21 °C
A. Levent ALKAN
A. Levent ALKAN aleventalkan@gmail.com

Potansiyellerimiz

COVID-19, 2020-2021 yıllarına kendi standartlarını şimdiden koydu bile. İflaslar, işsizlik, salgın, sağlık harcamaları, borçluluk ve siber saldırı risklerini öne çıkardı. Uluslararası Para Fonu (IMF), küresel Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’da (GSYH) daralmanın, %3.0 düzeyini de aşabileceğine vurgu yapıyor. Her bir ülkenin kendi önlemlerinin toplamına bakılırsa, küresel ekonomik destek önlemleri 9 trilyon dolara ulaşmaktadır. Böylesine sert değişimlerin yaşandığı bu dönemde dünya bir de korumacılık açmazına girmemelidir.

Korumacılık, zücaciyeye dalan fildir.

Korumacılık dipsiz bir kuyudur. 1929’daki durgunluk korumacılık süreciyle derinleşmiş ve dünya savaşlarını getirmişti. Yerel niteliklerle başlayan durgunluğu Büyük Buhran’ a dönüştürüp küresel nitelik kazandırmıştı. Korumacılık dünya yazınında en çok bumeranga benzetilir. Bumerang nedir? Avustralya’nın yerli kabilesi olan Aborjinler avlanmak için bumerangı geliştirdiler. İlk yapımda, en fazla 80 cm. olabilen, 300-400 gr. kadar hafif, uçları kül ile ısıtılarak şekil verilmiş bir alettir. Bumerangı diğer tüm savaş aletlerinden ayıran fark, atana geri dönmesidir. 1929 tecrübesi dünya için aşılması zor bir sınav olmuştu. Dünya ekonomisi yine büyüklüğü tartışılmaz bir durgunlukla yüz yüze kaldı.

Bu nedenle COVID-19 sonrası için en büyük tehlike korumacılıktadır. Korumacılığın ipi kısa, ekonomilerin kuyusuysa derindir.

Türkiye’nin liberalleşen dünyadaki yeri

1980 sonrasındaki dünya ticaretine liberalleşme adımları hakim olmuştu. Küresel serbest ticaret dalgası ülkelerin yerel ekonomilerine ulaşmakta da gecikmemişti. Türkiye’nin 1980-2019 dönemi ithalat ve ihracat toplamından oluşan toplam dış ticaret hacmi, önceki 57 yıla kıyasla göz kamaştırıcı artışları ifade eder. Ancak bu değişim SSCB’nin parçalanıp, bağımsız ülkelerin ortaya çıkışıyla belirgin serbest ticaret döneminde yaşanmaktadır. II. Dünya savaşından sonra 35 yıllık soğuk savaş dönemi ve nihayet serbest ticaret dönemi… 1980 yılının dış ticaret hacmini 100 kabul eden bu grafikte, 2019 yılının dış ticaret hacmi 3458 olarak yer almaktadır. Bunu biraz açarsak; 40 yıldaki dış ticaret hacmimiz, tam 34.58 kat artmıştır. Çünkü 1980 sonrasında küreselleşme vites değiştirmişti. Diğer dünya ülkeleri de benzer değişimleri yaşamışlardı. Küreselleşmenin ekonomimizdeki ilk izdüşümü de, 1980-1989 yılları arasında elde edilmişti. Komşumuz Rusya’nın küresel ekonomiye katılması, turizm, meyve sebze ihracatı, Laleli hazır giyim ticareti ile dinamik bir dönemi yaşatmıştı. Bu dönemde Gürcistan, Azerbaycan, Kazakistan, Türkistan, Çeçenistan; Polonya, Romanya, Bulgaristan, Macaristan pazarları da kapitalizme açılmıştı. Takvimler 2020’i gösterdiğinde, dünyadaki ticaret rüzgarları bu kez küreselleşme karşıtı esmektedir. Ardından da karşılıklı yükseltilen gümrük duvarları, korumacılığı ve küresel ticaret savaşlarını başlatma riskiyle karşı karşıyadır.

Korumacılık bize kısa vadede iyi gelecektir. Ancak uzun vadede bunun bumerang etkisi kaçınılmazdır. Kendi kendine yeten bir Türkiye mücadelesi Doğu ve Güneydoğu’ya uzanan hızlı tren ve tamamlanan GAP yatırımı olmadan hedefine ulaşamaz. Çünkü üretim ve navlun maliyetleri başka türlü aşağıya çekilemez. Türkiye bazı ürünlerde ek gümrük vergileri getirdi. Üreticinin bu kararı kötüye kullanmaması gerekiyor. Kötüye kullanmanın önüne geçilebilirse başarabiliriz. Üretici dış alımlar durmuşken spekülatif fiyat hareketlerini hedeflerse, sistem kilitlenir. Tarımda kendi kendimize yetebilmek iyi bir hedef ancak içinin doldurulması gerekmektedir. Çünkü yüksek enflasyon, milli gelirde en zenginle en fakir arasındaki dağılımı hızla bozan bir parametredir. Yüksek enflasyonla birleşen işsizlik “L” şeklinde bir büyüme sürecini getirebilecektir.

Türkiye’nin üretim gücü dijitalleşmeyi, siber teknolojiyi, robotik üretimi gerektirmektedir. Ölçek ekonomisi, ucuz işçilik, düşük yatırım maliyetleri için de demiryolu altyapısının doğuya uzatılması şarttır. Güney Doğu Anadolu Projesi ile gelir dağılımı, eğitim, fırsat eşitliği, tarım sektörü, güvenlik, kış ve bahar turizminin yaygınlaşması gibi sayısız başlıkta kazanç elde edilecektir. Doğru kullanılan bir buldozer yol düzeltir. Tam bir yol ustasıdır. Yolları karla kapalı kalmış dağ köylerini alır dünyaya kavuşturur. İşte GAP bunu yapar. Ucuz iş gücü, GAP hızlı tren demiryolu ile Mersin Limanı’na bir ulaşmaya görsün… Uzun lafın kısası; dünya ekonomisinde güçlü bir büyüme ivmesi yakalamak, Türkiye’nin potansiyellerini harekete geçirmekte yatıyor.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap