Piyasalarda papatya falına devam
Normal koşullar altında piyasanın geleceğine dair tahminlerde bulunmaya çalışırken, dikkate aldığımız konuların bugün maalesef esamesi okunmuyor. Hepimiz aslında uzmanı olmadığımız ve çok sayıda kaynağı izleyerek bir fikir devşirmeye çalıştığımız jeopolitik riskleri fiyatlamaya çalışıyoruz.
Konunun en temelinde karar alıcı konumda yer alan ABD Başkanı Trump’ın sergilediği tutarsızlıklar ve birbiriyle çelişen açıklamalar senaryo analizini zorlaştırmakta. Yakın zamanda savaşın yeniden başlamasına yol açabilecek özgürlük projesini duyuran Trump, şimdi de İran ile anlaşmanın çok yakında olduğu müjdesini verdi. 24 saatin çok uzun bir zaman olduğu günümüzde sizin bu yazıyı okumanız ile benim yazıyı teslim etmem arasında geçen bu zaman diliminde işler yine değişirse şaşırmamak gerekiyor.
An itibariyle fiyatlanan gelişmeler; ateşkesin süreceği, İran ile asgari konularda bir uzlaşmaya varılacağı ve Hürmüz Boğazı kaynaklı sevkiyat sorunlarının kısa sürede aşılacağı. Dolayısıyla tedarik zincirinde yaşanan sıkıntıların 1-2 ay içinde bertaraf edilmesi ve Fed ne zaman faiz indirir, ABD seçimleri ne olur, Çin aslında ne kadar büyüyor, Japonya hızlı faiz artırır mı gibi daha makul bir gündeme dönmemiz öngörülmekte.
Aşırı iyimserlik…
Şunu biliyoruz ki, piyasalar her zaman yaşanacak olanları önden satın alır, aşırı tepki gösterir sonra tepkilerin düzeltmesi de benzer şiddette gerçekleşir. Daha da önemlisi bazen bir gelişmenin beklentisinin satın alınması konunun nihayete ermesinin yaratacağından daha fazla ilgi görebilir ve coşku yaratabilir.
Teknoloji tarafında yaşanan devrim niteliğinde gelişmeler öncülüğünde başta ABD ve Uzakdoğu Asya piyasalarında gözlemlediğimiz yükselişi kısmen ayırmakla beraber tüm dünya genelinde endekslerin tarihi zirve seviyelere gelmesini ve aşırı iyimserliği biraz da böyle değerlendirmek gerekir diye düşünüyorum. Yani barış antlaşması ile beraber bölgede hangi tesis ne kadar zarar gördü, ticaretin eskiye dönmesi ne kadar zaman alacak gibi sevimsiz bir muhasebe hesabı yapılacak, şu an yaşanan pozitif bakış o kadar uzun ömürlü olmayabilir.
Enflasyon Raporu’nu bekliyoruz
Artan enerji fiyatları ile beraber ister istemez dış ticaret açığında ve nihayetinde ödemeler dengesinde görülecek bozulmaya dair tahminler artmış durumda. Bu kapsamda gelecek hafta yapılacak olan Enflasyon Raporu Sunumu önemli olacaktır, TCMB tarafından üç ay önce 60 dolar varil civarında belirtilen 2026 yılı ortalama Brent petrol fiyatı tahmininin revizyonuyla beraber enflasyonda ara hedef ve belirsizlik aralığı da yukarı çekilecektir.
Yakın zamanda carry trade ağırlıkta olmak üzere kısmen TL varlıklara da yansıyan yabancı yatırımcı talebi ile toparlanan rezervler TCMB kararları ve beklenti seti üzerinde etkili olabilir. Ağırlıklı olarak %30 ve üzerinde bir 2026 yılı enflasyonu ile çalışan piyasaya ne kadar yansıyacak bir TCMB göreceğiz hep birlikte bekliyoruz.
Reel sektör ve hane halkı beklentileri ile aradaki farkın yüksek kalması bir yana piyasa katılımcıları ile belirli bir dengeyi gözetmek en doğrusu olmakla beraber her zaman evdeki hesap çarşıya uymayabiliyor, gelecek hafta bu değerlendirme üzerinden görülmek üzere şimdiden iyi hafta sonları dilerim.