Sağa da sola da popülizm gerek!

Yasemin SALİH
Yasemin SALİH İYİLİK FABRİKASI yasemin.salih@dunya.com

Harvard Üniversitesi’nde 30 yıldır Paul McGuire Öğretim Üyesi olarak karşılaştırmalı politika dersleri veren Prof. Dr. Pippa Norris’in yönetim sistemleri, seçim güvenliği, demokrasi gibi konularda 50’den fazla kitabı var. Siyaset bilimi alanında en çok atıf alan ikinci profesör unvanına sahip olan Norris, şu anda Harvard ve Sydney üniversitelerinin ortak yürüttüğü “Seçim Bütünlüğü” projesinin de direktörlüğünü yapıyor.                 

Norris, pandemi nedeniyle Türkiye’ye gelmedi. Görüşmemizi de online ortamda yaptık. Gündem; pandemi ve Ukrayna-Rusya savaşı odağında toplumların yönetim tercihleriydi. Son yıllarda otoriter popülist liderlerin yükselişte olmasının 1960’lardan gelen bir hikayesi olduğunu söyledi Norris. Şöyle bir açıklama getirdi: “Otoriteryen popüler liderler birçok ülkede var. 60’lardan beri liberalizm yükselişteydi. Özgürlükler, cinsiyet eşitliği, değerlerde genişleme, eşitlik fikirleri etkisini artıyordu. Peki ne oldu? Bizim öngörümüz şöyle; bu fikirler ilk çıktığı zaman savunucuları azınlıktaydı. Liberal görüşü olan nüfus sonrasında büyüdü. O grup genişledi ve gelenekçiler geri gitti. Ancak hala çok etkililer. Oyları zamanla yüzde 80’den 60, 50, 40’a indi ama politikayı etkilemeye devam ettiler. Çünkü bu grup değerleri temsil edilmediğinde çok kızıyor. Değerlerimizi kaybettik diye öne çıkıyorlar. Tehdit altındayım diyorlar. Bu psikolojiyle otoriter popülizm bu gruba hoş geliyor. İngiltere’de Brexit isteyenler, gay haklarına karşı çıkanlar… Liderler de iktidarda kalmak için popüler değerlerin altını çiziyor. Ulusalcılık yükseliyor.”

Bir ileri-bir geri ilerleme yok!

Küreselleşme bitiyor mu sorusu, Prof. Dr. Norris’in araştırmalarının odağında. Biz de sorduk. Trump örneğini verdi: “Trump ticarette birçok kısıtlama tarifesi getirdi. Biden ise bu tarifeleri yok etmedi. Bakın Rusya, Ukraya’na saldırdı. Ama Amerika askeri bir savaşa hazır değil, askeri güç kullanmak yerine olayı ticarete taşımayı tercih etti. Şimdi göreceğiz, bunun ne kadar etkisi olacak? Almanya Rusya’nın petrol ve gazına muhtaç ise, Rusya ihracata devam ederse belki de ambargonun istenilen etkisi olmayacak. Ruble kendini toparladı. Bir yerde ticaret iner-çıkar ama devam eder. Avrupa Birliği, korumacı politikalar getirir ama baktığınızda global ticarete en açık alanlardan biridir. Bu durum her ülkenin kendi mavi yakalısını etkiledi. Bu kesimden hükümetlere ciddi reaksiyon söz konusu. İşte popülizm de bundan yararlanıyor.”              

Prof. Dr. Pippa Norris’e göre belli ülkeler küreselleşmenin avantajlarından yararlandı. Ancak özellikle Sahra Altı Afrika’sında Nijerya, Kenya gibi ülkelerde ticari ilerlemeye rağmen eşitsizliklerin ortadan kalkmaması düşündürücü. Norris, “Biz akademisyenler korumacı politikaların bir süre daha devam edeceğini düşünüyoruz” dedi. Bunun da nedenlerinden birini popülizmin siyaseti etkilemesi olarak gösterdi. Norris’e göre bütün dünyada tıptan siyasete, bilime kadar her alanı kapsayan bir güvensizlik hakim. Yetkili insanlara güven duyulmaması da popülist liderleri güçlendiren bir durum. Bu nedenle insan hakları konusunda inanılmaz bir gerileme olduğunu söylüyor: “Amerika’ya bakın. Ne olursa olsun yönetim ya kırmızı ya mavinin elinde oluyor. ABD ahlaki değerler açısından iki ayrı dünyaya dönüşüyor. Hala kadınlar kürtaj yaptırdı diye tutuklanıyor, LGBT hakları savunulmuyor. Siyasetçiler neden körüklüyor bunu? Oylarını mobilize etmek için. Primer seçmenlerinden bu şekilde oy alıyorlar. Seçim sisteminde reformlar yapılabilirse, kamuoyu algısı değiştirilebilirse liberal değerlerin gelişmesi sağlanabilir. Sağcılar kültüre sarılmaya devam edecek ama gelenekler söz konusu olduğunda solun da yapabileceği çok şey yok.”

BARDAĞIN YARISI DOLU

Prof. Dr. Pippa Norris, dünyaya her şeye rağmen bardağın yarısı dolu gözüyle baktığının altını çizdi. Yaşamın bir denge üzerinde sürdüğünü söyleyen Norris, medyanın ağırlıklı olarak negatif manşetler atmayı tercih ettiğini söyleyerek, iyimserliğini şöyle açıkladı: “Bazı ülkelerde aşırı sağa karşı koalisyonlar başarılı oluyor. Bir gidiş geliş var. Sağlam ileriye doğru bir trend değil bu ama sosyal bilimler dikkatli olmalı. Medya hep felaket haberleri verir. Oysa potansiyel çözümleri düşünmemiz lazım. Vazgeçemeyiz. Bakın Ukrayna’nın böyle direneceğini kimse beklemiyordu. Herkes NATO bölünmüş sanıyordu ama bir araya geldi. Finlandiya ve İsveç üyelik kovalıyor. Majör sorun hala Çin. Kurallara dayanan dünya düzeni kırıldı mı, evet; hasar mı gördü, kesinlikle. Ama direnebildi. Denge çok önemli biz akademisyenler için.”

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar