Reel sektöre kısıntı, üniversitelere artış

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Fabrikalar, KOBİ’ler ve teknoloji şirketlerinin yenilikçi ürünler geliştirmesini sağlayan “endüstriyel üretim ve teknoloji” tahsisleri 27,6 milyar TL ile geçen yılki fiili tutarın % 5,2 altında kaldı.

Devlet tarafından araştırma ve geliş­tirme (Ar-Ge) faali­yetlerine yapılan fonlamada reel sektörün ticari projele­rine sağlanan doğrudan hibe ve desteklerin payı kısılırken, yürüttüğü uzun vadeli akade­mik çalışmalar için üniversi­telerin aldığı ve toplamda en büyük bölümü oluşturan pay daha da artırıldı.

2025 yılı merkezi yönetim bütçesi başlangıç ödenekle­rinde, Ar-Ge faaliyetleri için 236 milyar 262,1 milyon lira ödenek ayrılmıştı. Türkiye İs­tatistik Kurumu’nun (TÜİK), merkezi yönetim bütçe veri­lerini baz alarak yaptığı he­saplamalara göre geçen yıl gerçekleşen toplam fiili har­cama ise önceki yıla göre yüz­de 32,3’lük bir cari artışla 253 milyar 544 milyon TL’ye ulaş­tı. Bu harcamaların merke­zi yönetim bütçesindeki pa­yı yüzde 1,58 ve cari fiyatlarla 63 trilyon 20 milyar 906 mil­yon TL olan gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) içindeki oranı ise yüzde 0,40 oldu. TÜİK’in açıkladığı veri setinden yapı­lan hesaplamaya göre 2008- 2025 dönemini kapsayan 18 yılda merkezi yönetim bütçe­sinden Ar-Ge’ye yapılan top­lam harcama 735 milyar 528 milyon liraya ulaştı.

2026’da 308,6 milyar

TÜİK’in, bütçe başlangıç ödeneklerini esas alarak he­sapladığı verilere göre; 2026 yılı merkezi yönetim bütçe­sinden Ar-Ge faaliyetleri için toplamda 308 milyar 568 mil­yon TL tutarında bir ödenek tahsis edildi. Bu da 2026 mer­kezi yönetim bütçesinin 18 trilyon 978,8 milyar lira ola­rak öngörülen toplam başlan­gıç ödeneğinin yüzde 1,25’ini oluşturuyor. 2026 yılı Ar-Ge ödenekleri, Orta Vadeli Prog­ram’da (OVP), cari fiyatlarla 77 trilyon 257 milyar TL ön­görülen GSYH’nin ise yüzde 0,31’ine denk geliyor.

TÜİK’in açıkladığı veriler, kamunun Ar-Ge ödeneği tah­sisinde reel sektöre desteği­ni azalttığını gösteriyor. Fab­rikaların, KOBİ’lerin ve tek­noloji şirketlerinin yenilikçi ürünler geliştirmesini fon­layan “endüstriyel üretim ve teknoloji” desteklerinde ya­şanan azaltım, 2026 ödenek­lerinde en dikkat çekici geliş­meyi oluşturdu. Bu alana ya­pılan tahsis tutarı 27 milyar 558,8 milyon lira ile geçen yıl­ki fiili harcamanın yüzde 5,2 altında kaldı. Devletin, TÜBİ­TAK veya KOSGEB gibi ka­nallarla reel sektörün Ar-Ge projelerine can suyu olarak dağıttığı hibe havuzunun büt­çede geçen yıl yüzde 11,5 olan payı bu yıl yüzde 8,9’a geriledi.

Ancak bu durum şirketle­rin kendi Ar-Ge yatırımları­nı kıstığı anlamına gelmiyor; devletin bu yıl makroekono­mik dengeleri gözeterek re­el sektöre sağladığı doğrudan hibe ve teşvik payında kısın­tıya gittiğini gösteriyor.

Aslan payı üniversitelere

Reel sektörün payındaki daralmaya karşılık, en büyük payı almakta olan üniversite­lere ayrılan kaynakların payı ise artırıldı. Ar-Ge için mer­kezi yönetim bütçesinden ya­pılan tahsis sosyo ekonomik hedeflere göre sınıflandırıl­dığında 2026 yılında da Ar- Ge için en fazla ödenek “genel bilgi gelişimi” için üniversi­telere ayrıldı. Genel üniversi­te fonlarından finanse edilen bu tutar, 2025’teki fiili harca­maya göre yüzde 30,4 artış­la 214 milyar 518,8 milyon li­ra olurken, bütçedeki payı da yüzde 64,9’dan yüzde 69,5’e yükseldi. Başka deyişle dev­let, her 100 liralık Ar-Ge büt­çesinin yaklaşık 70 lirasını doğrudan üniversite labo­ratuvarlarına ve akademik projelere sabitlemeyi tercih etti. Diğer kaynaklardan fi­nanse edilen “genel bilgi ge­lişimi” sınıfındaki Ar-Ge tah­sisatı da yüzde 33,2 artışla 16 milyar 955,6 milyon TL’ye ve bunun bütçedeki payı yüzde 5’ten yüzde 5,5’e yükseldi.

Uzayın keşfine 3,3 milyar

2026 yılında tarım için 14 milyar 483,6 milyon, savun­ma için 12 milyar 262,3 mil­yar, eğitim için 8 milyar 562,5 milyon, ulaşım, telekomüni­kasyon vd. altyapılar için 6 milyar 681,9 milyon, uzayın keşfi ve kullanımı için 3 mil­yar 278,8 milyon, sağlık için 1 milyar 880,6 milyon TL Ar- Ge ödeneği ayrıldı. Geçen yıl­ki harcama ve bu yılki öde­neklerin karşılaştırmasına göre Ar-Ge fonlamasında ta­rımın payı yüzde 4,4’ten yüz­de 4,7’ye, savunmanın payı yüzde 3,6’dan yüzde 4’e, uza­yın payı yüzde 0,9’dan yüzde 1,1’e çıkarken, eğitimin pa­yı yüzde 4,4’ten yüzde 2,8’e, ulaşım, telekomünikasyon ve altyapının payı yüzde 3,1’den yüzde 2,2’ye, sağlığın payı yüzde 1’den yüzde 0,6’ya ge­riledi. Enerji, siyasal, sosyal sistem, çevre, yeryüzünün keşfi, kültür, eğlence, din ve kitle iletişim gibi diğer alan­lar için ayrılan Ar-Ge tahsi­satları ise 130-955 milyon TL aralığında.

Reel sektöre kısıntı, üniversitelere artış - Resim : 1

Uluslararası Ar-Ge’ye mütevazı katılım

Merkezi yönetim bütçesinden uluslararası Ar-Ge programlarına 2025 yılında 1 milyar 824,6 milyon TL ayrıldı. Ar-Ge programlarının alt kategorilerine göre, uluslararası Ar-Ge faaliyeti yürüten kuruluşlara gönderilen kamu fonu 987 milyon TL ile ilk sırada yer aldı. Bunu 435 milyon TL ile ikili veya çok taraflı kamu Ar-Ge programları için fonlar ve 402 milyon TL ile Avrupa çapında yürütülen Ar-Ge programları izledi. Bütçe başlangıç ödeneğine göre uluslararası Ar-Ge programlarına 2026 yılında da 1 milyar 954,8 milyon TL tahsis edildi. İlk sırayı 1 milyar TL ile ikili veya çok taraflı uluslararası Ar-Ge programları alırken bunu 489 milyon TL ile uluslararası Ar- Ge faaliyeti yürüten kuruluşlara ait fonlar ve 460 milyon TL ile Avrupa çapında yürütülen Ar-Ge programları takip etti.

Kalıcı bir strateji mi?

Merkezi yönetim bütçesinden Ar-Ge faaliyetlerine ayrılan ödeneklerde ağırlığın reel sektörden üniversitelere kaydırılması, devletin bilim ve teknoloji fonlamasında kısa vadeli ticari çıktılar yerine uzun vadeli bilimsel altyapıyı ön plana aldığını gösteriyor. Kısa sürede patente, ihracata ve ürüne dönüşecek sanayi hibe havuzu (TÜBİTAK TEYDEB, KOSGEB vb.) daraltılırken, geleceğin insan kaynağını yetiştirecek laboratuvar ve kürsü çalışmalarının tahkim edilmesi tercihi öne çıkıyor. Bu durum kararlı bir stratejik tercih ise devletin, piyasa başarısı kesin olmayan yüksek riskli ticari inovasyon projelerini doğrudan fonlamak yerine, riski düşük ve çıktısı kamu malı niteliğinde olan akademik altyapıyı desteklemeyi seçmesi anlamına geliyor Uzmanlara göre bu tercih değişimine bağlı olarak kısa ve orta vadede ürün geliştirme hızı yavaşlayabilir. Sanayi destekleri 1-3 yıl içinde rafa çıkacak ürünleri beslerken, üniversite araştırmalarının ticarileşmesinin 5-10 yılı bulabileceği belirtiliyor. Bu durumun, sanayinin küresel teknoloji yarışında yeni ürün çıkarma hızını geçici olarak yavaşlatabileceği ifade ediliyor. Desteğin kısılmasının, KOBİ’ler için finansman baskısı yaratabileceğine işaret ediliyor. Büyük sanayi kuruluşları kamu desteği azalsa da Ar-Ge’ye kendi öz kaynaklarıyla devam edebilirken, hibe ve teşviklere bağımlı küçük ve orta ölçekli teknoloji şirketleri ile start-up’lar yeni proje başlatmakta zorlanıyor. Strateji değişimi, uzun vadede ise üniversite-sanayi iş birliğini güçlendirebilecek bir faktör. Devlet parayı üniversiteye aktardığı için, sanayicilerin ihtiyacı olan teknolojiyi bulmada kampüslerin kapısını daha çok çalacağı, bu durumun, üniversite-sanayi ortaklığını kâğıt üstünde olmaktan çıkarıp ticari bir zorunluluk haline getirebileceği belirtiliyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.235,83 0,00 %
Dolar 48,6380 0,04 %
Euro 56,1695 0,04 %
Euro/Dolar 1,1540 -0,07 %
Altın (GR) 6.677,23 -1,42 %
Altın (ONS) 4.312,33 0,31 %
Brent 103,93 0,71 %