Sabit gelirliler enflasyona yenildi, Ek Bütçe gündemde

Maruf Buzcugil
Maruf Buzcugil ANKARA NOTLARI maruf.buzcugil@dunya.com

Yüksek enflasyonun en fazla sabit gelirlilerin yaşamını zora soktuğu tartışılmaz gerçekliktir. Sabit gelirlilerin durumundaki hızlı bozulmayı ve enflasyon tahribatını geçen hafta açıklanan TÜİK büyüme, enflasyon verileri ile ISO-500 göstergelerinden net bir şekilde izleyebildik. TÜİK’in geçen hafta açıkladığı 2022 yılı birinci çeyrek büyüme verileri bu gerçeği biraz törpülenmiş bile olsa bir kez daha tüm çıplaklığıyla gözümüze soktu. Ücretlerin milli gelirden aldığı paydaki erime serbest yükselişteki enflasyonla daha da hızlandı. 2020 yılı birinci çeyreğinde yüzde 39,1 olan ücretlerin Gayrı Safi Katma Değer içindeki payı bu yıl aynı dönemde 31,5’e geriledi. 2021 yılı ilk çeyreğinde ücretlerin payı yüzde 35,5 idi. Böylece ücretlilerin payındaki erime 2020’ye göre 7,6 puan, geçen yıla göre de 4 puan oldu.

Ücretlerdeki erimeden en çok özel sektör mü rahatsız?

Geçen hafta açıklanan önemli verilerin ardından çalışanların ücretlerinin yüksek enflasyon karşısında erimesiyle ilgili en net çarpıcı uyarıların özel sektör önderlerinden gelmesi dikkati çekti. ASO Başkanı Nurettin Özdebir ve EBSO Başkanı Ender Yorgancılar ücretlerde mutlaka artışa gidilmesi uyarısında bulundular. ASO Başkanı Özdebir, büyümede sanayi ve ihracat katkısının önemli olduğunu belirterek, “Çalışanların İşgücü ödemelerinin cari fiyatlarla Gayrisafi Katma Değer içerisindeki payı geçen yılın birinci çeyreğinde %35,5 iken, bu çeyrekte %31,5 seviyesine gerilemesi, gelir adaleti açısından dikkat edilmesi gereken oldukça önemli bir husus olarak görülmelidir.” uyarısında bulundu. EBSO Başkanı Yorgancılar da Meclis toplantısında yılbaşında asgari ücrete yapılan zammın enflasyon karşısında eridiğini belirterek, “ÜFE- TÜFE’nin ortalamasında çalışanlara zam yapma durumu doğdu. ‘Benim sorunum değil’ deyip kenara oturup bakmak doğru değil. Eğer sosyal yaşam dengesini kuramazsak iş farklı boyutlara gider” dedi. Perakende sektöründen de “Yılbaşında güçlü bir zam yaptığımızı düşündük fakat 3-4 ayda bu maaşlar enflasyon karşısında eridi. Birçok üyemiz ara zamlar ile çalışanlarını destekleme gayreti içinde” değerlendirmeleri geldi. Sektörde yüzde 40'a varan oranda ücret zammı yapıldığı belirtiliyor.

Bayram öncesi Ek Bütçe TBMM’ye gelir mi?

Meclis Kurban Bayramı’nın başlayacağı 9 Temmuz öncesine kadar yoğun bir gündemle çalışacak. Halen Meclis’e sunulan yargı paketi, kamuoyunda ‘dezenformasyon yasası’ olarak bilinen Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Öngören Kanun teklifi, Çevre Kanunu değişikliği İstanbul Finans Merkezi Kanun tekliflerinin Meclis tatile girmeden kanunlaştırılması hedefleniyor. Bu arada sağlık çalışanlarının özlük haklarını iyileştirecek düzenleme ile 3600 ek göstergeye ilişkin yasal düzenlemelerin de Temmuz ayından önce Meclise sunulacağı açıklandı. AK Parti kulislerinde bunların dışında bir ek bütçe düzenlemesinin de Meclis gündemine geleceği konuşuluyor.

Ek Bütçe ne getirir, erken seçimi düşündürür mü?

Aslında 2022 bütçesini genişletecek ek bütçe ihtiyacı bütçenin uygulamaya girdiği yılbaşından beri dile getiriliyor. Yılsonunda döviz kurları ve enflasyonda yaşanan hareketlenme nedeniyle 2022 bütçesi yürürlüğe girmeden çoğu harcama kaleminin yetersiz kalacağı ortaya çıkmıştı. Ek bütçeyle sağlanacak genişlemenin çalışan ve emeklilerin maaşlarında yapılacak iyileştirme düzenlemeleri için imkân yaratması beklenebilir.

Kulislerde Ek Bütçe’nin yüksek perdeden dile getirilmesi, sonbaharda erken seçim öngörüsünde bulunan gözlemcilerin savlarına daha sıkı sarılmalarına neden oluyor. Türkiye’de geçmişte de erken seçim ve Ek Bütçe’nin eşanlı tartışıldığı dönemler yaşandığını akılda tutmakta yarar var.

LÖSEV: “Batıya göç ile kanserde artış paralel” 

Ankara geçen hafta kanser hastalığı konusunda önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptı. Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı’nın (LÖSEV), düzenlediği 1. Uluslararası Kanser ve Hayat Sempozyumu’na dünyada kanser çalışmalarına hizmet veren bilim insanları katıldı. Sempozyumda, Wageningen Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ellen Kampman’ın göç ve kanser vakalarındaki artıştaki paralelliğe işaret eden sunumu dikkati çekti. Kampman şöyle dedi: “Tüm dünyada kanser tırmanıyor. Türkiye ile ilgili durum ne diye baktığımızda hala akciğer kanseri, meme kanseri en fazla görülen kanser türleri. İkinci dünya savaşından sonra Japonlar çok klasik yaşam tarzlarını ABD’ye geçince koruyamadılar. Göç ile paralel mide kanseri de arttı. Çok hızlı bir şekilde 1- 2. jenerasyon içinde kanser artışı gözlendi. Genler bu kadar hızlı değişmiyorsa başka bir şey değişti o zaman. Pek çok kişinin kaygısı var ve kanser tüm dünyada artıyor. Kentleşme ve batı tarzı hayat yaşamakla paralel diyebiliriz.”

LÖSEV- LÖSANTE Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Pediatrik Hematolog Onkolog Dr. Üstün Ezer de çocuk kanserlerinde Vakfın kurulduğu 1998 yılında yüzde 20 olan iyileşme oranının yüzde 94’lere taşındığını açıkladı. Üstün Ezer’in “Amacımız bunu tüm yetişkin kanserlerine de taşımak. Bunu yapmak mümkün” sözleri yüreklere su serpti.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar