Pişmanlıkta vergi türünün süre yönünden anlamı

Bumin DOĞRUSÖZ
Bumin DOĞRUSÖZ HUKUKA GÖRE bumin.dogrusoz@dunya.com

Beyana dayanan vergilerde vergi ziyaı cezasını gerektiren fiilleri işleyen mükelleflerle bunların işlenişine iştirak eden diğer kişilerin kanuna aykırı hareketlerini ilgili makamlara kendiliğinden dilekçe ile haber vermesi hâlinde, ziyaa uğratılan vergi için vergi ziyaı cezası kesilmez.

Ancak ceza uygulanmaması, Vergi Usul Kanunu’nun 371. maddesinde aşağıdaki şekilde belirlenmiştir.

  1. Mükellefin durumu haber verdiği tarihten önce bir muhbir tarafından her hangi resmi bir makama dilekçe ile veya şifahi beyanı tutanakla belgelendirmek suretiyle haber verilen husus hakkında ihbarda bulunulmamış olması
  2. Haber verme dilekçesinin yetkili memurlar tarafından mükellef nezdinde haber verilen olayın ilgili olduğu vergi türüne ilişkin bir vergi incelemesine başlandığı veya olayın ve ilgili olduğu vergi türünün takdir komisyonuna intikal ettirildiği günden evvel (Kaçakçılık suçu teşkil eden fiillerin işlendiğinin tespitinden önce) verilmiş ve resmi kayıtlara geçirilmiş olması.
  3. Hiç verilmemiş olan vergi beyannamelerinin mükellefin haber verme dilekçesinin verildiği tarihten başlayarak 15 gün içinde verilmesi.
  4. Eksik veya yanlış yapılan vergi beyanının mükellefin keyfiyeti haber verme tarihinden başlayarak 15 gün içinde tamamlanması veya düzeltilmesi.
  5. Mükellefçe haber verilen ve ödeme süresi geçmiş bulunan vergilerin, ödemenin geciktiği her ay ve kesri için, gecikme zammı oranında bir zamla birlikte haber verme tarihinden başlayarak 15 gün içinde ödenmesi.

Pişmanlık yoluyla beyanda bulunarak cezadan kurtulmanın koşulları kanunda yukarıdaki şekilde belirlenmiştir. Ancak bu koşulların yaşama geçmesinde pek çok duraksama konusu karşımıza çıkmaktadır. Bunları zaman zaman dile getiriyorum. Bu günde yine bu noktada yaşanan sorunlardan birine değineceğim.

Dikkat edilirse ikinci koşul, pişmanlık beyanının haber verilen olayın ilgili olduğu “vergi türüne” ilişkin bir vergi incelemesine başlanmasından veya olayın ve ilgili olduğu “vergi türünün” takdir komisyonuna intikal ettirilmesinden (Kaçakçılık suçu teşkil eden fiillerin işlendiğinin tespitinden önce) önce verilmiş olmasıdır.

Burada sorun “vergi türü” ibaresinin kapsamının süre yönünden belirlenmesindedir. Bir örnekle açıklayalım. 2019 yılı kurumlar vergisi hesapları incelemeye alınan bir mükellefin inceleme başladıktan sonra veya 2019 yılı beyannamesini süresinde vermemiş bir mükellef için takdir komisyonuna başvurulduktan sonra 2019 yılı için pişmanlıkla bulunamayacağı, açıktır. Ancak bu mükellefin 2021 yılı için eksik beyanını düzeltmek amacıyla pişmanlıkla beyanname verip veremeyeceği açık değildir.

Bu konuda kanun metninde bir açıklık yoktur. Aynı açıklık gerekçede de yoktur.

Vergi Usul Kanunu’nda 174. maddesinde her bir takvim yılının ayrı bir hesap dönemi olduğu, defterlerin hesap dönemi itibariyle tutulacağı ve kayıtların her hesap dönemi sonu itibariyle kapatılarak ertesi takvim yılında yeniden açılacağı yazılıdır. Vergi İncelemelerinde Uyulacak Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’te “bir mükellef hakkında, bir veya birden fazla vergi türü itibarıyla bir veya daha fazla vergilendirme dönemine ilişkin her türlü iş ve işlemlerinin bütün matrah unsurlarını içerecek şekilde yapılan vergi incelemesi” tam inceleme olarak adlandırılmış, gerek Vergi Usul Kanunu’nun 140. maddesinde ve anılan Yönetmelikte incelemeye “incelemeye başlama tutanağı” ile başlanacağı belirtilmiş olup, muhteviyatını belirleyen yönetmelik madde 11’de incelemenin hangi dönemleri kapsadığının da yer alacağı hükme bağlamıştır.

Bu düzenlemeler karşısında bir vergi türü itibariyle yapılacak bir vergi incelemesinin, tarh zamanaşımı süresi içerisinde tüm dönemleri kapsayabileceği gibi kapsamayabileceği, sadece belli bir veya birkaç yıl için de yapılabileceği anlaşılmaktadır.

O halde tarh zamanaşımı süresi içerisinde belli bir veya birkaç yıl için yapılacak bir vergi incelemesine, tarh zamanaşımı kapsamındaki bütün yıllar için sonuç bağlamaya, pişmanlık yolunu kapatmaya olanak yoktur.

Bu sebeple örneğimizdeki gibi 2018 veya 2019 yılı hesaplarının tam veya kısmi incelemeye alınmasının, mükellefin 2021 yılı için pişmanlıkla beyanda bulunmasını engellemek bir mükellef hakkını yok etme sonucunu doğuracaktır. Kaldı ki devletin mali egemenlik hakkından kaynaklanarak oluşturduğu mali kanunların verdiği üstün ve güçlü yetkileri kullanan idare karşısında, mükelleflerin sahip oldukları hakları, sınırlayıcı değil genişletici yorum ile değerlendirmek gerekmektedir.

Ancak uygulamada vergi dairelerinin bu konuda kanunun lafzi yorumuna bakıp katı bir tutum sergiledikleri ve her hangi bir yılı bir vergi türünde incelemeye alınan mükelleflerin diğer yıllar için söz konusu vergi türünde verecekleri pişmanlık beyanlarını kabul etmediği görülmektedir.

Bu konuda Gelir İdaresi Başkanlığı’nın bir Genel Tebliğ veya bir İç Genelge ile konuyu bir amaçsal yorumla açıklığa kavuşturmasında ve uygulamayı yönlendirmesine ihtiyaç bulunmaktadır.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Serbest meslek makbuzu 19 Temmuz 2022