Paranın rotasını bu ay üç ‘merkez’ belirleyecek

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Eylül ayına girdik. Piyasalar için artık yaz rehaveti sona eriyor.

Önümüzdeki birkaç hafta, yılın son çeyreğinde hangi varlığın öne çıkacağını, hangi para biriminin güçleneceğini ve ge­lişen ülke piyasalarına para girişinin hız­lanıp hızlanmayacağını belirleyecek.

Çünkü eylül ayında üç önemli merkez bankasının kararları peş peşe gelecek.

Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve Tür­kiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TC­MB) 10 Eylül’de, ABD Merkez Bankası (Fed) ise 16 Eylül’de kararını açıklayacak. Dolayısıyla küresel piyasalarda fiyatla­manın birkaç haftalık değil, yılın son çey­reğinin tamamını şekillendirecek bir dö­neme girmesi söz konusu.

Avrupa’da sıkılaşma fiyatlanıyor

Burada ilk dikkat çeken ayrışma ECB tarafında. Euro Bölgesi’nde ağustos enf­lasyonunun yüzde 3.3’e yükselmesi, EC­B’nin yüzde 2’lik hedefinden uzaklaşıl­ması anlamına geliyor.

Üstelik artışın temelinde enerji fiyatla­rı var.

Bu nedenle piyasa, ECB’nin 10 Eylül toplantısında mevduat faizini 25 baz pu­an artırarak yüzde 2.50’ye taşıma ihtima­lini güçlü biçimde fiyatlıyor. Ancak ECB açısından asıl kritik konu 25 baz puanlık artışın kendisi olmayacak.

Piyasa açısından asıl önemli olan, bu­nun “tek seferlik” bir hamle mi, yoksa ye­ni bir sıkılaşma döngüsünün başlangıcı mı olduğu.

Eğer ECB Başkanı Christine Lagarde, enerji kaynaklı enflasyonun kalıcı hale gelmesi halinde ilave faiz artışlarının ma­sada olduğunu vurgularsa euro değer ka­zanabilir.

Böyle bir tablo dolar endeksi üzerinde baskı yaratırken, küresel likidite açısın­dan gelişmekte olan ülke piyasalarına da destek verebilir.

Fed’de artırım beklentisi artıyor

Fakat bütün hesapları değiştirebilecek merkez bankası yine Fed. Fed’in 15-16 Eylül toplantısı sadece faiz kararı açısın­dan değil verilecek mesajlar açısından da kritik öneme sahip.

Ağustos ayında ekonomistlerin büyük bölümü Fed’in eylülde faizi sabit tutması­nı bekliyordu.

Ancak son dönemde enerji fiyatların­daki yükseliş ve Fed Başkanı Kevin War­sh’ın daha şahin mesajları, faiz artışı ihti­malini yeniden gündeme taşıdı.

Son günlerde Fed’in faiz artırımına gi­debileceği beklentileri yüzde 70’e kadar yükselmiş durumda.

Fed’in beklenenden daha güvercin bir mesaj vermesi halinde ilk tepkinin dola­rın zayıflaması, ABD tahvil faizlerinin ge­rilemesi ve altının güçlenmesi şeklinde olabilir.

Tersi senaryoda yani Fed’in faiz artırı­mı kararı alıp şahin bir mesaj vermesi ha­linde, dolar yeniden güç kazanabilir.

TCMB’nin sabit tutması bekleniyor

Fed’in faiz kararı öncesinde TCMB, 10 Eylül’de faiz kararını açıklayacak. Piyasa­larda faiz kararına yönelik genel beklenti faizleri sabit tutacağı yönünde.

Merkez Bankası’nın hem ABD hem de Avrupa’da politika faizlerinin izleyeceği patikayı görmek isteyebileceği söyleni­yor.

Ekim ve aralık aylarında yapılacak Pa­ra Politikası Kurulu (PPK) toplantılarına yönelik faiz indirimi beklentileri ise ol­dukça karışık.

Bazı ekonomistler yılın son 2 toplantı­sında sınırlı da olsa faiz indirimlerine gi­dilebileceğini düşünürken, bu yıl faiz in­dirimi olmayacağını savunanlar da var. ECB’nin enflasyon nedeniyle sıkılaşması,

Fed’in enflasyon ile büyüme arasında karar vermeye çalışması ve TCMB’nin de­zenflasyon sürecini bozmadan faiz indi­rim alanı araması piyasalarda önümüzde­ki dönemde fiyatlamaları şekillendirecek.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 13.122,58 -5,54 %
Dolar 48,6567 0,06 %
Euro 55,8513 -0,51 %
Euro/Dolar 1,1470 -0,62 %
Altın (GR) 6.776,37 1,06 %
Altın (ONS) 4.259,66 -0,80 %
Brent 102,48 -2,33 %