Plazalardan bunalan yazılımcı Sidyma'da asırlık ağaçları kovalıyor

Yasemin SALİH
Yasemin SALİH İYİLİK FABRİKASI yasemin.salih@dunya.com

İş dünyasında, İngiliz Robin Sharma’nın bir dönem çok satanlar listesinden düşmeyen kitabı Ferrari’sini Satan Bilge’dekine benzeyen çok hikaye var aslında. Ege ve Akdeniz’in çakıştığı noktada, Teke Yarımadası’nın dik yamaçlarındaki zeytin ağaçlarını kovalayan Sergül Yücekök’ün hikayesi de bunlardan biri.

Kara Harp Okulu’nun ardından ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği’ni bitiren, bir süre orduda hizmet verdikten sonra sivil hayatı seçerek kendine teknoloji sektöründe yol çizen Yücekök, özellikle sigortacıların iyi tanıdığı Vizyoneks Bilgi Teknolojileri’nin patronu. Geçtiğimiz haftalarda tüm kamu sigorta şirketlerinin birleşmesiyle kurulan Türkiye Sigorta’nın yazılım altyapısına Vizyoneks’in imza attığı düşünülürse bu alanda oldukça başarılı işler ortaya çıkardığını söylemek mümkün. Ancak onun gündemini son yıllarda yabani zeytin ağaçları meşgul ediyor. 2006’da şirketini kurduğundan bu yana günlerce eve gitmeden çalıştığını ve bu yoğun tempo nedeniyle bir tür tükenmişlik sendromu yaşadığını söyleyen Yücekök, ruhunu dinlendirmek için tarihi Sidyma antik kentine tanıklık eden zeytin ağaçlarının izini sürüyor. “Aslında dinlenmek için gittik Fethiye’ye ama olmadı. Orada tarım yapma fikri gelişti sonra. Antioksidan kaynağı goji berry (kurt üzümü) yetiştirmeye başladık. Bu işi yaparken polifenolü keşfettik. Akademik çalışmalar üç yıl sürdü. Polifenoller mikro gıdalar. Birçok meyve ve sebzede bulunuyor ama insan vücudu sadece zeytindeki polifenolü işleyebiliyor. Bunu keşfedince zeytinyağı işine girelim dedik” diye anlatıyor zeytin ağaçlarıyla olan hikayesini. Bu meraktan doğmuş Sidyma markası. Sidyma, Fethiye bölgesinde antik çağdan bu yana varlığını sürdüren, Roma döneminde de etkili olan tarihi kentin adı. Yücekök ve ortaklarının hedefi, bu antik kenti tüm dünyaya polifenol markası olarak tanıtmak.

Her zeytinyağının yüksek oranda polifenol içermediğini söylüyor Yücekök. Ağacın yaşlı ve yabani olması, zeytinin de tam olgunlaşmadan toplanması gerektiğinin altını çiziyor. Bu nedenle dağ tepe dolaşarak en genci 150 yaşında olmak üzere asırlık yabani zeytin ağaçlarını kovalıyorlar meyvelerini toplamak için. Bölgenin yabani zeytin ağaçları bakımından çok zengin olduğunu belirten Yücekök, ilk üretimden elde ettikleri yağın laboratuvar sonuçlarında yüksek oranda polifenol bulunduğunu vurguluyor. Diyor ki, “Üretime karar verdiğimizde İtalya’dan özel bir makine sipariş ettik. 3 milyon TL’lik yatırım yaptık. Depolama da çok önemli, 18 derecenin üzerine çıkmamanız gerekiyor. Türkiye’de polifenollü zeytinyağı üreten az firma var. Dünya pazarı ise Yunanistan’ın egemenliğinde. Ürünlerimizin polifenollü olduğunu tescillettirmek için dünyadaki tek laboratuvara sahip olan Atina Üniversitesi’ne göndermemiz gerekiyor. Buranın verdiği rapor üzerine Avrupa Gıda Güvenliği Ajansı şişenizin üzerine ‘sağlıklı gıda’ etiketini koyuyor. Biz, Türkiye’de bu işe örnek olmak istiyoruz. 1.500 yıllık zeytin ağaçlarımız var. Dolayısıyla ciddi bir polifenol potansiyeli var. Türkiye’yi bu anlamda markalaştırabiliriz.” Geçen yıl Aydın Muğla’daki ormanlık alanlardan 80 tona yakın zeytin toplayan Sidyma, 6 bin litreye yakın yağ elde etmiş.

 Köylülerle kooperatif yolda

Türkiye’yi dünya çapında bir polifenol markası haline getirmek, işin asıl sahipleri olmadan mümkün değil. Bu nedenle Sidyma’nın ortakları, bölgedeki köylere giderek eğitim hareketi başlatmayı planlıyorlar. Haziranda köylere giderek hangi ağaçlardan toplanan zeytinlerle polifenolü yüksek yağ üretiminin mümkün olduğunu anlattıkları sohbetlere başlamış ekipler. “Biz bölgeye gidene kadar bu ağaçların meyvelerini kimse toplamıyordu. Zeytinler yerlere dökülüp çürüyüp gidiyordu. Dönümlerce arazide bizim kriterlerimize göre sadece bir zeytin ağacı bulunabiliyor. Olgunlaşmamış zeytinleri sıktığımız için köylülere bu iş cazip gelmiyor. Ama onlara elde edilen ürünün katma değerini anlattık. İlgilerini çekti. Gelecek yıl kooperatifl er kurarak zeytin çiftçisini bu işe çekeceğiz” diyor Sergül Yücekök.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar