Parçacık fiziğine yatırım yapıyoruz

Yasemin SALİH
Yasemin SALİH İYİLİK FABRİKASI yasemin.salih@dunya.com

Medical Park ve Liv Hospital gibi zincirleri bünyesinde bulunduran MLP Care’in Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Muharrem Usta, 2015’te kurduğu İstinye Üniversitesi’nin Mütevelli Heyet Başkanı mesajında; “Bilim üretimi kadar, düşüncenin gelişimine katkı sağlayan, kültürel ve sosyal alanları destekleyen, kendi kararlarını alabilecek donanıma sahip bireyler yetiştirmek için çabalıyoruz” diyor. 2022 itibarıyla yaklaşık 12 bin öğrencisi olan üniversite çatısı altında dokuz fakülte, iki yüksekokul ve üç de enstitü bulunuyor. Lisans aşamasında hedeflerini gerçekleştiren üniversitenin bundan sonraki odağında doktora ve sonrası bilim insanlarını desteklemek var.

İki hastanenin arkasında olması, İstinye Üniversitesi’nin tıp alanında sadece eğitim değil, bilimsel çözümler geliştirmeye odaklı Ar-Ge yatırımları yapmasını açıklıyor. Kurulan merkezlere, işbirliği enstitülerine bakıldığında yedi yıllık bir üniversite için oldukça hızlı yol alındığı ortada. Ar-Ge’den Sorumlu Rektör Yardımcı Prof. Dr. Hatice Gülen bu durumu, “Aslında üniversiteler için ilk beş yıl kurulum aşamasıdır. Sonraki üç buçuk yılda yükselme dönemine girilir ama İstinye, ilk 10 yıllık gelişimi beş yılda tamamlamış durumda” diye değerlendiriyor.

Gülen’in değerlendirmesi dışarıdan bir göz sayılabilir. Çünkü İstinye Üniversitesi ekibine katılalı daha beş ay olmuş. Bundan önce Bilgi Üniversitesi’sinde görev alan Prof. Dr. Hatice Gülen, İstinye’de özellikle yaşam bilimleri alanlarındaki bilimsel üretim odaklı çalışmalar yürütecek. Gülen’in uzmanlık alanı bitkilerin genetiği ve biyomühendislik.

Burada fiziki altyapı çok güçlü

Beş ay önce İstinye Üniversitesi’yle tanışan Gülen, içerideki sorumluluk duygusu ve heyecandan etkilenmiş. Üniversitenin fiziki altyapısının çok güçlü olduğunu söylüyor. “Genç ama araştırmayı ötelememiş bir yapı buldum burada. Sağlık öncelikli alanımız elbette. Tıp, eczacılık, diş hekimliği alanlarında çok iddialıyız. Bunun yanında mühendislik ve doğa bilimleri, mimarlık, güzel sanatlar, sosyal bilimler de eklenerek yelpaze geniş tutulmuş” diyor.

Araştırmacılara kapımız açık!

İş dünyasıyla işbirliği projelerine gelince… Teknoloji Transfer Ofisi gibi oluşumlar çoktan kurulmuş İstinye Üniversitesi’nde. Sağlık teknolojilerine yönelik inovatif ürünlerin geliştirilmesi hedefiyle bir Ar-Ge Merkezi çalışmalarını sürdürüyor. Bu alanda Medical Park Hastaneleri’yle ortak projeler yapıldığını söyleyen Hatice Gülen, “Sağlık dışında nanoteknoloji, iklim ve enerji başlıklarını da öncelikli alanlar olarak belirledik” diye özetliyor odak noktalarını.

Prof. Dr. Gülen’in özellikle üzerinde durduğu yatırım ise parçacık fiziği laboratuvarı. Planı şöyle anlatıyor: “Parçacık fiziğine yönelik ciddi bir yatırım hazırlığımız var. 10 yıllık projeksiyonla yüksek enerji konusunda altyapı ve Ar-Ge laboratuvarı kuruyoruz. Burası bu alanda araştırmacılar yetiştirecek. Özkaynaklarımızda yapıyoruz. Şu anda altı araştırmacı var, bu sayı artacak.”

Girişimciler ve patent sahipleriyle sürekli bir araya gelerek katma değerli üretime yönelik çalışmalar yürüttüklerini anlatan Hatice Gülen’in hedefi üniversiteye daha fazla lisans öğrencisi almak değil. Araştırmacı tarafında üniversitenin güçlendirilmesi planı var. Bu nedenle de lisans üstü ve doktora öğrencilerine odaklanmış durumdalar. Gülen, “Kendi kaynaklarımızla doktora sonrası araştırmacıları destekliyoruz. Bilim insanlarına kapımız açık. Aynı zamanda araştırmacı-girişimciler de bize gelebilirler. Onlara da kapımız sonuna kadar açık. Her türlü desteği vermeye hazırız” diyor.

Dışarıda üniversite 4.0 var Türkiye’de 2.0’da kalındı

Türkiye’de üniversite-sanayi işbirliği ikliminin gelişmiş ülkelerin gerisinden geldiğini söyleyen Prof. Dr. Gülen, dördüncü nesil üniversitelere dikkat çekiyor: “Birinci nesil üniversiteler eğitim verdi, sonra eğitimin yanında araştırmalar yapan ikinci nesil üniversiteler geldi. Arkasından hem eğitim, hem araştırma yapılsın ve bunlar topluma yayılsın diyen üçüncü nesil devreye girdi. Şimdi ise bütün bunlara teknoloji transferlerini, bilgiyi teknolojiye çevirip sektörlere fayda sağlayan kurumları görüyoruz. Bunun da ötesine; ‘knowladge transfer office’; yani bilgi transfer ofislerine olay döndü. Türkiye’de ise üniversiteler daha ikinci nesildeler. Dünyada üniversite 4.0 başladı oysa. Bizde ise teknoloji transfer eden üniversite sayısı bile çok az. Özetle daha yolun çok başındayız.”

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar