Regülasyonlar neden yanlış işler?

Dr. Uğur TANDOĞAN
Dr. Uğur TANDOĞAN NOT DEFTERİ tandogan2007@gmail.com

Amerikalı çiftçinin korkusu

Amerikalı iki çiftçi konuşuyormuş. Birisi diğerine sormuş: Nasıl, devletin yaptığı hava tahminlerinden mutlu musun? Diğeri cevap vermiş : “İyi değil ama yine de şükretmeliyiz.” Birinci çiftçi patlamış bu laf üstüne: “Ne demek istiyorsun? Hem iyi değil diyorsun, hem de şükretmeliyiz. Şükretmek nasıl iştir?”. Diğeri açıklamasını yapmış: “Evet, devletin yaptığı hava tahminleri çok kötü. Hava durumunu sadece tahmin ettikleri için şükretmeliyiz. Düşünsene bir de havayı regüle (Regulate) etmeye kalksalar bir regülasyon çıkarsalar, ne olurdu!!!”

Regülasyon nedir?

Regülasyon sözcüğü Fransızcadan gelmektedir. Türk Dil Kurumu Sözlüğü sözcüğün anlamını “Ayarlama” ve “Düzenleme” olarak vermektedir. Aslında sözcüğün anlamı daha geniştir. Daha kapsamlı bir tanım şöyle verilebilir: Karmaşık sistemlerin bir dizi kurallar ve eğilimlerle yönetimidir. Başka bir deyişle, bir sisteme müdahale etmektir. Yönetim deyince belli bir amacınız olacaktır. Bu sistemin nasıl işlemesini istiyorsanız amaçladığınız hedefinizi ona göre koyarsınız. Belirlediğiniz kurallar sizi amacınıza ulaştıracak doğrultuda olacaktır. Sistemi denetlersiniz. Eğer hedeften sapmalar varsa, bu sistem içinde bu sapmaya neden olan unsurları hizaya sokarsınız. Bu nedenle regülasyon deyince bu kuralları koyan, denetleyen ve gerekirse düzeltici eylemler ortaya koyan bir “otorite “ söz konusu olur. Genel olarak da bu otorite müdahaleyi kamu yararına yapan devlettir.

Dörtlü kavşakta regülasyon

Somut bir örnek vermek gerekirse bir dört yol ağzındaki trafik sistemini düşünelim. Sistem, kompleks bir sistemdir. Her bir araç farklı cinstir; sürücülerinin de her birisi de ayrı cins. Eğer bu sistem doğru çalışıyor dersek, trafiğin her yönde hiçbir kaza olmayacak biçimde düzgün olarak akması gerekir. Eğer trafik yoğunsa ve beklemek gerekiyorsa her aracın bekleme süreleri de eşit olmalıdır.

Eğer bu dört yol ağzında trafik yukarda söz ettiğimiz biçimde akıyorsa bir regülasyona ihtiyaç yoktur. Trafikte şöyle bir kural vardır: Geçiş üstünlüğü, kavşağa ilk giren araca aittir. Bu kuralı herkes bilir ve uygularsa, sürücüler birbirlerine saygılı olursa ve sürücülerin zeka seviyeleri belli bir seviyenin üstünde ise kavşak çok iyi biçimde işler. Ama kural tanımayan; benim zamanım herkesten değerlidir diyen, geçemeyeceğini bildiği halde kavşağa giren zorbalar ve bunu görecek seviyede zeka seviyesi olmayan tosuncuklar yüzünden trafik tıkanır veya çarpışmalar olur. Bu durumda otorite trafiğe müdahale etme gereği duyar ve regülasyon yapar. Trafikteki regülasyon iki biçimde yapılabilir. Trafik ışıkları veya trafik polisi ile.

Regülasyon yanlış işlerse ne olur?

Eğer regülasyonlar çalışmazsa, yanlış işlerse o zaman yukarıda Amerikan çiftçisinin korktuğu durum ortaya çıkar. Peki konulan bir regülasyon neden çalışmaz? Regülasyonların yararlı olması için birincisi, konulan amaç doğru olmalıdır. İkincisi, konulan kurallar bu amaca hizmet edecek biçimde olmalıdır. Üçüncüsü, konulan kurallara uymayan olursa onları hizaya sokacak yaptırımlar adilce uygulanmalıdır

Regülasyonda amaç

Önce amaçtan başlayalım. Yukarıdaki kavşak örneğine dönelim. Trafik ışıkları ile regülasyon yaptığımızı düşünelim. Amaç, bu ışıklar yardımı ile trafiğin düzgün akışını düzenlemektir. Ama o trafik lambalarını alan kişinin kafasındaki amaç, trafiğin akışını düzenlemek değil de örneğin “Bacanak” zengin etmekse, piyasadaki en işe yaramaz ve de en pahalı ışıkları bacanağından alacaktır. Bu durumda trafik ışıkları doğru dürüst çalışmayacak, örneğin belki aynı anda iki yöne yol vererek çarpışmalara neden olacaktır.

Regülasyonların uygulanması amaca uygun olması gerekir. Ülkemizdeki radyo ve televizyon yayınları ile ilgili düzenlemeler yapan bir Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) vardır. İlgili kanunun birinci maddesi şöyle demektedir: “Bu Kanunun amacı; radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerinin düzenlenmesi ve denetlenmesi, ifade ve haber alma özgürlüğünün sağlanması, medya hizmet sağlayıcılarının idarî, malî ve teknik yapıları ve yükümlülükleri ile Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun kuruluşu, teşkilâtı, görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin usul ve esasları belirlemektir.” Burada dikkatinizi çekeceğim kısım “ifade ve haber alma özgürlüğünün sağlanması”dır. Ama RTÜK adeta tek partili rejimlerin sansür kurulları gibi çalışmakta, bu ekran karartmaları ile ifade ve haber alma özgürlüğüne gölge düşürmektedir.

Regülasyonda sistemi bilmek

 Regülasyonda konulan kuralların amaca hizmet etmesi gerekir. Dört yol ağzındaki trafikte farklı yönlerin akış yoğunluğu farklı olabilir. Eğer trafik ışıklarının yeşil yanış sürelerini bu yoğunluğa göre ayarlamazsanız yoğun akışın olduğu yönde seyredenler uzun süre bekler, amaç gerçekleşmemiş olur. Bu nedenle, kuralları koyan, regülasyonları düzenleyenlerin sistemi çok iyi bilmeleri gerekir. Regülasyonlardan yakınanların en çok dile getirdiği neden budur. Reel sistemi bilmeyen bürokratın masa başında sadece teorik bilgilerle, bazen de liyakat sahibi değilse, teoriği de bilmeyerek yazdığı regülasyonlar faydadan çok zarar getirir. Örneğin, “Kepek fiyatları çok arttı” denince, “O zaman kepek ekin” diyen Tarım Bakanımız bile oldu. Böyle bir bilgi düzeyiyle tarımı regüle etmeye kalkarsanız, çiftçinizin korkusu Amerikalı çiftçiden daha fazla olacaktır.

Regülasyonda denetim

Regülasyon, sadece kural koymak değildir. Kuralların uygulanıp uygulanmadığı denetlemelidir. Eğer kurala uymayanlar varsa, onları da hizaya getirecek yaptırımlar uygulanmalıdır. Kavşak örneğimize dönersek, kırmızı ışıkta geçen taşıtların sürücüleri saptanmalı ve gereken cezalar verilmelidir. Eğer bu yapılmazsa zorbalar, aptal tosuncuklar trafiği allak bullak eder ve ettikleri yanlarına kaldığı için bu olay hep tekerarlanır. Başka bir örnek de işgücü pazarından vereyim.

Ülkemizde yüksek öğretim hizmeti veren iki tür kurum bulunmaktadır. Birincisi, devlet yükseköğretim kurumları; ikincisi, vakıf yükseköğretim kurumları. Devlet yükseköğretim kurumlarında çalışan öğretim elemanlarının ücretleri devlet personel kanununa göre düzenlenmiştir. Vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışan öğretim elemanlarının ücretleri ise serbest piyasa koşullarına göre veriliyordu. Ancak devlet bu piyasaya müdahale etti, regülasyon getirdi. 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun ek 8 inci maddesine 7243 sayılı Kanun'un 11 inci maddesiyle “Vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışan öğretim elemanlarına, unvanlarına göre Devlet yükseköğretim kurumlarında ödenen ücret tutarından az ücret verilemez.” hükmü eklendi. Söz konusu hüküm, Kanun'un Resmi Gazete'de yayımlandığı 17.04.2020 tarihinde yürürlüğe girdi.

Bazı vakıf yükseköğretim kurumlarında zaten verilen ücretler devlettekilerin üstünde idi. Ancak ücretleri devlete göre düşük olanlardan bazıları da bu kanuna uydu. Ancak bazıları uymadı. Ne yaptılar? Tam gün çalışanları işten çıkardılar; yarı zamanlıya çevirdiler. Yarım zamanlı yapamadıkları öğretim elemanlarına da her ay belli gün “ücretsiz izin” istekli sözleşmeler imzalatarak “hülle” yaptılar. Buna karşılık yükseköğretim kurumlarını denetleyen YÖK ise ne yapıyor? İki yıldan fazla süredir yürürlükte olan ve bazı üniversitelerce uygulanmayan bir düzenlemeye ilişkin şikayetleri denetlemek üzere iki üye ve müfettişler görevlendirdiğini belirtiyor. Başka bir deyişle, kurallara uymayan üniversitelere yaptırım uygulamamak için adeta orta sahada top çeviriyor.

Sonuç

Regülasyonlar sistemlerin daha düzgün ve adil biçimde çalışması için gereklidir. Ancak sistemi bilen kişilerce, amaca uygun olarak konmalı, adil biçimde uygulanmalı ve işlemesi denetlenmelidir. Yoksa dörtlü kavşağa konulup bilinçsizce programlanmış trafik ışıklarının yarattığı kaoslar gibi karmaşalar yaşanır.

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Ahilikten eser kalmazsa 09 Ağustos 2022
İş zanaatkârlığı 07 Haziran 2022