Paylaşımlı üst düzey yöneticilik dönemi
Üst düzey yöneticilik uzun yıllar tek bir şirkete bağlılıkla tanımlandı. CFO ya da CMO denildiğinde akla, tüm zamanını tek bir kuruma ayıran, kariyerini o şirketin geleceğiyle özdeşleştiren profesyoneller gelirdi.
Ancak bu ezber bozuluyor. Küresel ekonomik belirsizlik, dijital dönüşümün hızlanması ve nitelikli yönetici maliyetlerinin rekor seviyelere ulaşması şirketleri yeni bir modele yöneltiyor. ABD ve Avrupa'da giderek yaygınlaşan fractional C-suite yani paylaşımlı üst düzey yöneticilik modeli, deneyimli yöneticilerin aynı anda birden fazla şirkete belirli sürelerle liderlik etmesini mümkün kılıyor.
Artık birçok şirket yöneticidense ihtiyaç duyduğu uzmanlığı satın alıyor. Bu model özellikle hızlı büyüyen girişimler, aile şirketleri ve dönüşüm yaşayan orta ölçekli işletmeler için dikkat çekici bir alternatif haline geliyor. Tam zamanlı bir CFO'nun yıllık maliyetine katlanmak yerine haftanın iki günü çalışan, sermaye yapısını yeniden kurgulayan ya da yatırımcı görüşmelerini yöneten deneyimli bir finans liderinden faydalanabiliyorlar.
Aslında Türkiye bu modele tamamen yabancı değil. Holdinglerde aynı finans veya insan kaynakları yöneticisinin grup bünyesindeki farklı şirketlerden sorumlu olması uygulanan bir yöntem. Yeni olan, bu yaklaşımın holding sınırlarının dışına taşması. Aynı deneyimli yönetici artık birbirleriyle rekabet etmeyen farklı şirketlere de stratejik katkı sunabiliyor.
Yeni rekabet avantajı: Liderliğe erişim
Bu dönüşümün arkasında yalnızca maliyet baskısı yok. Korn Ferry'nin son analizleri, şirketlerin dönüşüm dönemlerinde proje bazlı ve esnek üst düzey lider kullanımını kalıcı bir yönetim modeli olarak benimsediğini ortaya koyuyor.
Özellikle dijitalleşme, yapay zekâ, satın alma, yeniden yapılanma ve uluslararası büyüme süreçlerinde deneyimli yöneticilerin belirli dönemler için görevlendirilmesi giderek yaygınlaşıyor. İngiltere'de fractional liderlik alanında faaliyet gösteren Russam'ın araştırmasına göre, fractional görev üstlenen yöneticilerin oranı son bir yılda yüzde 46'dan yüzde 55'e yükseldi. Bugün yaklaşık 28 bin deneyimli yönetici bu modelle çalışıyor.
Bu artış, geçici bir eğilimden çok yeni bir çalışma biçiminin oluştuğunu gösteriyor. Daha çarpıcı bir gösterge ise LinkedIn verileri. Birkaç yıl önce yalnızca birkaç bin yöneticinin profilinde yer alan "fractional leadership" tanımı bugün yüz bini aşkın profesyonel tarafından kullanılıyor. Kavram artık niş bir uygulama olmaktan çıkıp küresel liderlik sözlüğünün parçası haline geliyor.
Aidiyetin tanımı değişiyor
Fractional liderlik yalnızca yeni bir istihdam modeli değil, aynı zamanda liderliğin yeniden tanımlanması anlamına geliyor. Geçmişte yöneticilerin değeri ofiste geçirdikleri zamanla ölçülürdü. Bugün ise yönetim kurulları farklı bir soruya odaklanıyor: "Bu lider hangi problemi çözüyor?" Çünkü şirketlerin ihtiyacı her zaman tam zamanlı bir C seviye yönetici değil.
Bazen altı aylık bir halka arz hazırlığı, bazen yeni bir ERP dönüşümü, bazen de uluslararası pazara açılma süreci için deneyimli bir akla ihtiyaç duyuluyor. Sorun çözüldüğünde ise şirket yeni bir tam zamanlı maliyet taşımadan yoluna devam ediyor. Bu modelin danışmanlıktan en önemli farkı da burada ortaya çıkıyor. Danışman öneri sunarken fractional yönetici karar alıyor, uygulamayı yönetiyor ve sonuçtan sorumluluk üstleniyor.
Ne yapmalı?
Fractional üst düzey yöneticilik her şirket için doğru model olmayabilir. Ancak iş dünyasının değişen ihtiyaçları, liderliğe bakış açısının da değişmesini zorunlu kılıyor. Artık mesele her pozisyonu tam zamanlı doldurmak değil; şirketin ihtiyaç duyduğu bilgiye, deneyime ve stratejik bakış açısına doğru zamanda ulaşabilmek. Özellikle dönüşüm süreçlerinde liderliği bir maliyet kalemi olarak değil, rekabet avantajı yaratacak stratejik bir yatırım olarak değerlendirmek gerekiyor.
● Üst düzey yöneticilik ihtiyaçlarını yalnızca tam zamanlı istihdam perspektifiyle değerlendirmeyin.
● Dönüşüm, dijitalleşme, halka arz veya uluslararasılaşma gibi kritik süreçlerde proje bazlı liderlik modellerini gündeme alın.
● Fractional yöneticileri danışman olarak değil, uygulamanın ve karar alma süreçlerinin bir parçası olarak konumlandırın.
● Yönetici seçiminde çalışma süresinden çok yaratacağı etkiyi ölçün.
● Kurum kültürünü, dışarıdan gelen stratejik liderlerin de katkı sağlayabileceği esnek bir yapıya dönüştürün.
● Yönetim kurullarında "Bu pozisyona kimi alalım?" sorusunun yanında "Bu uzmanlığa ne kadar süreyle ihtiyacımız var?" sorusunu da sormaya başlayın.