RCEP

Osman Ata ATAÇ
Osman Ata ATAÇ İŞLETMECİLİK SOHBETLERİ oaatac@gmail.com

Geçtiğimiz birkaç hafta sağlık ve ekonomik kriz sarmalının eline düşmüş ülkelerin bu kriz(ler) şu veya bu tanımla bitince ne yapacakları konusunu incelerken neyin, nasıl yapılacağına karar verilmesindeki en önemli etmenin uluslararası ticaret blokları olacağını söylemiştim. Dünyada üç büyük ticari blok ABD, AB ve ASEAN ve bir sürü küçük bloklarla ikili anlaşmalardan oluşan bir ticari ağlar vardı. Şimdi Asya ve Pasifik bölgesini örten bir yeni blok ortaya çıktı: RCEP. Yani artık üç büyük ve önemli blok var.

Zaten gittikçe önem kazanan uluslararası ticaret blokları kriz sarmalından sonra daha da önemli hale geleceklerdi. Dünyanın en büyük ticaret merkezlerinden biri, ABD, bir kendine özel bir sıkıntı içinde sağlık ve ekonomik kriz sarmalını atlatmaya uğraşıyor. Bu özel sıkıntı kısmetse Ocak ayı ortasında bitecek. Evet, Trump’tan bahsediyorum. Hazret ABD’nin menfaatini gördüğü NAFTA gibi, Trans Pasifik Ortaklığı gibi, anlaşmalara sırt çevirdiği gibi olası diğerleriyle hiç ilgilenmedi. Yani uluslararası ticari anlaşmalar bir Trump krizi yaşadı. Trump seçimi kaybetti ve yerine Biden seçildi. Her ne kadar Biden henüz makamına geçmedi ama ulaşan mesajlara göre ABD uluslararası anlaşmalara “Önce Amerika” falan gibi konuştuğu insanları sinir edecek bir tavırla yanaşmayacak. Yani ABD hem Kuzey Amerika’da hem özellikle orta Amerika’da daha işbirlikçi olacak.

AB’de çok sakin bir dönem yaşamadı. BREXİT diye bir şey ortaya çıktı. AB daha düne kadar İngiltere’nin ortaklıktan nasıl çıkacağına bir karara ulaşmamıştı. Büyük olasılık İngiltere AB’den ‘anlaşmasız’ çıkacak. Her hali karda, anlaşmalı veya anlaşmasız, 2021’de artık İngiltere AB’de değil.

RCEP Regional Comprehensive Economic Partnership yani Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (kısaca BKEO) için kullanılan akronimler. Henüz diğer bazı serbest ticaret anlaşmaları kadar çok bilinmiyor çünkü yeni. Hatta daha 9 ülkenin resmen onaylaması gerekiyor. Yani kuruluşu daha tamamlanmış değil.

Anlaşma kapsamındaki Asya-Pasifik bölgesinden on ASEAN ülkesi (Brunei, Kamboçya, Endonezya, Laos, Malezya, Myanmar, Filipinler, Singapur, Tayland ve Vietnam) ve beş adet diğer ülke (Avustralya, Çin, Japonya, Yeni Zelanda ve Güney Kore) on beş ülkeyle arasında bir serbest ticaret anlaşması olan RCEP dünya nüfusunun ve GSYİH'nin yaklaşık %30'unu oluşturmakla Dünyanın büyük ticaret bloku oluyor. Üyelerden biri ilginç. Bugüne kadar hep ikili serbest ticaret anlaşmaları yapmayı tercih etmiş olan Çin ilk kez bir ticaret bloğunun içine girmiş oluyor. Bunun önemi büyüktür.

Anlaşma 15 Kasım 2020'de Vietnam’ın ev sahipliği yaptığı sanal ASEAN Zirvesi'nde imzalandı ve üye ülkeler tarafından onaylandıktan sonra iki yıl içinde yürürlüğe girmesi bekleniyor. Şimdi bu dev pazar oluşurken aklı başında olan ve ilerisini düşünebilen ülkeler elbette sağlık krizini ne kadar ciddiyetle izliyorlarsa bu yeni bloğu da aynı ciddiyetle izliyorlar.

RCEP’e üye olan on beş ülkeyi aynı anda izlemek zor ama yapılmalı. İzlenecek diğer ülkeler de var. Söz gelimi anlaşmanın dışında kalan ülkeler. Bu ülkelerden anlaşmanın dışında kalan 2019 yılı sonuna kadar görüşmelere aktif olarak katılan Hindistan da izlenmeli. Çünkü Global tedarik zincirinde önemli bir ülke. Hindistan 4 Kasım 2019 tarihinde RCEP görüşmelerinden bazı konularda anlaşma sağlanmasına olanak görülmediği gerekçesiyle çekildiğini açıkladı.

Bunun nedenlerini anlatan resmî açıklamaların satır aralarında Hindistan’ın kendi ihracat sektörlerini özellikle ziraat, hayvancılık ve hizmet sektörlerini Çin’e karşı korumak arzusunun olduğunu okumak mümkün. Çin ve Hindistan’ın aralarının sınır anlaşmazlıkları dahil bir seri nedenden limoni olduğunu biliyoruz. Ancak esas mesele dünya ticaretindeki tedarik zincirlerinde Çin hegemonyası ve Hindistan’ın bu konudaki emelleri. Hindistan RCEP’in Çin’in elini güçlendireceğini tahmin ettiğinden “Anlaşma yapmamak kötü bir anlaşma yapmaktan daha iyidir” diyerek görüşmelerden çekildi.

RCEP’in Asya Pasifik’te etkisi büyük olmakla kalmayacak. Tüm Dünya ticaretinde büyük etkisi olacak. Tabii başta ABD/Kanada-RCEP bölgesi ve İngiltere siz Avrupa Birliği AB-RCEP bölgesi arası ticaret bu anlaşmadan çok etkilenecek.

Bu anlaşma Çin için özellikle de ABD Başkanı Donald Trump'ın 2017 yılında ABD'yi Trans Pasifik Ortaklığı (TPP) Anlaşmasından çekmesinin ardından bölgesel bir kazanım niteliğinde. ABD RCEP dışında da kaldığından bir anlamda pazarları ÇİN’e kaptırmamak için Asya-pasifik bölgesinde ikili anlaşmaların peşine düşecektir. Bu ikili anlaşmalarla RCEP anlaşmasında yer alan maddelerin uyumu ABD’yi oldukça sıkacağa benziyor. Obama büyük olasılık RCEP’in geleceğini görmüş ve ABD’ye bölgede ticari avantajlar sağlayacak Trans Pasifik Ortaklığı’nı (TPP) bir ön tedbir olarak desteklemişti. Şimdi ABD/Kanada RCEP üyeleriyle oturup şimdiki ve gelecekteki kayıplarını kapatacak anlaşmalar yapmak zorunda. Sizin anlayacağınız RCEP ABD-Kanada için iyi haber değil.

Gümrüklerin sıfırlandığı bu büyük pazar Türkiye içinde karışık haber sayılır. Olası iyi haber Türkiye’nin bu bölgede yatırım ve üretim yapan birçok firmasından gelebilir. RCEP üyesi ülkeler arası sıfırlanan gümrükler bu üreticilerimize yeni kapılar açarak buraları yatırım açısından daha cazip hale getirebilir. Sıfırlanan gümrükler bölgede yatırımları olan şirketlerin tedarik zincirlerini daha ekonomik hale getirmek için fırsatlar yaratacaktır.

Buraya kadar iyi haberler. Kötü haberlerde var. RCEP ister istemez bu on beş ülke arasında ticareti arttıracaktır. Her ne kadar ticarette “Birinin kazanması birinin kaybetmesi demektir” düsturunun doğru olmadığı sık sık ileri sürülürse de bu defa RCEP üyeleri arasında ticaretin artması bu ülkelere tedarikçilik yapan ve RCEP üyesi olmayan ülkelerin bu pazarlardaki hisselerinin azalması demektir. Yani, bu bölgeyle olan 30 milyar dolarlık ticaret açığımız daha da artacaktır.

Biraz önce değindiğim gibi kısa ve orta vadede yapılacak şeyler kısıtlı. RCEP’in yürürlüğe girmesine kadar bir yıl belki biraz fazlası var. İhracatçılarımızın ekonomik daralmanın üstüne bir de RCEP darbesi yememek için ilk akıllarına gelen ortak akıl çözümü işletmelerimizin RCEP bölgesine yatırım yapması. Bu konuda Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi “Anlaşma ile dünyanın en büyük serbest ticaret alanı oluştu. 2.2 milyar insan yaşıyor ve küresel ticaretin yüzde 30’u anlaşma kapsamındaki ülkelerde yapılıyor. Türk firmalarının bu ülkelerde yatırım yapmaları hayati öneme sahip. Malezya, Singapur ve Güney Kore ile Türkiye’nin serbest ticaret anlaşmaları var. Bu ülkeler öncelikli olmak üzere RCEP ülkelerinde yatırım yapacak ve o ülkeler için üretim ve ihracat yapacak Türk firmaları için yeni bir devlet destek mekanizması çok hızlı hayata geçirilmeli. Ticaret Bakanlığı’nın yeni uygulamaya koyduğu Lojistik Merkezleri[1] desteği RCEP ülkeleri için özel kurgulanmalı” diyerek bu arzuyu dile getirmiş.

Türkiye’nin RCEP ile yakından ilgilenerek devlet desteği ile ileride karşılaşacağı ticaret zorluklarına şimdiden her türlü önlemi alması için fazla bir vakti yok. Önemli soru devlet direkt, özellikle mali, destek sağlayamazsa ne olacak?

Türkiye’nin vaktinin fazla olmadığı bir diğer konu Avrupa Birliği ile olan ilişkiler. Bizim AB’ye gireceğimiz konusundaki iyimser yorumlar adet ve derinlik olarak neredeyse sıfırlandı. Yani, Türkiye’nin ihracatının büyük bir kısmını yaptığı AB ile olan ilişkilerde gümrük birliği dışında her şeyin eski hamam eski tas devam edeceği sanılabilir. Ben İngiltere’nin AB’den anlaşma yapmadan ayrılması (Anlaşmasız BREXİT) ve RCEP’in güçlenmesi hallerinde AB ile olan ticaretimizin bizim için eski hamam eski tas olamayacağı kanısındayım.

Toplam ihracatımızın neredeyse yarısı AB’ye yapılıyor. Anlaşmasız bir BREXİT Türkiye’nin ihracatını iki yönden olumsuz etkileyebilir. İlki, AB’ye yapılan ihracat toplamımızdan İngiltere’yi çıkarırsanız AB’ye yapılan ihracat aşağı yukarı %10 düşecektir. Bu %10 kaybın İngiltere’nin Türkiye’den yaptığı ithalatla kapatmasını beklemek fazla iyimserlik olabilir. Türkiye’nin İngiltere’ye yaptığı ihracatın yüzde yetmişinden fazlasını tekstil ve elektronik ürünleri oluşturmaktadır. Anlaşmasız bir BREXİT olursa bu ürünlerin ihracatı da olumsuz etkilenecektir. Bunun nedeni bizim İngiltere pazarında yer bulmamızın en önemli nedenlerinden birinin Avrupa Gümrük Birliğine üye olmamızın getirdiği maliyet avantajlarıdır. Anlaşmasız BREXİT halinde bu avantaj yok olacaktır. Yani AB pazarlarında işler zorlaşacak.

Özetle, kriz sonrası zarara zarar ilave ettirmek istemiyorsak gerek yeni RCEP ve gerekse yeni AB (özellikle anlaşmasız bir BREXİT) nezdinde gerek özel sektör gerekse politika olarak iyi analizleri süratli uygulamalarla gerçekleştirmemiz gerekecek.

Sağlıcakla kalın

Dipnot 

[1] İhracatın hızlı ve kapsamlı akışının yanı sıra ülkenin önemli dış pazarlardaki ihracat performansını istikrarlı kılacak altyapı olanaklarını oluşturmak üzere yurt dışında faaliyete geçirilen lojistik merkezlerin giderlerinin Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu yoluyla desteklenmesine dair esaslar belirlendi. Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Yurt Dışı Lojistik Merkezlerinin (YDLM) Desteklenmesi Hakkında Cumhurbaşkanı Kararnamesine göre merkezlerin faaliyete geçirilmesi için gereken kurulum, bilişim dahil yatırım, ruhsat ve izin giderleri yüzde 70 oranında ve merkez başına en fazla 5 milyon dolar tutarında desteklenecek.

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Bir örnek 17 Şubat 2021
Diconex 10 Şubat 2021
Teşhis ve tedavi 27 Ocak 2021
Kültür 06 Ocak 2021