Putİn mi, PutOut mu?

Dr. Hakan ÇINAR
Dr. Hakan ÇINAR SIRADIŞI hakan.cinar@mentorgumruk.com.tr

Vladimir Vladimiroviç Putin, 70 yaşında ve Rusya’nın tarihe geçen başkanı. Rus politikacı ve eski bir istihbarat görevlisi. Uluslararası Hukuk bölümü mezunu, yüksek lisansını ise ekonomi alanında yapmış. Ateist bir baba ile dindar bir Ortadoks annenin oğlu. Boş zamanlarında vaktini köpekleri ile geçirmeyi seviyor. Bir tarafı siyah kuşak sahibi bir judocu ve sert mizaç, diğer tarafı ise şiir seven duygusal bir lider. En çok Ömer Hayyam okuduğunu da sıkça dile getiriyor. 

Devlet Güvenlik Komitesi (KGB)'ye katılmayı lise birinci sınıftayken aklına koymuş. Kendisini fizik olarak da hayli geliştirmiş ve judo ile birlikte sambo sporunu da uzunca bir süre devam ettirmiş.

Devlete ve devlet yönetimine her zaman ilgi duyan Putin, mezuniyetinin ardından, 1975'ten itibaren KGB'de çalışmaya başlamış. Bir süre Almanya'da görev yaptıktan sonra üniversite yönetiminde görev aldığı sırada Sovyetler Birliği Komünist partisine katılması gerekmiş. Ta ki parti kapatılana dek de üyesi olarak yer almış.

Dedesi Sovyetler Birliği kurucusu Vladimir Lenin’e aşçılık yapmış olan Putin’in siyasete adım atması, 1996 yılında Kremlin Sarayı Mülkiyet İdaresi Başkan Yardımcılığı ile başladı. 1998-1999 yıllarında, Rusya Federal Güvenlik Servisi'nin başkanlığını yaparken, aynı zamanda, Sovyetler Birliği sonrasındaki yeni Rusya'nın polit bürosu olarak da adlandırılan Rusya Güvenlik Konseyi'nin sekreterliği görevini de yürüttü. Başbakan yardımcılığı, başbakan vekilliği ve başbakanlık görevlerini artarda gerçekleştiren Putin, Boris Yeltsin'in istifasının ardından devlet başkanlığı seçimi yapılıncaya kadar bu görevi vekaleten üstlendi.

Rusya'nın 2000-2008 yılları arasında Devlet Başkanlığı görevini yürüttü. Birleşik Rusya partisi lideri olarak 2000 yılında yapılan seçimlerde Gennadi Züganov'un genel sekreterliğini yürüttüğü Rusya Komünist Partisi'ni geride bırakarak yüzde 52,9, 2004 yılında yapılan seçimlerde ise yüzde 72 oyla devlet başkanı seçildi. Döneminde, Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından ortaya çıkan ekonomik çöküş sonrası tekrar toparlayan Rusya ekonomisi onun döneminde hızlı büyüme rakamları yakaladı. Ardından ülkesinin bağımsızlığı yolunda çeşitli adımlar atarken, merkezi otoriteyi kuvvetlendirdi ve Rusya Silahlı Kuvvetleri'nde çeşitli modernizasyon uygulamaları başlattı. 4 Mart 2012 tarihinde yapılan seçimler sonucu yüzde 63,6 oyla Rusya Federasyonu'nun 3. kez devlet başkanı seçildi.

Putin, siyasi başarısını belki de en çok Sovyet dönemini öven konuşmaları ile sağladı. Hiçbir zaman batıya düşman olmadı, ama hep mesafeli durdu. Önceliği hep Rusya olduğu için halkının her zaman desteğini ve ilgisini gördü. Güçlendikçe güçlendi. İçerde, halkın büyük bölümü tarafından takdir edilirken, dışarda, yani dünya siyasetinde eski Sovyet cumhuriyetlerine tekrar hakim olmakla suçlandı. Ve nitekim Rusların yoğun olarak yaşadığı ve tarihi eski Rusya olarak adlandırılan Doğu Ukrayna'da hakimiyet kurma çabası ve hırsı bu istenilmeyen savaşla dünyayı karşı karşıya bıraktı. Kendi iddiasına göre Rus nüfusun yoğun olduğu bu topraklarda Rusların güvenliğini temin etme amacında. Ancak okunan resim bunun daha ötesine geçmiş görünüyor. Putin’in gözünü öyle bir hırs bürümüş ki, Ukrayna’ya açtığı yara ve verdiği zarardan dolayı kendi halkının verdiği tepkiyi bile göremez durumda. Putin’in bir an önce şapkasını önüne koyarak barışçıl bir dönemi hedeflemesi şart, yoksa kaybedecekleri kazanımlarının çok daha önüne geçecek.

Savaşın uzamasının açacağı etkilere dair kısa bir sufle ile tamamlayayım yazımı, zira belli ki ileride bu konulara çok daha fazla değineceğiz. Ukrayna, bu dönemde kendisine kucak açan ve neredeyse iki milyona yakın mülteciyi ülkesine kabul eden Polonya ile yakınlaşırken, batı, Rusya’ya yönelik ambargosunu genişletti ve sürekli hale getirir noktaya taşıdı. İran ambargosunda olduğu gibi, Türkiye burada da bir transit üs konumuna gelmeye çok yakın. Uzaklaşmaya başladığımız Ukrayna ile yakınlaşabilmemiz her geçen gün daha da zorlaşırken, Rusya ile ilişkilerin artmasını ve bunun doğru yönetilmesini ileriki günlerde çokça konuşacağımızı şimdiden söyleyebilirim. Hep diyorum ya, dünya değişiyor, tedarik akışları ve oyunun kuralları yeniden şekilleniyor diye; bu sefer biraz daha iddialı bir söylemle noktalayayım. Galiba kartlar yeniden dağıtılıyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Enerjide kriz var 03 Haziran 2022
Ey halkım, arz ederim 20 Mayıs 2022