Ağustos’unda 44 bin 372’ye yükselmiş durumda. Bu artış 2020 geneline bakıldığında 2019’a göre de %64 oranında yükselmiş. Benzer bir durum hafif ticari araçta da var. Oradaki artış da %86 seviyelerinde. Diğer yandan otomotiv sektörünün sıfır araç satışında oldukça kötü bir 2019 yılı geçirdiğini de anımsamak gerekiyor.

İthalata gelince; bu durum elbette ithal araç girişini önemli ölçüde düşürecek ve cari açığın düşmesinde rol oynayacak. Geçtiğimiz gün sevgili yazarımız ve dostum Sercan Bahadır’da benzer bir tespitte bulunmuş. Her güne yeni bir ek vergi veya tarife dışı engel ile karşılaşılması ve bunun ithalatçılar açısından zor bir dönemin devam edeceğini işaret ediyor olduğundan ve yanı sıra ek vergi ile ithalatın artık çok daha maliyetli olduğundan söz ederken; yaşanan bu son gelişmelerle ithalatın artık kolay olmayacağını söyleyebiliriz diyerek sözü bağlamış. Ben de altına imzamı atarım.

Ancak tedarik sektörü olarak bahsettiğim; yani otomotive hammadde ve malzeme üreten firmalarda durum pek de aynı değil. Onlar için genel anlamda dünya otomobil piyasasındaki talep oranı daha etkili. Edindiğim bilgiye göre; Türkiye’deki bu sektörün ürettiği ürünlerin ortalama %70’i Türkiye’deki üreticilere satılırken, %30 gibi bir oranı ihraç ediliyor. Ancak Türkiye’ye satılan malzemelerin de otomobil üreticilerinin ihracat oranları göz önünde bulundurulduğunda bu sektörün ürettiği ürünlerin aslında %75-80’e yakın kısmının ihracata yönelik olduğunu söylemek mümkün. Elbette bu oranları çok daha ince hesaplayabiliriz, fakat görünen o ki otomotiv tedarik sektörü bu artıştan büyük oranda etkilenmeyecek.

Türkiye’de otomotiv tedarik sektörü iki aylık bir duruş yaşarken, Avrupa’da bu süre hemen hemen üç ay oldu. Türkiye’deki iç pazarın hareketliliği bu sektörün de canlı olmasında büyük rol oynarken, aslında bir yandan da otomotiv sektörünün genel anlamda yaralarının sarılmasına yarar sağladı.

ÖTV artışı, ithalatı zorlaştırırken, dış ticaret açığının kapanmasına mutlaka etki edecektir; ancak genel anlamda ithalatı güç hale getirirken; yetkililerin iki şeyi gözden kaçırmaması gerektiğini hatırlatmak isterim. İlki, bu zorlayışların üreticileri olumsuz etkilememesi, diğeri ise, içeride fiyatlar yükselirken halkın satın alma gücünün ve enflasyon etkilerinin göz ardı edilmemesi. Bence ustalık bir açığı kapatırken, başka bir açık yaratmamakta.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
İhracat AŞ. 22 Ekim 2021
Bir iki üç çip 08 Ekim 2021
Ortaya karışık program 10 Eylül 2021
Haydi büyüyelim 03 Eylül 2021