Patent hakkı ve COVID-19 aşısı

Serbest Kürsü
Serbest Kürsü

Av. Mustafa Yaşar - SERBEST KÜRSÜ

Her gün başta Hindistan olmak üzere tüm dünyada pandemiden hayatını kaybeden veya yoğun bakımda bulunan insanların haber olduğu basında gündeme gelen ABD yönetimi açıklaması özellikle aşıya ulaşamayan fakir ülke insanları için yeni bir umut ışığı olmuştur.

ABD Ticaret Temsilcisi (USTR) Katherine Tai 05 Mayıs 2021 tarihinde; “ABD Yönetimi fikri mülkiyet haklarının korunmasına kesinlikle inanmakta, fakat pandeminin sona erdirilmesi maksadıyla COVID-19 aşısı üzerindeki fikri mülkiyet hakkı korumasından vazgeçmeyi desteklemektedir. Bunu sağlamak için Dünya Ticaret Örgütü ile metne dayalı görüşmelere aktif olarak katılacağız. Bu görüşmeler konunun karmaşıklığı ve mutabakata dayalı doğası nedeniyle zaman alacaktır. ABD yönetiminin amacı güvenli ve etkili aşıya mümkün olduğu kadar çok insanın mümkün olduğu hızda ulaşmasıdır.” şeklinde açıklamada bulunmuştur.

Başta Angela Merkel olmak üzere pek çok lideri görüş bildirmeye sevk eden ve aşı üreten firmalarda endişe yaratan bu açıklamanın konusu olan fikri mülkiyet hakları, sınai mülkiyet hakları ve telif haklarından oluşur. Sınai mülkiyet hakları marka, patent, tasarım, faydalı model sahiplerine, telif hakları ise musiki eserler, güzel sanat eserleri, ilim ve edebiyat eserleri gibi eser sahiplerine hukuk kuralları tarafından sadece kendileri tarafından kullanılabilen tekel niteliğinde mutlak yetkiler sağlar.
Bu yetkiler fikri mülkiyet haklarının sahiplerine genelde ürünün veya eserin üretilmesine, dağıtımına, satılmasına, kullanılmasına veya ithal edilmesine izin verme hakkını kapsar. İzin verme hakkı ve yetkisi genellikle bedel karşılığı lisans sözleşmesi veya devir sözleşmesi ile kullanılır. Aksi durumda hak sahibinin talebine binaen mahkeme kararı ile ve kamu gücü kullanılarak izinsiz yapılan yukarıda sayılan işlemler önlenebilir, mallar ve üretiminde kullanılan araçlara el konulabilir, oluşan maddi ve manevi zarara karşılık tazminata hükmedilebilir. Bu suretle fikri mülkiyet haklarının yasal korunması gerçekleşir.

Bir ülkede bilim insanının, fikir ve sanat insanının yaratıcı beyni ve bu beynin ürünleri yani buluşlar/eserler saygı gördükçe ve yasal olarak korundukça ilave yeni ürünlerin geliştirilmesi ve inovasyon teşvik edilmiş olur, saygınlık kazanılır, sonuçta o ülkede refah artışı sağlanır. Bu nedenle ülkeler buluşların yasal olarak korunması konusunda çok hassas davranırlar. Buluşların korunmasını yurt içinde ve dünyada fikri mülkiyet hukuku kuralları sağlar. Tüm insanlık için pandemiye karşı umut olan COVID-19 aşılarını geliştiren gerçek ve tüzel kişilerin aşı buluşu ile kazandıkları fikri mülkiyet hakları (özellikle patent hakkı) da milli ve uluslararası fikri mülkiyet hukuku tarafından korunmaktadır.

Fikri mülkiyet haklarının korunması ülkemiz sınırları içinde büyük ölçüde Sınai Mülkiyet Kanunu’muz (SMK) ve Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’muz ile sağlanmakta, dünya çapında uluslararası koruma ise diğer anlaşmaların yanında Dünya Ticaret Örgütü’nün Kuruluş Anlaşması’na Ek yapılan TRIPS Anlaşması (TRIPS - Agreement on Trade-Related Aspects of Intellectual Property Rights – Fikri Mülkiyet Haklarının Ticari Niteliklerine İlişkin Anlaşma) ile sağlanmaktadır. Türkiye Dünya Ticaret Örgütüne üyedir ve TRIPS Anlaşması da 31 Aralık 1994’ten beri ülkemizde yürürlüktedir.
Pandemiyi kısa zamanda yenmek amacıyla vazgeçilmesi tartışılan fikri mülkiyet hakkı ise COVID-19 aşısını bulanların sahip olduğu patent hakkıdır.

Patent kelimesi Latincede “açık, mühürle kapatılmamış” anlamına gelmektedir. Günümüzde patent; sanayiye uygulanabilir buluşlara, resmi organlarca düzenlenen ve izinsiz kullanımları belirli sürelerle engelleme yetkisi veren resmi nitelikte bir belgedir. Bu belgeye sahip olanın kazandığı patent hakkı sahibine maddi ve manevi menfaat sağlar. Patent belgeli bir ürünün üretilmesi, satılması veya kullanılması ancak patent sahibinin kendi serbest iradeleri doğrultusunda üçüncü kişilerle belli bir bedel karşılığı yapacağı lisans sözleşmesi veya devir sözleşmesi ile mümkün olabilmektedir. COVID-19 aşılarını bulan gerçek ve tüzel kişiler (Biontech, AstraZeneca, Johnson & Johnson ve Moderna gibi) sahip oldukları patent hakkı nedeniyle önemli oranda maddi, ekonomik, politik ve psikolojik güç kazanmış ve ülkeleri aşıyı üretmek ve vatandaşlarını hızla aşılamak suretiyle pandemiyle mücadelede daha az can ve üretim kaybı ile avantaj elde etmişlerdir. COVID-19 aşısına ait patent hakkının yasal koruması ancak 20 yıl süre sonunda veya patent hakkından vazgeçme ile ve diğer bazı şartlarla sona erebilecektir.

COVID-19 aşısının patent hakkından vazgeçilmesi, know-how dahil patent konusunun (aşının) kamuya ait olması ve patent hakkı karşılığı bedelin aşıyı bulan gerçek ve tüzel kişilere ödenmeden pek çok firma tarafından özellikle fakir ülkelerde de aşının üretiminin ve kullanılmasının mümkün olması, aşı fiyatının düşmesi, ithalatının kolaylaşması demektir.

COVID-19 aşısının patent hakkından vazgeçilmesi amacıyla TRIPS Anlaşması’nda değişiklik yaparak fikri mülkiyet hakkı korumasının geçici süreli kaldırılmasına dair resmi teklif ilk olarak Hindistan ve Güney Afrika Cumhuriyeti tarafından Ekim 2020’de Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) yapılmıştır. Ancak teklif sürüncemede kalmıştır. DTÖ Genel Konseyi’nin 05 Mayıs 2021 tarihli toplantısında teklif görüşülmüş, teklif taraftarları ile teklif karşıtları anlaşamamışlardır. Toplantı sonucunda teklifin üzerinde ilave çalışma ve yenilik yapma yetkisi DTÖ’nün bir organı olan Ticaretle İlgili Fikri Mülkiyet Hakları Konseyi’ne verilmiştir. Teklif halen 164 üyesi olan DTÖ’de 100’den fazla ülke tarafından desteklenmektedir. Teklifin kabul edilmesi ve TRIPS’de değişiklik yapılması için fikir birliği (consensus) gerekmektedir.

USTR Katherine Tai’in aynı gün yaptığı açıklama teklif taraftarlarına yapılan bir destek olarak algılanabilmektedir. Dünya Ticaret Örgütü Genel Direktörü Ngozi Okonjo-Iweala (örgütün Afrika kökenli ilk Genel Direktörü) 06 Mayıs 2021’de yapmış olduğu açıklamada “USTR Katherine Tai‘ın COVID-19 pandemisine karşı mücadeleye yardım maksadıyla TRIPS Anlaşması’nın şartlarından geçici olarak vazgeçme taraftarlarını destekleme isteğini memnuniyetle karşılıyorum. Taraftarlardan revize teklif hazırlamalarını rica ediyor ve metne dayalı müzakerelerin başlaması için mümkün olan en kısa zamanda bu teklifi masaya koymalarını öneriyorum. ” beyanında bulunmuştur.

DTÖ’nün bir organı olan Ticaretle İlgili Fikri Mülkiyet Hakları Konseyi teklifin revize edilmiş halini önce Mayıs 2021 ikinci yarısında düzenleyeceği toplantıda müteakiben Haziran 2021’deki resmi konsey toplantısında tekrar görüşecektir. Teklifin kabul kararının verilmesi uzun bir müzakere sürecini içermektedir.

Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesu’da ABD yönetiminin bu desteğinin tarihi olduğunu ve ABD’nin pandemiyi bitirme çalışmasında bilgeliğini ve ahlaki liderliğini yansıttığını belirtmiştir. Bu açıklamalar iklim değişikliği ile mücadelede, pandemi ile mücadele gibi global proplemlerin çözümünde ABD’nin küresel öncü rolüne dönme gayretini yansıtmaktadır.
COVID-19 aşısında patent hakkından geçici süre de olsa vazgeçilmesi özellikle az gelişmiş ülke insanlarının güvenli ve etkili bir aşıya kavuşması ve aşılanması bakımından hayati bir jesttir. ABD Yönetiminin patent hakkından vazgeçme desteğine özellikle Almanya, teşebbüslerin yaratma ve yenilenme güçleri için patent hakkı korumasına ihtiyaç olduğu ve aşı üretiminde kalitenin kontrol edilemeyeceği gerekçesi ile karşı çıkmaktadır. Almanya patent korumasından vaz geçme yerine firmaların üretimi artırması, lisans vermeleri ve kaliteye özen gösterilmesinin herkesin aşıya ulaşması için daha iyi olacağı görüşünü açıklamıştır. Ayrıca aşı üreticisi Alman firması Biontech geliri az olan ülkelere aşı satımında kar amaçlı davranmayacaklarını ve pandemiyi bitirmek için üretim kapasitesinin artırılması gerektiği, aşı üretiminde patent korumasının sınırlayıcı etkisinin olmadığını açıklamıştır.

COVID-19 pandemisini bitirmek ve normale dönmek için dünyada aşılanmamış tek bir kişinin kalmaması gerektiği bilinmektedir. Pandemi nedeniyle alışılmamış bir dönemden geçen dünyanın bu dönemi atlatabilmesi, ancak ülke sınırlarını aşan küresel birlik ve beraberlik, dayanışma ve çok taraflı işbirliği ile alışılmamış tedbirlere başvurmak suretiyle mümkün olabilecektir. ABD’nin desteğine rağmen aşı üreten ülkelerin ve teşebbüslerin bu tedbirlere razı olup olmayacağını önümüzdeki günler gösterecektir.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Dövizin varsa kredin yok! 30 Haziran 2022
BDDK’dan önemli karar 28 Haziran 2022
Çıkar enflasyonu 28 Haziran 2022
Satın alma gücü paritesi 28 Haziran 2022
Havanda su dövmek 25 Haziran 2022
ASEAN +3 neden önemli? 25 Haziran 2022
Gelire endeksli senetler 25 Haziran 2022