Piyasalar nasıl olursa olsun, sağlığınız yerinde olsun

Serhat GÜRLEYEN
Serhat GÜRLEYEN GENİŞ AÇI sgurleyen@isyatirim.com.tr

Alınan tüm önlemlere rağmen korona virüsü hızını artırarak yayılıyor. Çin Ulusal Sağlık Örgütü’ne göre ilk virüs vakasının görülüşünden sonraki 10 günde hastalığa yakalananların sayısı 14.000’i, hayatını kaybedenlerin sayısı 300’ü geçti.

Hastalığın yayılma hızının son 24 saatte 2000’e, kayıp sayısının 45’e ulaşması üzerine Dünya Sağlık Örgütü, “küresel acil durum” ilan etti. 2003 yılında dünyayı vuran SARS virüsü kadar tehlikeli bir salgın hastalıkla karşı karşıyayız.

Hastalık teşhisi konan ve durumu ağır olan 2.000’den fazla kişinin olması en kötünün geride kalmadığını gösteriyor. Çin devletinin seyahat özgürlüğünü engelleyici uygulamalarına ve bazı fabrikalarda üretimin durdurulmasına rağmen virüs yayılmaya devam ediyor.

Pazartesi günü tatilin bitmesiyle birlikte hastalığın yayılma hızı daha da artarsa insani boyutun yanı sıra ekonomik kayıplar da korkutucu boyuta ulaşabilir. Uzmanların yaptığı ilk tahminler bu hızla yayılması durumunda korona virüsünün Çin’in ilk çeyrek büyümesini 1 puan aşağı çekeceğine işaret ediyor.

Ancak virüs durdurulamaz ve hastalık uzun süren bir salgına dönüşürse fatura Çin ile sınırlı kalmaz. Çin son 20 yılda küresel üretim zincirlerinin vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Hastalık nedeniyle üretim, ulaştırma ve ticaretin aksaması durumunda dünya ekonomisi arz ve talep kaynaklı bir şokla karşı karşıya gelebilir.

IMF’nin yaptığı çalışmaya göre Çin büyümesinin 1 puan düşmesi Güney Kore, Japonya, Hong Kong gibi gelişmiş ülkeler dahil Asya ekonomilerinde, Avustralya, Güney Afrika gibi emtia üreticilerinde, Almanya gibi sermaye malı satan ülkelerde büyümeyi 0,1 ile 0,3 puan arasında düşürüyor.

Aynı çalışma Amerika, İngiltere, Hindistan gibi ülkelerde sıfıra yakın negatif etki hesaplarken, Türkiye ekonomisinin durumdan sınırlı fayda sağlayabileceğine işaret ediyor. Söz konusu çalışmanın virüs salgınının etkisini dikkate alarak hazırlanmadığını, ticari ilişkiler dikkate alınarak yapıldığını vurgulayalım.

Virüs salgını sonrası ilk on gün piyasa fiyatlamaları IMF’in ekonomik etki çalışması ile uyumlu bir tablo çiziyor. Ticaret ilişkisi güçlü ve coğrafi olarak yakın Asya ülkelerinde ocak ayındaki kayıplar yüzde 5 civarında. ABD, Türkiye, İsrail gibi az sayıda ülke ise salgın nedeniyle yaşanan kâr satışlarına rağmen ocak ayını yükselişle kapatmayı başardı.

Lafı çok uzattık, toparlayalım. Olayın insani boyutu bir yana, SARS, korona gibi salgınların ekonomik maliyeti sınırlı ve geçici olur. Dolayısıyla, salgın nedeniyle risk iştahındaki bozulma ve riskli varlıklardaki sert kayıplar genelde fırsat olarak görülmelidir. Korona virüsü salgınının da piyasa etkisinin bu ana eğilimden farklı olmasını beklemiyoruz.

Ancak bu temel stratejiyi yazmak ile uygulamak arasında önemli bir psikolojik fark var. En kötü geride kalmadan bu stratejiyi uygulayan yatırımcılar önümüzdeki günlerde ağır bir psikolojik baskı altında kalıp zarar-kes uygulamak zorunda kalabilirler. Piyasalar nasıl olursa olsun sağlığınız yerinde olsun.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Ufukta yeni zirveler 08 Kasım 2021