Piyasalarda yeni varyant etkisi

Fatma MELEK
Fatma MELEK PİYASA GÖZÜYLE fatma.melek@akbank.com

Afrika kaynaklı başlayan ve başka ülkelerde de görülen, DSÖ’nün  “endişe verici” olarak sınıflandırdığı yeni koronavirüs varyantı -Omicron- dünya genelinde risk algısını tekrar zayıflattı.  Piyasaların son günlere kadar fiyatlamadığı bu yeni gelişme, hisse senetleri piyasasına satış baskısını getirirken, S&P 500, Eurostoxx, Dax  ve Asya piyasalarındaki başlıca endeksler Cuma günü kapanışta yüzde 1,5 ile yüzde 4,0 arasında günlük değer kaybı yaşadılar; bu değer kayıpları ile MSCI World Index, Ekim 2020’den sonra görülen en sert kayıplarını yaşadı. Küresel enerji sorunlarının da etkisiyle çok yüksek düzeylere çıkan petrol fiyatları da, son günlerde başta ABD olmak üzere bazı ülkelerin bir kısım petrol rezervini serbest bırakabileceğine yönelik haberlerin üzerine Omicron varyantı ile ilgili endişelerin de eklenmesiyle, belirgin düşüş kaydetti. Brent petrol fiyatı ekim sonlarında gördüğü 85 $/varil üzeri düzeylerinden yaklaşık yüzde 13 gerilemiş durumda. Son zamanlarda, yüksek enflasyonun daha uzun süreceği beklentisi ile, yükselme trendinde olan bono piyasalarında da geri çekilmeler söz konusu: Geçtiğimiz hafta ortasına kadar yaklaşık yüzde 1,70’e kadar artan ABD 10 yıllık tahvil getirileri de, bu seviyelerden 18 baz puan düşerek yüzde 1,52’ye geriledi.  Aşıların bu yeni varyanta karşı  koruma durumunun açıklanması piyasa gidişatında etkili olacak.

Yeni varyant öncesi piyasaların gündemini yükselen küresel enflasyon oluşturuyordu.  Küresel enflasyondaki artış; küresel talepte beklentilerin üzerinde toparlanmaya karşın, kısıtlı arz koşullarının bir sonucu olup, enflasyonun geçici olacağı görüşündekiler; salgın kaynaklı darboğazların normale dönmesi ile birlikte enflasyon döneminin daha sınırlı kalacağını öne sürüyorlar.  Buna karşın,  enflasyonun daha uzun süre kalıcı olabileceğini savunanlar ise, bu hızlı talep artışına karşı verilen büyük ve hızlı mali ve parasal teşviklerin etkisine dikkat çekiyor.

Hızlı talep artışı, stoklardaki azalma ve kapanmalar ile birlikte limanlarda görülen gecikmeler ve yetersiz işgücü, küresel çapta taşımacılık maliyetlerini de hızla artırdı:  Taşımacılık maliyetleri Asya ile Kuzey Amerika arasında önemli derecede yükseldi.  Yeni varyant sebebiyle, zaten virüse karşı sıfır tolerans politikası izleyen Çin ve Asya ülkelerinin limanlarının da Covid-19 kısıtlamaları nedeniyle kapasitelerinin altında çalışmaya devam edecek olması uluslararası taşımacılıkta normalleşmenin aylar almasını getirebilecek ve 2022’nin önemli bir kısmını da kapsayabilecek. Bu görünüm çerçevesinde enflasyonun geçici olacağına yönelik beklentilerin daha uzun süre etkili olabileceği bir ortamdayız.

Omicron varyantı öncesinde; gelişmiş ülke merkez bankalarının piyasalara verdiği olağanüstü likidite desteklerini azalttığı bir ortama girilmiş idi. Örneğin; özellikle bazı Fed yetkilileri, ABD’de iyileşen emek piyasası görünümü, beklenen hızlı büyüme ve enflasyona ilişkin yukarı yönlü risklerle öngörülenden daha hızlı bir likidite azaltımı ve 2022’de destekleyici politikanın daha hızlı sonlandırılmasını gündeme getirmiş, bu görünüm de politika faiz projeksiyonlarına yükseliş olarak yansımıştı. Piyasalar Fed’den 2022’de 2 kez; 2023’de 3 kez faiz artırımı fiyatlamaya başladı. Virüs gelişmeleri ile; ilk faiz artırım beklentisi hali hazırda 2022 Haziran’dan 2022 Temmuz’a kaymış durumda. Dolayısıyla, piyasa tepkisinin anlık değişebildiği bir ortam içindeyiz.

Son olarak bu görünüm altında dolar endeksi nasıl gelişebilir? Genel olarak dolar, ABD ekonomisinin güçlü olduğu veya ciddi bir riskten kaçış olduğu, senkronize bir global yavaşlamanın olduğu durumlarda güvenli para birimi olarak değer kazanma eğiliminde oluyor. Örneğin; 2008 küresel finansal krizi; Avrupa borç krizi,  Mart 2020 covid krizinin ilk safhasında riskten kaçış saikiyle dolar endeksinde hızlı değerlenmeler gördük. Son zamanlarda dolardaki değerlenmede; ABD ekonomisinin göreli güçlü seyretmesi, enflasyondaki yükseliş ve faiz artırım beklentileri etkili oldu.  Ekim sonundan itibaren yaklaşık yüzde 3’e yakın değer kazanan dolar endeksi, son gelişmelerle kazançlarını euro ve yene karşı bir miktar geri vermiş görünüyor. Ancak dolardaki güçlü seyrin genel olarak devam edeceği kanısındayız; zira Avrupa ve Japonya büyüme konusunda daha zayıf ve enflasyonist baskıların daha sınırlı olması bekleniyor; bu nedenle orta vadeli politika faizi beklentileri de negatif seviyelerde.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Küresel arz şoku 12 Nisan 2022
2022’ye girerken 11 Ocak 2022
Yeşil bir dünya 14 Eylül 2021
Sürdürülebilir Kalkınma 29 Haziran 2021