Papa ne diyor?

Osman AROLAT
Osman AROLAT AROLAT'tan osman.arolat@dunya.com

Papa Benedikt, 100 sayfalık bir “mektup”la salgında dünya ülkelerini eleştiriyor. Mektubu şu dilekle tamamlıyor: Gelin bir düş kuralım: Aynı vücudun parçasıyız, tek bir aile de olalım. Unutmayalım ki, dünya hepimizin ortak evidir. Kadın ve erkek bu ortak evin zenginliğidir...

Anlamlı bir oyun yazarı ve kurduğu “Genç Oyuncular Topluluğu” ile tiyatro kültürünün yerleşmesinde katkısı büyük olan Atila Alpöğe dostumdan bir yazı aldım: Papa’nın Mektubu...

Toplamı 45 bin sözcük, sayfaya vurursak 100 sayfa. Papa veya bir kurum olarak Vatikan’ın genelde bu çıkışlarına alışık değiliz, zira yoktur. Papa dini günlerde bir konuşma yapar, hepsi odur.

Ancak mektuptan anladığımız, Papa Benedikt son salgında devletlerin ve kurumların bencilliğinden hayli bezmiş olmalı.

Bunun üzerine “insanlığa” bir mesaj yayınlamış. Bunda onun eğitimli bir Cizvit olmasının da etkisi olduğunu düşünüyorum. Papa, kin ve nefret ağırlıklı, şoven milliyetçiliğe ateş püskürüyor. Miyopik bakıştan yana öfkeli. Son salgında devletleri pazar egemenliğine dayalı kapitalizme bel bağlamakla eleştiriyor. Mevcut yola devam ederek değişim ve iyileşme beklemenin bir saf dillilik olduğunu düşünüyor. Bu yüzden dünyada var olan tüm ekonomik ve siyasal kurumların yeniden yapılandırılmasını istiyor. Proaktif bir ekonomi politikası sürdürülmesinden yana…

“Her zamankinden daha da yalnızız” diyen Papa Benedikt buna karşılık “sosyal duyguları törpüleyen yeni bir bencillik türedi” ifadesini kullanıyor. Bununla da kalmıyor, sınırsız bir tüketimcilik, boş bir bireycilliğin tüm dünyayı kemirdiğinin altını çiziyor. Bütün bu zafiyete karşı önlemlerin tartışılmadan ve önlem adına kısa vadeli kaygan pazarlama tekniklerinin pazarlandığını kaydediyor.

Papa sadece salgının etkileriyle mektubunu sınırlamıyor, sığınmacılara yeni bir bakışla yaklaşılmasını, insan ticaretini ortadan kaldıracak önlemleri arzuluyor.

Mektubunu şu dilekle tamamlıyor:

-Gelin bir düş kuralım: Aynı et parçasındanız, tek bir aile de olalım. Unutmayalım ki, dünya hepimizi ortak evidir. Kadın ve erkek bu ortak evin zenginliğidir...

Papa Benedikt’ten yoksulun daha yoksul kılındığı bir salgın ortamından piyasaya bel bağlayarak ve bilgisayarın “reset” tuşuna dokunarak “yeni normale” dönemeyeceğimize ilişkin “güçlü” bir ses yükseldi. Mektubun 1.2 milyar mensubu olan salt Katoliklere değil, tüm insanlığa olması, onun bu çıkışını daha anlamlı kılıyor.

GÜNÜN NOTU:
Nobel Barış Ödülü, Birleşmiş Milletler Gıda Yardım Programı’na verilmekle, sağduyulu bir karar oldu, kutluyorum.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar