Planlı üretimle daha güçlü gıda güvencesine
Tarımsal üretim planlaması, Bakan İbrahim Yumaklı’nın hayata geçirdiği ve ülkemiz açısından belki de son yüzyılın en stratejik projelerinden biri. Hayvansal üretimde üçüncü yılına giren, bitkisel üretimde ikinci yılını tamamlamak üzere olan bu yeni destekleme politikasının olumlu sonuçları kendini hissettirmeye başladı. Aslında kısa vadede; sistemin paydaşlara iyi anlatılması ve sahada başarıyla uygulanması hedefleniyordu. Bunlar büyük ölçüde başarıldı. Geçtiğimiz Şubat ayında Tarım ve Orman Bakanlığı, “Tarımsal Üretim Planlaması” başlıklı bir çalışma yayınladı. Şunu belirtmeliyiz ki kamuoyunun tartıştığı konuların birçoğunun cevapları Bakanlığın yayınlarında mevcut.
Sade, esnek ve güçlü bir destekleme mekanizması
İklim değişikliğini ve suyu planlamanın merkezine alan bu yaklaşım; 3 yıllık olarak açıklanan desteklerle, katsayı ve katsayı değeri üzerinden daha sade bir planlama sürecini; gıda enflasyonunun arz cephesinden sorumlu bir Bakanlık olarak, arz dalgalanmalarının önüne geçmeyi ve böylece gıda piyasalarında istikrarı sağlamayı amaçlıyor. Kişi başına su varlığı açısından henüz su fakiri bir ülke olmamakla birlikte suyun zaman ve mekan dağılımının giderek bozulması, yağmurun zaman zaman rahmet yerine afete dönüşmesine yol açıyor. Yeraltı su seviyelerinin çok düştüğü Konya, Karaman ve Aksaray gibi havzalarda çok su tüketen ürünlere kısıtlama getirilmesinin önemi, Bakanlığın bahsettiğimiz belgesinde özellikle vurgulanıyor. Sadece 2014-2024 arası dönemine baktığımızda, Konya’da çok su tüketen mısır ekim alanlarının üç katından fazla artarak ülkede ilk sıraya yerleştiğini görüyoruz. Planlı üretimle birlikte su kısıtı olan havzalarda, mısır alanlarında önemli bir daralmanın olması ise bu yeni politikanın başarılı bir sonucu. Temel destek, planlı üretim desteği ve geliştirme desteği olmak üzere üç aşamalı destek yapısı temelde katsayılarla yönlendiriliyor. Hangi ürüne, hangi havzada, ne kadar destek verileceği veya verilmeyeceği, katsayıları değiştirerek son derece sade ve esnek bir şekilde belirlenebiliyor. Bu katsayılar çok sık değişmediğinden sadece katsayı değerini her yıl değiştirerek, tarımsal desteklerin büyüklüğü ve nereye aktarılacağı netlik kazanıyor.
Vana metaforu
Planlı üretimle başlayan yeni destekleme modelini açıklarken daha önceki yazılarımda vana metaforunu kullanmıştım. Buna göre tarla başındaki ana boruda yer alan vana ile tarıma sağlayacağınız toplam destek hacmini belirliyorsunuz. Buna katsayı değeri diyoruz. Tarlanın farklı parsellerine (ürünlere) ne kadar transfer yapılacağı ise katsayılarla belirleniyor. Sonuçta birkaç parametreyi değiştirerek tarımsal destekleri en uygun alanlara kolaylıkla dağıtabiliyorsunuz. 2025 üretim yılı için 244 TL olan katsayı değeri 2026 üretim yılında 310 TL’ye yükseltildi.
Bunun yanı sıra özel alanlarda ilave destekler bu sistemin önemli bir parçası. Örneğin, tarımsal üretimden uzaklaşan gençleri ve kadınları tarımda tutabilmek için TARSİM sigortası indirimleri, kırsal kalkınma hibelerinde öncelik vb. üretim planlaması dahilinde sağlanmakta. Tarımsal örgütleri güçlendirmek için de ilave katsayılar, aile işletmeleri için ilave destekler; sertifikalı tohum kullanımında ve hastalıktan ari işletmelerde ek destekler söz konusu. Hayvansal üretim için de temel hayvancılık ve ürün geliştirme destekleri, üretim planlamasının bir parçası olarak uygulanıyor.
Ezcümle; iklim ve su baskısının yanı sıra ülkemizin sınırlarında devam eden ve büyüme riski olan savaşlarla gıda güvencesi giderek bir milli güvenlik meselesi haline geldi. Artık kaynakları daha etkin kullanmak, özellikle temel gıdada yeterliliğimizi daha üst seviyelere çıkarmak, ülkemizi bölgesel bir stratejik gıda üssü haline getirmek hem dayanıklılığımızı artıracak hem de yumuşak gücümüzün daha çok hissedilmesini sağlayacaktır.