"Pandemiyi yönetmek ve yönetmemek: Bütün mesele burada..."

Emre ALKİN
Emre ALKİN PAYLAŞMASAK OLMAZDI emre.alkin@dunya.com

Merkez Bankası'nın döviz rezervleriyle ilgili tartışmaların zirve yaptığı şu günlerde Dolar/TL'nin akıbetini merak edenlerin sayısı artınca Pazar günü bir canlı yayın yaparak, tekniği hakkında bilgi vermeye çalıştık.

İnstagram'daki canlı yayına katılan Dan Levent, söze şöyle başladı: "Bundan önce gerçekleştirdiğimiz programlarda COVID-19 krizini iyi yöneten ve yönetemeyen ülkelerin kriz sonrası belirgin bir biçimde birbirlerinden ayrılacağını vurgulamıştım. Şimdiden bu krizi iyi yöneten ülke piyasalarına çok ciddi büyüklükte sermaye akışlarının olduğunu görebiliyoruz."

Merak eden için ülkeleri sıralayayım: İsrail, Güney Kore, Tayland, Malezya ve Çin. Bu ülkelerde ulusal paralar Dolara karşı değer kazanıyor. Ayrıca değerli uzman, bu ülke merkez bankalarının piyasaya sürekli müdahale ederek rezervlerini attırdıklarını da ifade etti.

Gerçekten de, İsrail Şekeli ABD Doları karşısında 4 seviyesinden 3 seviyesine gerilerken, İsrail Merkez Bankası geride bıraktığımız dönemde bazen gün içerisinde birkaç kere kura müdahale etmek zorunda kaldığı anlar yaşadı. Aynı şekilde, Güney Kore para birimi Won da Dolar karşısında 1300’lerden 1080 seviyelerine kadar gerileyerek değer kazanmış gözüküyor.

Fakat tüm paraların içinde Yuan, yabancı sermayenin en çok ilgi gösterdiği para birimi olmuş. Şöyle tarif edeyim: 7.20 seviyesinden başlayan fiyatlar hızla 6.40 seviyelerine kadar gerileyerek çok kısa süre içerisinde %12 değer kazandı.

Türkiye'de aslında bu dalgadan nasibini almış gibi gözüküyor. Dolar/TL 8.50 seviyesinden 6.90 seviyesine kadar geri çekildi. Ancak uzmanlar bu geri çekilmenin sebebi pandeminin iyi yönetilmesinden kaynaklanmadığını söylüyorlar.

Ekonomi yönetiminde 2018 yılında yaşanan değişim sonrası atılan adımlar ve bu adımlarda ısrar edilmesi sonucu 8.50 seviyesine kadar yükselen kurun, politikaların normale dönmesinin kurun bu seviyeye gerilemesine sebep olduğu konusunda uzmanlar hem fikir. 

Buna sebep olarak Sn. Levent şunu ifade ediyor: "8.50 seviyesinden 6.90 seviyesine %17 faiz ile inen kur için ekonomi başarısı demek faizlerin sıfıra yakın hatta eksi olduğu bir dünyada aşırı iyimserlik olacak..."

Doğrusu uzmanlar, faizleri % 17 seviyesine çıkararak ilk etapta sadece zaman kazandığımızı, ancak bu seviyedeki faizle bir ülkenin ekonomisinin büyüme şansının çok az olduğunu da ifade ediyorlar. Merkez Bankası ise aynı görüşte değil. "İş dünyası buna alışır" diye düşünüyor.

"Atılması gereken adımlar neler?"

Canlı yayına katılan uzman şu görüşleri de sıraladı:

- DTH’lerde kurun düşmesine rağmen çözülme değil, aksine artış yaşanmaya devam ediyor. Demek ki yurt içi yatırımcılar TL'ye geçmekte isteksizler. Ekonomi yönetimi bu davranış biçiminin nedenlerini iyi analiz etmeli 

- Gerek hububat fiyatlarında gerekse de emtia piyasalarında çok hızlı yükselişler yaşanmaya devam ediyor. Bu yükselişler enflasyon olarak önümüzdeki dönemde karşımıza çıkacak.

- Yatırımcıları enflasyon tehlikesi karşısında dövizden TL' ye geçirebilmek için pandemiyi iyi yönetmek, yapısal reformları hızlıca gerçekleştirmek ve doğru uygulamak zorundayız.

Sn. Levent, bunları ifade ettikten sonra Dolar/TL'nin teknik analizine yer verdi. Merak edenler İnstagram hesabımda paylaştığım videoları seyredebilir. Benim anladığım ise şu oldu: Tehlike geçmedi. Aksine eskisi kadar belirgin ve net. Ancak, reformların süratle hayata geçirilmesi ve ekonomi yönetiminin bu ses tonu ile yola devam etmesi, orta vadede istikrarı getirebilir. Bekleyip göreceğiz.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar