Rüzgar tersine mi döndü?

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

ABD ile İran arasında son iki haftada ya­şanan gelişmeler bir kez ha senaryolar­da revizyon ihtiyacını beraberinde getirdi. Özellikle Hollywood çıkışlı gerilim filmle­rinde görmeye alıştığımız cinsten çok sayıda “plot twist” ile şaşkına döndük.

Hatırlayın o filmlerde bir noktadan sonra kim iyi adam, başrol kim, hikaye nereye evriliyor sorula­rı çığırından çıkar. Benzer şekilde işler kö­tüye gidiyor, iyiye gidiyor yok yok galiba yi­ne kötüye gidiyor olarak özetleyebileceğimiz bir sonsuz papatya falının içindeyiz.

Benim de dahil olduğum çok sayıda analist tümden­gelim yaparak ABD Başkanı Trump kasım ayındaki ara seçimleri kazanmak istiyorsa, petrol fiyatlarının düşmesi gerekiyor, petrol fiyatları düşecekse Hürmüz Boğazı gergin­liği bir noktada tatlıya bağlanacak, Trump bunu iç kamuoyuna kazanılan zafer olarak pazarlayacak, artan görev onay oranı ile be­raber hem senatoda hem de temsilciler mec­lisinde çoğunluğu koruyacak.

Çözüm imkansıza yakın

Geldiğimiz noktada ise ana senaryonun evrildiği yer, kasım ayına kadar belki yük­sek tempoda devam eden bir savaş olmaya­bilir, ancak sonrasında yani seçimler atlatı­lınca ABD ve İsrail yeniden İran saldırıla­rına başlar olarak özetlenebilir.

Bu duruma zaten savaşın doğal uzantısı olarak görülen Lübnan’daki Hizbullah uzantıları, bu var­lığa karşı İsrail’den girişimler, hatta yakın zamanda gündeme gelen Suriye’nin de bu aksiyona dahil olacağı öngörüleri. Gerçek­ten çözümün imkansıza yakın olduğu bir coğrafyadan ve ortamdan bahsediyoruz.

Maalesef işin insani ve sosyal boyutundan ziyade ekonomiye olan etkileri ve bunun sermaye piyasalarına olan yansımalarını konuştuğumuz bu köşede piyasaların odak noktasının yılın ikinci yarısında da bu böl­gede olacağını söylemek güç değil. Yüksek seyreden enerji maliyetlerinin bizim gibi net enerji ithalatçısı ülkeler için artan dış ticaret açığı anlamına geldiğini biliyoruz.

Petrolde 10 dolarlık artış açığı artırıyor

Petrolde 10 dolar varil civarında bir yük­seliş 5-6 milyar dolar civarı açık yaratıyor. Bu beklenmedik açığı telafi edebileceğimiz turizm gelirlerinde ise benzer bir artış ya­ratmak güç.

Sanayi sektörü yani ihracatımız bu yaraya çare olabilir mi diye soracak olur­sanız o tarafta da hem ihracatın ara malı ve enerji ithalatı üzerinden bağımlılığı hem de içerde artan maliyetlerin getirdiği dış pazar­larda yeni anlaşmalara varmanın getirdiği zorluklar ile cevap hayır. Ödemeler denge­si açısından incelendiğinde dış finansmana erişim problemi yaşamadığımız aşikar, bel­ki TL varlıklara ilginin azaldığı ya da en azın­dan artmadığı bir süreci yaşıyoruz.

Ancak di­ğer yandan Türkiye’nin borçlanma kapasite­sinin özellikle yabancı para üzerinden hem kamı hem de özel sektör açısından sorunsuz geçmesi en olası senaryo. Yani sözün özü ka­ralar bağlamayalım ama daha iyiye gidiş için önümüzdeki rota oldukça engebeli.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.393,85 0,00 %
Dolar 48,5992 0,11 %
Euro 56,4832 0,19 %
Euro/Dolar 1,1611 0,00 %
Altın (GR) 6.787,54 -0,91 %
Altın (ONS) 4.325,37 0,20 %
Brent 104,81 -1,31 %