Oyun bitince şah da piyon da aynı kutuya konur
Yaklaşık üç ay boyunca dünya gündemini meşgul eden ABD-İran savaşının sona ermesiyle beraber normal hayata dönme çabası var. Geçen hafta da gördüğümüz gibi işin içinde İsrail varsa çok uzun vadeli ve keskin yorumlar yapmamak gerekiyor, diğer yandan artık ABD Başkanı Trump’ın bu meseleyi iyisiyle kötüsüyle kapatarak içerdeki ara seçimler öncesinde kendi meselelerine odaklanma isteğinin ağır bastığını görüyoruz.
Olmazsa olmazı petrol fiyatlarındaki düşüşün devam etmesi adına ateşkesin koşullarına uyulacağını ve İran’ın bunu görerek bir takım ek tavizler koparmaya çalışacağını tahmin etmek güç değil.
Hürmüz Boğazının büyük ölçüde trafiğe açılması ve geçen tanker sayısının savaş öncesine göre sınırlı olmakla beraber makul seviyelere gelmesi küresel ticaret açısından çok önemli. Uzakdoğu ve Avrupa için tedarik zincirindeki sıkıntıların aşılabilmesi adına en az 1-2 ay daha bu gidişatın korunmasına ihtiyaç var. Ancak çoğu gelişmeyi önden fiyatlamayı seven piyasalar risk iştahındaki toparlanmayla beraber önemli adımlar attı.
Gelecek tarımda ve yüksek teknolojide
ABD’de yüksek teknoloji üreten şirketlerin yapay zeka teması etrafında konumlanarak piyasayı domine etmeyi sürdürdüklerini görüyoruz. Trilyon dolarlık piyasa değerine ulaşan şirketlere yeni aday Elon Musk’ın sahibi olduğu ve halka arz edilen SpaceX oldu.
Sadece yapay zekayı geliştiren yazılımları üretenler değil, altyapısıyla, veri merkezleriyle ve onların güvenliğiyle beraber düşünüldüğünde yeni bir ekosistem doğuyor. Piyasaların okuması, konvansiyonel iş modeline sahip firmaların işlem gördüğü çarpanlardan çok daha zengin çarpanlar ile bu şirketleri fiyatlıyor, dünya genelinde fon akımlarının seyrine baktığımız zaman da diğer sektörlere görece “şişik” gözüken fiyatlara karşın ilgi odağı yine burası oluyor.
Yüksek teknolojinin dış ticaretimiz içindeki payının %3’lerden %5 düzeyine doğru yeni geldiği düşünülecek olursa bu yönde atılan adımları şüphesiz çok değerli bulmakla beraber artık 1.6 trilyon doları bulan Türkiye ekonomisinde belirli bir ölçeği yakalamak için fazlasına gereksinim duyduğumuz da aşikar. Gelecek büyük ölçüde tarımda kendine yetebilen ve yüksek teknolojiyi geliştirip ihraç edebilen toplumların ön plana çıkmasını sağlayacak. İçerde haziran ayıyla beraber memurlar ve emekliler için önem arz eden enflasyon oranını göreceğiz, tahminler %1 civarında şekillenirken, enerji fiyatlarındaki olası düşüşe rağmen yılı %30 civarında bir tüketici enflasyonu ile tamamlayacağımız yönündeki görüşümü koruyorum.
Brent petrol fiyatlarının TCMB öngörülerinin de altına gelmesiyle beraber temmuz ayı toplantısında para politikasında normale dönüş görebiliriz, yeniden haftalık repo faizi politika faizi olarak işlev kazanabilir, carry trade akımlarına bakıldığında altındaki düşüşle erozyona uğrayan TCMB rezervlerinin döviz piyasasındaki alımlar ile dengelendiğini görmekteyiz. TL mevcut politikanın devam etmesiyle cazibesini sürdürebilir.