Rizeli Özcan Sümer, Türkler ‘marka yapamaz’ı nasıl yıktı?

Sadi Özdemir
Sadi Özdemir EKONOMİDE SAĞDUYU sadi.ozdemir@dunya.com

Eko Tekstil (Ekotex) Yönetim Kurulu Başkanı Özcan Sümer’in kurduğu Suwen (İç giyim markası) bugünlerde halka arz yapıyor ve işlemler tamamlandığında Suwen’in hisseleri Borsa İstanbul’da işlem görecek. Şu anda bu markada hiç ortaklığı yok ama iç giyimde aklınıza gelebilecek tüm markalara fason üretim yapan Ekotex, Türkiye ve Mısır’daki fabrikalarında yaklaşık 1200 kişilik istihdamla üretim yapıyor ve büyük bölümü Avrupa ve ABD’ye olmak üzere 50 ülkeye ihraç ediyor. Özcan Sümer, Rize’nin Pazar ilçesine bağlı Suçatı Köyü’nde doğdu. Türk hazır giyim sektörünün en ilginç, bir o kadar da başarılı iş insanlarından biri olmayı başardı. Girişimciliğe adım atana kadar öyküsü özetle şöyle: “Ege Üniversitesi’nde İktisat okudum, 9 kardeşiz ve gerçekten üniversite yıllarım maddi açıdan çok sıkıntılıydı. Mezun olunca müfettişlik, hesap uzmanlığı, banka sınavlarına girdim. Hepsinin yazılı sınavlarını kazandım ama mülakata gelince kaldım. Çünkü çok belirgin bir Karadeniz aksanıyla konuşuyordum, mülakatları geçemedim. Memurluk olmayınca İstanbul’a gelip Pamukbank’ta işe başladım. Ancak eşimin maaşı benimkini geçince moralim bozuldu ve bir süre sonra ayrılıp bir iç giyim firmasında çalışmaya başladım. 4 yıl orada muhasebeci olarak çalıştım. Üniversiteli çalıştırmaya pek alışmamış bir sektörde profesyonel olarak çok iyi yetiştim, ihracatın uygulama tarafında çok sayıda firmanın bilirkişisi gibiydim. 1993’te de kendi işimi kurdum."

Mısır’daki fabrikamızda hiç sorun yaşamadık

Özcan Sümer’e Ekotex’in güncel durumunu soruyorum, şöyle yanıtlıyor: “Türkiye ve Mısır’daki fabrikalarımızda toplam 1200 kişilik istihdamımız var. İhracatımız 25 milyon doları aşıyor. Biz iç giyim, sutyen, külot, pijama ve mayo üretiyoruz. TL olarak aylık ciromuz 25 milyon Lirayı buluyor. Pandemide de hiç durmadık. Hatta normal çalışma tempomuzdan daha yüksek bir iş hacmiyle çalıştık. Türkiye’de, Avrupa ve ABD’deki birçok küresel marka müşterimize üretmeye devam ettik. 50 ülkeye ihracat yapıyoruz. Ciromuz bu yıl geçen seneye göre nerdeyse yüzde 70 artıyor. Bu arada, Mısır’daki fabrikamızda hiç sıkıntı yaşamadık. Mısır’da devlet ve hükümet yetkilileri iki ülke arasındaki zor dönemde de bize hiç sorun çıkarmadı. Tam tersine bizi ziyaret ederek ‘devletlerin arasında sorunlar olabilir, bir sıkıntınız olursa mutlaka iletin” dediler.”

Suwen ile gurur duyuyorum, yeni marka yeni jenerasyonun işi

Özcan Sümer, kurucusu olduğu ama şu anda sadece üretim yaptığı markalardan biri konumundaki Suwen için de şöyle konuşuyor: “Suwen’in yüzde 51 hissesini 2017’de bir yabancı fona (Lüksemburg merkezli IntiLux S.a.r.l.) satmıştım. Sonra diğer hisselerimi de sattım. Şimdi Borsa İstanbul’da halka arz ediliyor. Uzun süredir borsamıza gelen ilk hazır giyim firması olacak. Artık benim hissem yok ama tabii ki sermaye piyasasına girip daha da kurumsal bir yapı kazanmasıyla gurur duyuyorum. Türkiye’de uzun süredir dünya çapında marka yapacak moda ve sermaye birikimi var. Benim 3 oğlum, yeğenlerim var. Hepsi de Ekotex’in içinde ve en kritik konularda çok iyi yetiştiler. Ben tekrar marka kurmayı düşünmüyorum ama eminim yeni jenerasyon olarak onlar yapacaklardır. Yapmaları için de bütün altyapı hazır. Türkiye’nin en iddialı iç giyim üretim organizasyonuna sahibiz. Bu arada ülkemizde marka projelerine ve markalarımızın uluslararası olması olmasına yönelik devlet destekleri de çok güçlü ve aktif. Çok iyi destekler var.”

Çin’den tedarik kayması kalıcı olacak mı?

 Özcan Sümer’in, pandemi döneminde Avrupa’daki müşterilerin Türkiye’ye kaydırdığı Çin tedariklerinin kalıcı olup olmayacağına dair görüşü ise temkinli: “Bence de kalıcı olabilir ama biraz daha zamana ihtiyaç var. Çünkü Avrupa çok yüklü stokta yakalanmıştı. O stokların önemli kısmı bitince tedarikin nerden yapılacağı önemli. Şu anda o aşamadayız. Eğer tedarik Türkiye’de kalacaksa bu yılın ikinci yarısında hazır giyimde yüzde 30 hatta daha yüksek ihracat artışı görebiliriz. Bir de Avrupa aslında pandemi öncesinde ‘tüketimi azalan’ bir pazar haline gelmişti. Acaba bu durum da değişti mi? Görmemiz lazım.”

İhtiyacımız kadar işçi bulsak bir fabrika daha kurarız

Türkiye’nin uzun yıllar hazır giyimde ‘emeğe dayalı avantajla’ ihracat yaptığını belirten Özcan Sümer şöyle devam ediyor: “Sonra TL’nin değerlendiği dönemlerde tasarım ağırlıklı ihracat öne çıktı. Şimdi son zamanda yaşanan kurlardaki değişimle bence tekstil ve hazır giyimin önü en az 15 yıl daha açıldı. Şimdi hem emeğe dayalı avantajımız hem de tasarım gücümüzle yeni bir dönem yaşayacağız. Ancak, iş gücü eksikliğimiz var. Mesela biz son dönemde yüzde 25 kapasite artırdık ama ihtiyacımız kadar 500 işçi bulsak bir fabrika daha kurarız. Bence sektörümüzün işçi açığının önemli bir nedeni de 2000’lerin başından itibaren yaşadığımız Alışveriş Merkezleri (AVM) furyasıdır. Sektörümüz işçisinin önemli kısmını AVM’lere kaptırdı. Zaten AVM’ler de genellikle merkezi yerlerdeki konfeksiyon fabrikalarının arsalarına yapılmıştı. Şimdi hazır giyimin işçisini tekrar kazanması lazım. Hazır giyimde kilogram başına ihracat değeri sanıldığından çok daha yüksektir. Mesela iç giyimde 23 ila 40 dolar arasındadır. Bazı ürünlerde kilogram değerimiz 60 doları da aşar. Eğer 1980’lerden bugüne yeteri kadar markalı ihracat gücüne ulaşsaydı şu sıralar ihracatı 100 milyar doları aşmıştı. Oysa neredeyse 10 yıldır, 16-20 milyar dolar bandında tıkandı kaldı.”

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar