Rusya Avrupa’nın gazını kesmekle ne kazandı ne kaybetti?

Mehmet KARA
Mehmet KARA ENERJİ GÜNDEMİ mehmetkara2007@yahoo.com.tr

Rusya Federasyonu, Sovyetler Birliği döneminde, 1980’lerde hızlanan doğalgaz üretim ve satışı faaliyetlerini 1990’larda daha da yoğunlaştırdı. 2000’lere gelindiğinde Rusya, küresel doğalgaz piyasalarının en güçlü oyuncusu unvanını elde etmişti.                

Avrupa Birliği ülkeleri ise ana enerji tedarikçileri konumuna yükselen Rusya’nın bu pozisyonunu iyice derinleştirmeye dönük çalışmalarına karşılık, bazı önlemler alma ihtiyacı duyuyordu. Bunun için gerek Avrupa Birliği kurumları üzerinden müşterek gerekse tek tek ülkeler bazında bazı adımlar atılıyordu. Söz konusu önlemlerin arkasında tek bir ülkeye aşırı bağımlılığın yol açabileceği riskleri elimine etme kaygısı vardı.                  

Türkmenistan, Azerbaycan, İran, Irak ve İsrail gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınmasına yönelik çok sayıda sınır aşan (hatta denizleri geçen) boru hattı projesinin gündeme gelmesi de bu kaygının sonuçlarından biriydi. Rusya’ya alternatif projelerden bazıları hayata geçirildi. Azerbaycan gazı Türkiye’ye ve Türkiye üzerinden Yunanistan’a ulaşıyor. Aynı şekilde İran Gazı da Türkiye’de tüketiliyor. Azerbaycan’dan gelen bir diğer hat ise TANAP oldu ki bu hat da hem Türkiye’ye hem de Yunanistan ve Arnavutluk üzerinden İtalya’ya kadar, güzergah üzerindeki tüm ülkelerde de kullanıma açık şekilde gaz taşıyor.                 

Bu arada Türkiye üzerinden sadece Rus gazına alternatif olması hedeflenen Azerbaycan ve İran gazı değil, Rus gazının kendisi de artarak geçmeye devam etti. 1980’lerden itibaren Ukrayna, Moldova, Romanya ve Bulgaristan üzerinden Türkiye’ye Rus doğalgazı taşıyan hattın yanına 1990’ların sonlarında yapımına başlanan Mavi Akım hattı ile bir de 2019 sonralarından itibaren gaz aktarımına başlanan TürkAkım boru hattı eklendi. TürkAkım, hem Türkiye’ye hem de Avrupa’ya gaz aktarmaya başladı.                 

Ancak 2022 yılının başlarında Avrasya’da, hatta tüm dünyada doğalgaz piyasalarına damgasını vuran gelişmeler başgösterdi. Rusya, son yıllarda Avrupa’ya gaz aktarımında devreden çıkarmak üzere çeşitli adımlar attığı Ukrayna’nın topraklarından bir bölümünü işgal etti. Rusya, Ukrayna’yı işgal etmesinin ardından ABD, İngiltere ve AB’nin kendisine yönelik yaptırımları sıkılaştırmasına karşılık, AB ülkelerine gaz taşıyan boru hatlarının vanasını da kısıverdi.                

Rusya’nın bu adımı, Avrupa ülkelerine, en az 20 yıldır üzerinde çalıştıkları, hatta bu uğurda zaman zaman birbirlerine düştükleri doğalgaz tedarikinde Rusya’ya aşırı bağımlılıktan kurtulma politikalarında “ne kadar haklı olduklarını” iliklerine kadar hissettirdi.               

Avrupa ülkeleri bugün, zaten öteden beri tedirgin oldukları ama Kuzey Akım 1, Ukrayna ve TürkAkım hatları ile doğalgaz tedarikinde göz göre göre (belki de bile bile) göbekten bağlı hale geldikleri Rusya’nın bu son adımından sonra, öncelikle 2022-2023 kışını nasıl geçireceklerinin derdine düşerken, bir yandan da uzun vadede ne tür önlemler almaları gerektiği üzerinde uzun uzun kafa yormaya çoktan başlamış durumda.              

Gerek Türkiye ile yaşadığı uçak krizi sonrasında gerekse batılı güçlerle dolaylı da olsa neredeyse sıcak çatışma derecesinde karşı karşıya geldiği Suriye iç savaşı sırasında bile müşterisi konumundaki ülkelerin gazını kesmeyen Rusya bu kez korkulanı yaptı. İşte bu son adım, neredeyse 40 yıldır “savaşta bile gazı kesmedi, kesmez, çünkü oradan gelecek paraya ihtiyacı var” denilen Rusya’yı, “kesintisiz ve güvenilir gaz tedarikçisi unvanından uzaklaştırdı. Bu itibari kayıp, Rusya için uzun vadede, askeri/politik çatışmalardan/çekişmelerden bile daha büyük zarar verebilecek derecede önemli görünüyor. Bu durum tek bir enerji tedarikçisine olduğu kadar tek bir üründen elde edilecek ihracat gelirine bağımlı kalmanın da riskli olduğunu gösteriyor aynı zamanda.         

Peki Türkiye açısından durum ne? Onu da sonraki yazılarımızda tartışalım isterseniz.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar