Portekiz Mimarlar Odası’na kayıtlı ilk Türk oldu, 15 proje bitirdi

Vahap MUNYAR
Vahap MUNYAR İŞ DÜNYASINDA DİYALOG vahap.munyar@dunya.com

BORNOVA Anadolu Lisesi mezunu Bengisu Ayşen Özpirinççi, İzmir Ekonomi Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi’nde mimarlık eğitimini tamamladı. Öğrencilik döneminde değişim programı çerçevesinde Mississippi State University ve New York Strata Architects’te eğitim gördü.

Mezuniyetten hemen sonra İstanbul’da DAP Holding’te çalışmaya başladı. DAP Yapı’nın İzmir’deki projesinde görev aldı. DAP Yapı’da çalışma dönemi 4 yıl sürdü.

2018 yılında mesleğini Portekiz’de sürdürmeye karar verdi. Babası itiraz etti:

-        Avrupa’nın en fakir ülkesinde ne işin var?

Bengisu Özpirinççi, kafasına koyduğu planı uygulamakta kararlıydı. Lizbon Teknik Üniversitesi’ne doktora için başvurdu ve kabul edildi. Bir taraftan doktoraya devam ederken, diğer yandan Lizbon’da mimarlık yapmak üzere kolları sıvadı.

BAO adlı mimarlık ofisini açtı, Portekiz Mimarlar Odası’na kayıt yaptıran ilk Türk olduğunu farketti. Çalışmaya ilgisini daha çok çeken renovasyon projeleriyle başladı. Ancak, işleri geliştikçe sıfırdan projeler de portföyüne girdi.

Geçenlerde İstanbul’a gelen Bengisu Özpirinççi ile buluştuk, Portekiz yolculuğunu konuştuk:

-        Türkiye, Fransa, İsrail, Çin, Brezilya, Arjantin ve Portekiz’den firmalara iş yapıyorum. Fransa merkezli Stone Capital ile yoğun çalışıyorum. Onlara danışmanlık hizmeti de veriyorum.

DAP Yapı’nın Lizbon’daki “Garden Hills” projesiyle de ilgilendiğini belirtince şu başlıkları anımsadım:

-        DAP Yapı’nın Lizbon’daki projesinden ev alana AB vatandaşlığı hakkı…

Bunun üzerine Portekiz’in çok kolay vatandaşlık verdiğini belirtti:

-        Lizbon, dünyada “barışçıl şehirler” listesinde 4’üncü sırada bulunuyor. Türkiye’den de, başka ülkelerden de Portekiz vatandaşlığına ilginin yoğun olduğunu görüyorum.

Fransız Stone Capital ile düzenli çalışmaya başlamasının öyküsünü de aktardı:

-        İlk görüştüğümüzde hazırlanmış bir projelerini inceledim. Bazı küçük ama stratejik dokunuşlar yaptım. Stone Capital yönetimi, “Projeye dokunuşların bize 300 bin Euro kazandırdı” dedi. Böylece düzenli çalışmaya başladık.

Stone Capital’in kraliçenin evi “Villa Maria Pia”yı renove ettiğini kaydetti:

-        Villa Maria Pia’yı renovasyon projesinde de görev yaptım.

İsrailli bir şirketin Lizbon’da tarihi gayrimenkul alımında danışmanlık yaptığını vurgulayıp, görev aldığı projelerden bazılarının fotoğraflarını gösterip şu noktanın altını çizdi:

-        Renovasyon sırasında cepheler mutlaka korunuyor.

Lizbon’da bugüne kadar 15 proje tamamladığını ifade edip, hedefini paylaştı:

-        Portekizli bir mimarla ikinci şirketimi de kurdum. Hedefim Lizbon merkezli olarak Avrupa ve Ortadoğu’da projeler yapmak.

Bu yönde ilk adımı Dubai’de atabileceğini bildirdi:

-        Dubai’de bir şirket kurmam gündeme gelebilir. Bu yönde görüşmeler yapıyorum. Avrupa’da da ilk hedefim İspanya olacak gibi görünüyor. Ayrıca Lüksemburg’tan bir firmayla da görüşmeler yapıyorum.

3 yılda yakaladığı başarıyı dinleyince babasının değerlendirmesini merak ettim, yanıtladı:

-        Babam şimdi benimle gurur duyuyor…

Bengisu Özpirinççi’nin Lizbon’da 3 yılda yakaladığı başarı, çıtayı daha da yukarı taşıyacağını gösteriyor…

Yolu açık olsun…

Bana mesaj attınız ama ne demek istediniz anlamadım

CUMARTESİ günü Şeref Oğuz’la birlikte Bilişim Vadisi’nden dönerken Ticaret Bakan Yardımcısı Rıza Tuna Turagay aradı:

-        Bana mesaj attınız ama ne demek istediğinizi anlayamadım.

Mesaj göndermediğimi bildiğim için ilk yanıtım şu oldu:

-        Acaba akıllı telefonun bir azizliği mi oldu? Yanlışlıkla mesaj yazmış olabilir miyim?

WhatsApp ve BİP’e baktım, benden gitmiş mesaj görünmüyordu. Turagay, SMS mesajı olduğunu belirtti. Hemen SMS’lere baktım, Turagay’a benden şöyle bir mesaj gittiğini gördüm:

-        Haber vermek zorunda değilsin bir şey…

O anda akıllı telefonumun söz konusu mesajı nasıl göndermiş olabileceğini farkettim, Turagay’a da anlattım.

Şeref Oğuz, Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) bir toplantısı için Eskişehir’e gitmişti. TİM Başkanı İsmail Gülle’nin Eskişehir’deki konuşmasından şu bölümü aktardı:

-        İsmail Gülle kilo başına ortalama ihracatın 1.4 dolar olduğunu söyledi. Benim hesaplarıma göre kilo başına ihracat 1 doların çok da üzerinde görünmüyor.

Ben de Kutlu Karavelioğlu’nun Başkanlığını yürüttüğü Makine İhracatçıları Birliği’nin “Türkiye’nin Makinesini Büyüten Şehirler” online konferans dizisini anlattım:

-        Moderatörlüğünü yaptığım toplantıda Ticaret Bakan Yardımcısı Rıza Tuna Turagay ile Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Büyükdede de konuştu. Turagay, Türkiye’nin kilo başına ortalama ihracat değerinin 1.34 dolar olduğunu söyledi.

Ardından ekledim:

-        Sayın Bakan Yardımcım, Şeref Oğuz’la Türkiye’nin kilo başına ortalama ihracat geliri konusunda konuşurken sizin adınız geçti. Akıllı telefonum da sohbette adınız geçtiği için size o anlamsız mesajı geçmiş olmalı. Özür diliyorum

O andan itibaren telefonumda kayıtlı bulunanlara böyle istem dışı, anlamsız mesajlarını gitmesine önlem olsun diye “Siri”yi tamamen kapattım.

Kablosuz akıllı kulaklığı da telefon görüşmeleri biter bitmez kulağımdan çıkarmaya özen göstermeye başladım.

Kamyon yok satıyor otobüs fren yapıyor

MAN Kamyon ve Otobüs Ticaret A.Ş, geçen Cuma akşamı İstanbul’da yeni nesil TG3 serisinin Türkiye lansmanını geniş katılımlı bir bayi buluşmasıyla gerçekleştirdi.

MAN Kamyon ve Otobüs Ticaret A.Ş. Genel Müdürü Tuncay Bekiroğlu’na önce kamyon pazarının nabzına göre ölçmeye çalıştığı büyüme beklentisini sorduk, yanıtladı:

-        Türkiye bu yılı yüzde 7-8 büyüme ile tamamlar.

MAN’ın kamyon satışı temposunu merak ettik, anlattı:

-        Bu yılı 2 bin 300 kamyon (TIR, Mixder, inşaat kamyonu) satışı ile tamamlarız. Aslında şu anda 6-7 aylık kuyruk söz konusu. Elimizde araç olsa belki de kamyon satışımız bu yıl 5 bini bile bulabilecek tempoda gidiyor.

İyi yıllarda ortalama kamyon satışlarını da paylaştı:

-        Pazar normal seyrinde olduğu zaman ortalama kamyon satışımız 2000-2500 adet dolayında olur.

Otobüs satışlarını sorduk, dert yandı:

-        Hiç sormasanız daha iyi…

Ardından ekledi:

-        Şu ana kadar sattığımız otobüs sayısı 20.

Bunun nedenlerini sıraladı:

-        Otobüs yolculuğu uçaklara göre pahalı kaldı. Bazı destinasyonlarda hızlı tren devreye girdi. Ayrıca, pandemi nedeniyle kısıtlamalar da otobüs pazarını olumsuz etkiledi.

Otobüs satışlarının bu kadar küçülmesi, Türkiye’nin “otobüs üretim üssü” konumu için tehlike olur mu?

 

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar