Pazarlamayla kanatlanan marka: Red Bull

KERİM ÜLKER
KERİM ÜLKER Perde Arkası kerim.ulker@dunya.com

Bir şeyi üretmek mi? Yoksa onu pazarlayabilmek mi? Birçok icadın veya markanın altında aslında bu ikilem var. Tarihte bunun örneklerini pek çok kez görüyoruz. Bir yerin geçmişini anlatırken örneğin... Düşünün, Amerika’yı Kristof Kolomb’un keşfettiğini öğreniyoruz. Oysa ondan öncesinde hiç insan yok muydu koca kıtada? Ya da Afrika’daki Viktorya Şelaleri’ne İngiliz Kraliçesi’nin adını verenler neden onu yerel diliyle literatüre almadı. İşte burada pazarlamanın gücü ortaya çıkıyor.

Dünyanın en büyük enerji içeceğinin hikayesi de bir pazarlama başarısı aslında. Biz ne kadar alanında ilk olduğunu bilsek de aslında markanın geçmişi Red Bull’dan daha eski. Gelin önce Red Bull’un ilk günlerine, kuruluşu olan 1987 öncesine gidelim. 2012 yılında vefat eden, 5 milyar dolarlık servetiyle Tayland’ın en zengin 3 işadamından biri olan Chaleo Yoovidhya, enerji içeceğinin ilk mucidi. Oldukça fakir olan Çinli göçmen bir ailenin çocuğu olan Yoovidhya’nın doğum yılı bile tam olarak bilinmiyor.

Kimi kaynaklar 1922’yi, kimileri ise 1932’yi işaret ediyor. Eğitimini daha ilk yıllarında ailesine yardım etmek için bırakan ve genç yaşında bir ilaç şirketinde satıcı olarak sağlık alanına adım atan Yoovidhya, 1960’lı yıllarda girişimciliğe TC Pharmaceuticals'ı kurarak atılıyor.

Red Bull aslında 45 yaşında

Onu gerçek bir iş insanı yapan ise 1976 yılında kurduğu enerji artırıcı içecek Krating Daeng adlı firma oldu. Güneşin kızıllığını arka fon yapan iki boğanın daha doğrusu Güneydoğu Asya’ya özel Gaur adı verilen iki yabani sığırın kavgasını logosuna işledi. Eminim bu logo size tanıdık gelmiştir. Bir pazarlamacı olan Yoovidhya’yı milyarder yapan ise Avusturyalı bir başka pazarlamacı oldu.

Önce Univeler’de, ardından da Procter & Gamble bünyesindeki Blendax adlı kozmetik şirketinde satış işi yapan Dietrich Mateschitz’in 1982 yılında Tayland’a yaptığı iş gezisinde yaşadığı uykusuzluk ve yorgunluk, Red Bull’un da doğmasına neden oldu. Tayland’da işten dolayı sürekli olarak görüştüğü kişiler kendisine, Tayland’da bulunan ve kullanan kişilere enerji sağlayan Krating Daeng adlı içecekten bahsedince, Avusturyalı pazarlamacı da tadına baktı ve işe yaradığını fark etti.

Kulaktan kulağa reklamın başarısı Şirketin sahibi Taylandlı iş adamı Chaleo Yoovidhya’ya ürünü Avrupa’ya pazarlama konusunda fikrini açınca olumlu yanıt alan Dietrich, ardından ortaklık için masaya oturdu. Mateschitz, Blendax’tan ayrıldı ve 500 bin doları ortaya koyarak 1987 yılında Krating Daeng’i Red Bull markasına dönüştürdü.

İlk 2 yıl zorlu geçen süreç 2 milyon dolarlık zarara neden oldu. Parası kalmayan Mateschitz, reklama bütçe çıkaramayınca eski yöntemlere başvurdu ve kulaktan kulağa markasını pazarladı.

Üzerinde büyük Red Bull tenekesi bağlı araçları sürmeleri için öğrencileri işe aldı. Onlardan üniversite kampüslerinin etrafında dolaşmalarını, parti ve barlara ücretsiz örnekler vermelerini istedi.

Mateschitz'i 25 milyar dolarlık servete götüren işin başarısının temelinde ise Avusturyalı pazarlamacının “Pazar sadece onu yaratırsak var olur, aksi halde yoktur” sözü var, aslında.

Pazarlama denilince akla ilk gelen markalardan biri Red Bull. Taylandlı pazarlamacı Chaleo Yoovidhya’nın kurduğu Krating Daeng markasıyla başlayan Red Bull’un öyküsü, Avusturyalı meslektaşı Dietrich Mateschitz ile devam etti. İlk yıllarına zarar ile başlayan ve reklama bütçe dahi ayıramayan Red Bull, şimdilerde milyar dolarlık bir dev.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar